İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Cüneyt Arcayürek - Sanıktan Tanıklığa

Mayıs 31, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK

Bilinen yoldur. Toplumsal sarsıntı yaratan olayın üstünü örtmek isteyen iktidarlar olayla ilgili konuyu ya müfettişlere veya savcılara teslim ederler. Siyasal tepkileri karşılamak için de TBMMde bir araştırma komisyonu kurmaya girişirler.

Yıllardır bilinenlere ek olarak, son kez CHP Genel Merkezinde genel sekreterin çalışma odasının dinlenmesiyle patlayan skandalı örtmek için AKP iktidarı savcıları göreve çağırdı. Meclis’te araştırma komisyonu kurarak eleştirileri, suçlamaları karşılamaya çalışıyor.

Ne yaparsa yapsın, dilediği kadar yalanlasın, dinleme olaylarının üstünü örtmek için hangi önlemi alırsa alsın; para etmiyor.

Dinleme olaylarını toplum vicdanından, aklından silmek, artık olanaksız.

***

Daha önceki yıllarda dinleme olayları yok muydu? Vardı. Süleyman Demirel, bir söyleşimizde başbakanlığı dönemlerinde MİT’in yabancı ülkelere hizmet verdiğinden kuşkulandığı kişileri dinlemeye almak için izin istediğini söylemişti.

12 Eylül’den sonra dinleme olayları hayli genişledi ve gelişti.

Ne ki dinleme olaylarından yararlananlar da var:

Örneğin Demirel, 12 Eylül’de Hamzakoy’a gönderildiği günlerde arayanlara telefonda ülkenin içinde bulunduğu koşullardan çıkış yollarını sıralardı.

Askerleri eleştiren, çıkış yolları gösteren konuşmaların nedenini soranlara gülerek, “Telefon konuşmalarımın banda alındığından ve çözülerek hemen yüksek askeri makamlara iletildiğinden kuşkum yoktu.

Hapsedilmiş bir insanın görüşlerini, düşüncelerini askeri yönetime iletmesinin tek yolu görüşlerini, eleştirilerini telefonda söylemekti” diyordu.

Uğur Mumcu, Aziz Nesin’e pasaport verilmediğini iletmek ve soruna çare bulmasını istemek için 12 Eylül’de Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği görevini üstlenen (daha sonra Genelkurmay Başkanı) Orgeneral Necdet Üruğ’u ziyaret etmiş; orgeneral, Uğur’a “telefon konuşmalarınızda Devlet Başkanı (Kenan Evren) için ‘sapla samanı karıştırıyor’ gibi sözler söylememesini” salık vermişti.

Uğur hiçbir konuşmasında böyle bir şey söylemediğini ifade edince, Orgeneral “Siz değil, sizinle telefonda konuşan arkadaşınız” demişti.

Arkadaşınız dediği bendim. Uğur Çankaya’dan gelir gelmez beni aradı ve “uyarıyı” aktardı. Devletin kulaklarının evlerimizi, işyerlerimizi dinlediğine bir kez daha tanık olmuştuk.

Bir kez de zamanın Başbakanı Bülent Ulusu’dan başka bir konuda aynı uyarıyı almıştım.

Devletin kulakları yıllardır evimizde, telefonlarımızda. Giderek gelişen teknikle besleniyor.

***

Diğerlerinde olduğu gibi CHP’yi dinleme olayında da kamuoyunu tatmin edecek kimi sonuçlara varılmayacak.

Bu hükümet öyle bir hükümet ki, bu tür olaylarda hükümet olduğunu unutuyor.

Bir kuşku var; dinlemelerin Emniyet örgütü içinde yuvalanmış tarikat bağlantılı bir grup, bir çete tarafından gerçekleştirdiğini öne sürüyor.

Devlet içinde, hükümet emrindeki Emniyet içinde yuvalanan tarikatçı çetelerin varlığını bu hükümet istese ortaya çıkaramaz mı?

Emrindeki diğer istihbarat örgütlerine (örneğin MİT’e) çetelerin saptanması emrini veremez mi?

Hayır! Kendinden korktuğu için vermez, veremez!

O zaman ne yapar? Başlar yaygaraya. Savcıları göreve çağırır. Muhalefete gelin birlikte araştıralım diye öneriler sunar.

Üstelik bu hükümet kamuoyu vicdanında mahkûm olduğunu anlayınca, başka defterler karıştırmayı ahlak edindi.

Dinleme olaylarını örtmek çabasıyla CHP Genel Sekreteri’nin hac konusundaki bir cümlesini resmi açıklamalarına konu yapıyor. Ana muhalefeti dine, Peygambere saygısızlıkla suçlayarak halk indinde küçük düşürmeye girişiyor.

Tek marifetleri olayları saptırmak, sanık iken tanık konumuna geçmek!

Dinleme olayında da suçluların telaşı içinde.

Cüneyt Arcayürek

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS