Dinleyen Kim veya Kimler? - Cüneyt Arcayürek
Mayıs 30, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Yargı ile hükümet arasındaki gerginliğin etkilerinden henüz kurtulamamışken, toplum yeni bir olay, yeni bir skandal ile çalkalanıyor.
Olaylar, devleti yönetenlerin ülkeyi ne hallere düşürdüğünü kanıtlayan olaylar… birbiri arkasına patlıyor.
Görünen köy kılavuz ister mi? İşte olaylar, işte olayların bir numaralı faili.
Altı yıldır ülkeye yerleşmiş kuralları, gelenekleri yıkan ve yıkmaya çalışan AKP iktidarı.
Daha önceki benzer olaylardan sonra son skandal, dinleme gerçeğine noktayı koydu.
Kamuoyu CHP Genel Merkezi’nin dinlendiğine inanıyor. Ama şu soruya yanıt aranıyor, araştırılıyor: Kim veya kimler tarafından?..
Kuşkusuz CHP haklı. Zira genel sekreterin odasındaki konuşmaları bina dışından dinleyecek yetenekte araç ve gereçler ancak devletin kimi birimlerinde, Emniyet’te, Jandarma’da bulunuyor.
***
Dinleme olayları ve olanakları yeni değil. Sovyetler zamanında Moskova Büyükelçiliği’nde müsteşar olarak görev yapan rahmetli Semih Günver, bana karşı bir binaya yerleştirilen aletlerle büyükelçiliğin örneğin -6. Cumhurbaşkanı- Büyükelçi Fahri Korutürk’ün çalışma odasının dinlendiğini anlatmıştı. “Peki ne yapıyordunuz, ne önlem alıyordunuz” diye sorduğumda çoğu zamanki muzip gülüşüyle, “Herhalde Sovyet hükümetine bizi dinliyorlar, odanın içini fotoğraflıyorlar diye şikâyet edecek değildik. Büyükelçiliği hükümete bağlı birimler dinliyordu” demişti.
Ne tür önlem aldıklarını sordum, şöyle yanıtladı: “Korutürk ile mahrem kalması gereken konuları bahçede görüşüyorduk”.
Bu örneğe bakarak Baykal ile Sav’a; bundan böyle görüşmelerini parti bahçesinde yapmalarını mı salık versek acaba?
Şimdilik adları ve konumları açıklanmayan çeteleşen “kimi dinci örgütlerde” de bu araç ve gereçler bulunabilir.
Din örtüsü altında dinci çetelerin oluşmasını ve devlet içinde etkili duruma gelmelerini kim sağladı? Dinci AKP iktidarı!
Müslümanlara, din kuruluşlarına daha çok özgürlük diye diye devleti tepelediler…
***
CHP lideri Deniz Baykal’ın parti genel sekreteri odasının dinlendiğinin kanıtlanmasından sonra, “Devlet içinde yuvalanmış birileri dinliyor, sonra dinci bir gazeteye servis yapıyor” diyor, eleştiri oklarını dinlemeden sorumlu hükümete yöneltiyor.
Ana muhalefetin suçlamalarına karşı hükümetten ve iktidar partisinden gelen yanıtları dikkatle okumak ve irdelemek gerekiyor.
İçişleri Bakanı ile her şeyi bilen, her konuda aşırı fanatik partici ikinci adam DMM Fırat, her ikisi, iktidarı savunuyor, dinlemeyi hükümetin gerçekleştirdiğini reddediyor ve fakat:
Yasadışı dinlemelerin olduğunu, olabileceğini itiraf ediyorlar.
Şimdi bu efendilere sormak gerekiyor. Siz nesiniz? Devleti yöneten, her istediğini yapan, ulustan yetki aldığını söyleyerek burnundan kıl aldırmayan iktidar değil misiniz?
Yasadışı kimileri ana muhalefeti dinlemeye cüret ediyorsa; sizin göreviniz, bunları; “devlet içinde yuvalanan” veya dinleme gücünü nereden aldığı şimdilik bilinmeyen gizli örgütleri ortaya çıkarmak başlıca göreviniz değil mi?
Hükümet dinlemiyor diyeceksin… sanki gerçeği açıklayarak görev yapmış gibi dinleyenlerin devlet dışında olabileceğini söyleyerek işin içinden sıyrılacaksın. Kimi kandırıyorsunuz?
“Teknolojik olanaklar devlet içinde yerleşmiş belli çetelerin aracılığıyla bir kısım vatandaşlara, (tabii şimdi de siyasal partilere) karşı sistematik olarak kullanılmaktadır”. Baykal’ın sözünü ettiği çeteler devlet kurumları içinde, devlet içinde bu iktidar sayesinde rahatça çalışan kimi örgütler olabilir.
***
Güne damgasını vuran bir başka olay; başbakanlarının gözdesi, yanından ayırmadığı, ABD’de çocuklarının eğitimini emanet ettiği, yazları tatilini kıyı kenti evinde yaptığı Remzi Gür’ün rüşvet vermekten 10 ay hapse mahkûm olması ve… sağa sola namus, erdem, rüşvet alan da veren de Allah indinde makbul değildir nutukları atan, rüşvetin belgesi olmadığını söyleyen RTE’nin gıkı çıkmıyor.
Üstelik Remzi Gür, 11’incinin seçilmesine oy vermesi için bir CHP milletvekiline rüşveti AKP grup başkanvekilinin odasından öneriyor.
AKP Genel Başkanı ve Başbakan olan zatın bu girişimlerden haberi olmadığı düşünülebilir mi?
Remzi Gür rüşvetin de belgesi olduğunu kanıtladı. Teşekkürler!
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.