Çürüme-Kokuşma - Şükran Soner
Mayıs 29, 2008 - ŞÜKRAN SONER
Hormonlu sebze-meyvenin çürümesi-kokuşması bir başka, çabuk, hızla yayılıp, çekilmez oluyor… Hormonlu, kirli siyasetin, topluma örnek oluşturan liderliklerin, toplumsal yaşamda yarattıkları çürüme-kokuşmanın katlanan boyutları da öyle…
Önceki gün neredeyse vatandaşa işkence olsun türünden, uyduruk, otomatik halledilmesi gerekli, besbelli ek gelir elde etmek üzere yaratılmış bir bürokratik işlemin peşindeydim. Katlanmak zorunda olduğum uzak yolu da ekleyince bir yarım işgünüm uçup gidecekti. Ne kadar da safmışım, bir tam gün Çin işkencesi içinde geçti…
Biliyorsunuzdur, üst üste rüşvetin belgelenmesi olayları karşısında tapu dairelerine kocaman kocaman uyarı yazıları yazıldı; görevlinin en fazla birkaç dakikasını alabilecek bir işlem söz konusu olduğu, sabahın erken saatinde sıra mıra da görülmediği için eksiksiz evrakımı gönül rahatlığı içinde teslim ediyorum. Görevli dışarıda beklememi, işlemlerin öğleden sonraya sarkabileceğini söylüyor. Hayretle itiraz ediyor, çok uzaktan geldiğimi, yapacak başka işlemlerimin de olduğunu anlatmaya çabalıyorum. Sesini kaba bir üslupla yükselterek hemen odadan çıkmazsam işimin akşama kadar da bitmeyebileceğini bir güzel anlatıyor.
Dışarıda tevekkülle kaderlerine razı bekleyenlerce aydınlatılıyorum; kimseler en sıradan, en yasal işlemler için birkaç saatini yakmadan bu binadan çıkıp gidemiyormuş. Örneğin yanımda sıradan bir arsa satışı tapu işlemini bekleyen bayan ve ailesinin gelişlerinde bu ikinci günmüş. Artık içeriye çağrılmayı bekliyorlarmış, çünkü satıcı beklenen rüşveti vermiş. Şaşkınlıkla, görüntülü kameranın da olduğu, rüşvet verilemeyeceğine, cezalandırılacağına ilişkin uyarıların kocaman tabelalarını gösteriyorum; niçin, nasıl rüşvet verilebileceğini anlayamadığımı söylüyorum. O da bilmiyormuş, ama devamlı iş yapanlar bu işleri beceriyorlarmış…
Birkaç kez en yumuşak gülümsememle kapıda görünmemin ardından, ancak öğle saatlerine doğru masaya çağrılıyorum. Bankaya gidip 3.5 liralık harç yatıracağım; onun kuyruğunda da bir 1.5 saat geçecek. Sonra ikinci aşama işlem, yeniden banka kuyruğu… mesai saati bitimine kadar, rüşvet verebilmek dışında bütün becerilerimi katıyor, ucu ucuna bir başka günü kurtarmanın mutluluk zaferiyle, geç saatlerde eve varmak üzere yola koyuluyorum…
***
Ve bir gün boyunca koptuğum işimin bir parçası yeni haberlerle yüz yüzeyim; işte, siyasi tarihe geçecek, ancak AKP medyasının yer vermek zahmetine bile katlanmadığı, bir-iki gün içinde unutulabilecek bir dava sonucu; Başbakan Erdoğan’ın çocuklarını yurtdışında okutmuş en yakın dostuna, çok büyük, çok ünlü, saygın işadamı Remzi Gür’e “rüşvet vermeye teşebbüsten hapis cezası verilmiş”.
Hani, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Gür, CHP milletvekili Mehmet Yıldırım’a oyu için rüşvet önermiş, yargılama sonunda da mahkûm olmuş…
Cumhurbaşkanlığı, birkaç gündür tartışılan, soru önergesine de konu olan, Dolmabahçe Sarayı’ndan 35 antika eseri istediği yolundaki haber ve tartışmaları doğrulamış. Bu ayıplı durumun savunmasını ise “kullanım için değil, sergileme için yapıldığı” açıklaması ile kapatmaya çalışmış. Önce Dışişleri, sonra da Cumhurbaşkanlığı’nda restorasyon, onarım adına, İngilizce kitch olarak da tanımlanan çok pahalı harcamaları ile ün yapan First Leydi’nin benzer sabıkalarının medyaya yansımış olanlarının sadece biri bin para…
Hükümet kendi davası ile de bağlantılı seçim yatırımlarına erken ve hızlı girdi. Hepsi birbirinden daha büyük halkın, kamunun malı kaynakların peşkeş çekilmesi, bal gibi de örtülü rüşvet niteliğinde SSK, banka borcu, imar yağmaları aflarına, AKP’li belediyelerin borçlarının rafa kaldırılması, kamu ihale yasa değişikliği… TÜSİAD’ı bile isyan ettirmiş. Piyasacılar, katlanacak cari açık, kriz faktörlerinin, seçmene rüşvet nitelikli harcamaların bile bile, pervasız üst üste bindirilmesinin sonuçlarının derdindeler.
Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasının ardından mahkeme yargıcının arkasındaki polis aracından dinlenmesi skandalının hesabı verilmeden, CHP Genel Merkezi’nde odada yapılmış konuşmanın AKP yanlısı medyada cümle cümle aynen yayımlanmış olmasıyla “Watergate skandalı“ patlamış.
Bu hormonlu siyasetin çürümüşlüğü, kokuşmuşluğun kanıtları bu güncel haberlerin hepsi birden değil, her biri tek başına bir başka ülkede elbette iktidar götürür. Bizde her gün patlak veren bir yenisi, eskisinin daha kolay unutulmasına yarıyor. Hormonlu meyve-sebzenin beter çürümüşlük, kokuşmuşluğu her tarafa yayılıyor…
Şükran Soner
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.