İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Batı, Dincilerle Stratejik İşbirliği Yaptı - Erol Manisalı

Mayıs 30, 2008 - CUMHURİYET, EROL MANİSALI

Türkiye 2000li yıllarda derin bir bunalım yaşıyor. Bunu stratejik bir bunalım olarak tanımlamak gerekir. Türkiyenin AKPden önce de bağlandığı Batı, şimdi içimizdeki dincilerle stratejik işbirliğine başladı”.

Neden dinciler? Sorunun yanıtında şunlar var;
 

1) Dinci (İslamcı) işbirlikçiler ABD ve ABye, diğerlerinden çok daha fazlasını verebiliyorlar. Hangi hükümet ABD, İngiltere ve İsrail ile BOP için stratejik işbirliğine girebildi? Hangi iktidar Türkiyenin en yaşamsal ve stratejik kurumlarını bu cömertlikte Batıya sunabildi? Hangi güç Cumhuriyete ve Atatürk devrimlerine karşı, Batının talepleri ile bu kadar örtüşebilirdi?
 

Ne Amerikancı generaller, ne büyük sermaye çevreleri Batının bu taleplerini karşılayabiliyorlardı. İşte bu nedenle ABD ve AB, Türkiyede dincileri esas işbirlikçileri olarak seçtiler.
 

2) Dincilerin tercih edilmelerinin diğer bir nedeni, Türkiye için Batının öngördüğü öteki kimliğe dincilerin çok daha uygun olmasındandır. İslamcı yerli stratejistler bu nedenle, Batının talepleri ile kendi taleplerinin iki yüzyıldır ilk defa bu kadar örtüştüğünü savunuyorlar.
 

- ABD, İngiltere ve İsrail Türkiyeyi Ortadoğu kimliği içinde düşünüyorlar”. Graham Fullerin son kitabıYeni Türkiye Cumhuriyeti okunduğunda, Batının Türkiye için öngördüğü İslamcı kimliğin nasıl tek tek sayıldığı görülür.
 

Onlara göre Türkiye, Ortadoğuda Batı adına bir lider, bir katalizör, bir örnek ülke olmalı.Türkiyenin İslamcı, Batıcı, uyumlu bir Ortadoğu ülkesi olması yalnız Graham Fullerin çalışmalarında değil, Morton Abromowitz, Richard Holbrooke, Paul Wolfowitz ve Richard Perlenin değerlendirmelerinde de görülüyor.
 

- Daha 1996da Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ile ilgili olarak Rand Corporation, İslamcı stratejik ortaklığın ilk hazırlıklarını yapmaya başladı.
 

Rand Corporationun internet sayfalarına kadar inen 2007 yılı Türkiye raporunda da İslamcı ve Ortadoğulu bir Türkiyenin ısrarla savunulduğu görülüyor.
 

Zor durumda kalan diğer ortaklar…
 

ABD (ve Batı) Marshall Yardımından beri Türkiyede bürokrasi ve iş çevreleri üzerine oynamıştı. 1980’li yıllarda ise Özal - Amerikancı generaller ortaklığı iyi iş gördü.
 

1980’li yılların sonunda liberaller ve ikinci cumhuriyetçiler devreye sokuldu. Elit, sermaye, bürokrasi sacayağı bir süre iş yaptı. Ama 1995 ve 1996da Rand Corporationun önermeye başladığıişbirlikçi ve ılımlı İslamcılar modeli Ortadoğudaki yeni Batı planları için vazgeçilmez hale geliyordu.
 

Büyük sermaye çevreleri, liberaller ve bürokrasi, dinci yeni ortaklar için, ancak destek kuvvetleri olarak kullanılabilirlerdi. Dincilerle, sermaye çevreleri, liberaller, elit ve bürokrasiarasında kan uyuşmazlığı nasıl giderilecekti?
 

- Büyük sermaye ile dinciler arasında, papyonlu-sarıklı beraberliği kısmen sağlandı. “Omzu açık kadınlar ile Versace türbanlı leydiler yan yana oturmaya başladılar.
 

- Batıcı aydınların bir kısmımahalle baskısından şikâyet etseler de”, “Amerikanın patronluğunda, üvey kardeşler gibi yan yana oturdular. Üvey de olsalar, Batı kapitalizminin hediyelerini paylaşmanın hatırına, aralarında kavga etmeyeceklerdi.
 

Köşkte hizmet veren Batıcıların Amerikadaki en yakın akrabalarımahalle baskısından şikâyet ettiler. Dinciler ile onların dışındaki Batıcılar arasındaki kan uyuşmazlığı, kapitalizm (ve emperyalizm) sayesinde zoraki bir işbirliğine dönüşüyordu.
 

- Kimi büyük sermaye çevreleri bir taraftan dincilerden şikâyet ederken öte yandan onların Batı ile stratejik işbirliğine el altından destek veriyorlar”. (*)
 

- Elit ve liberaller ikiye bölünmüşler; katı işbirlikçi olanlar AKPye açık destek verirken diğerleri yandan çarklı bir oyun sergiliyorlar.
 

- Bürokrasi ikiye bölünmüş durumda; bir kısmı dincilerle işbirliğini arttırırken diğerleri ya sessiz kalıyor ya da karşı çıkıyor.
 

ABD ve ABnin dincileri stratejik ortak olarak belirlemeleri, eski ortaklar arasında ayrışmaları giderek arttırıyor”.
 

Ulusalcılar işbirlikçi dincilere karşı, eski işbirlikçiler yavaş yavaş kan uyuşmazlığı yüzünden onlarla çatışmaya başladılar. Peki, neden antiemperyalist ve ulusalcı cephede birleşmenin, tek akılcı ve demokratik çıkış yolu olduğunudüşünemezler?
 

Hatta cepheyi daha da geniş tutmak gerekir; sağcısı, solcusu, tutucusu, ilericisi, işbirlikçi olmayan Müslümanı emperyalizme karşı aynı cephede birleştikleri zaman Türkiye kurtulacaktır.
 

Tarih, onlarla işbirliğinde tek kazananın sömürgeciler olduğunu her zaman gösterdi.
 


 

(*) Dünyada ve Türkiyede Büyük Sermaye, Truva, 2008

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS