İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

27 Mayıs Ve Perde Arkaları- Türkeş- Erkanlı- Kabibay ve Nesin- Tanıklıklarım… - Taylan SORGUN

Mayıs 29, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

27 Mayıs 1960. Yakın tarihin bir önemli dönemidir. Ben o tarihte 1957 yılında başladığım gazetecilik mesleğinin ilk yıllarında idim. Ahmed Emin Yılman’ın başyazarı olduğu Vatan Gazetesi’nde çalışıyordum. İhtilalin patlak verdiği gece gazetede nöbetçi idim. Vatan Gazetesi hüviyetini göstere göstere Harbiye’deki komutanlığa kadar gitmiştim. Sonraki zamanda da yassıada duruşmalarını ilk günden son güne kadar gazetem adına izlemişimdir. Tarihi bir dönemdir. Ancak, şimdi o dönemi bilmeyenler ya da okuduklarından kendi maksatlarına matlup sonuçlar çıkaranlar 27 Mayıs Anayasası’na veryansın etmektedirler.

1- 14 LER OLAYI…

27 Mayıs’ın neticeleri elbet de tartışılabilir. Ama, bunu tartışırken o dönem şartlarını da iyi bilmek gerekmektedir. İnfazlar doğru olmamıştı, bir talihsizlikti. Ancak, 27 Mayıs’ın en önemli olayı 14 Ler’in tasfiyesidir. Meslekdaşımız, usta gazeteci Güneri Civaoğlu’nun dünkü “Erdelhun sendromu” görüşlerine de katılmaktayım. Güneri Civaoğlu’nun Akis yılları vardır. Kurtul Altuğ usta Akis’in genel yayın yönetmenliğini yapmış, ve o dönemde hapishaneye girmişti. gazetecilerin kaldığı yere “Hilton koğuş”u denilirdi bir espri idi.

2- KİM DERGİSİ…

Akis ile birlikte Kim Dergisi vardı. Kim Dergisi’nin başında Ali İhsan Gögüş usta ile kendisinden gazetecilik için çok şey öğrendiğim Orhan Birgit usta vardı. Ben, hem Vatan’da çalışıyordum, hem de Kim Dergisi’nin haber kurulunda idim. Hey gidi zamanlar. Neler yaşadık, neler gördük. Öyle olaylar yaşamışızdır ki kimisi halâ bizde “saklıdır” 3- SÜRGÜN VE 27 MAYIS…

Aslında 27 mayıs iki dönemdir. 14 Ler’in sürgüne gönderilmesine kadar geçen dönem birinci dönemdir. Sonra ikinci dönem gelir. 14 Ler’in başında o zaman “ihtilalin Kudretli Albayı” diye anılan Türkeş, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, Numan Esin vardı. Genç komutanlar olmalarına rağmen Ordu içinde saygı görmüşlerdir. Biz bir grup genç gazeteci 14 Ler’den yana idik. Daha doğrusu sempatimiz vardı.

4- ÜLKÜ VE ENDÜSTRİ…

14 LER’den Kabibay, Erkanlı, Numan Esin ile sonraki yıllarda da dostluğum olmuştur. Kurtul Altuğ usta da aynı dostluklar içindeydi. 14 Ler’in programları iki esasta da toplanmıştı: 1- Ülkü ve kültür birliği, 2- Endüstrileşme, milli endütriyi ilerletme. Üreten daha çok endüstrileşen Türkiye modeli. 5- 14 LER VE KERKÜK…

14 Ler henüz sürgüne gönderilmemişlerdi. Ankara’da Türkeş ve Kabibay ile beraber olmuştum. 14 Ler’in Kerkük için planlamaları şuydu: 1- Kerkük Türk gençleri Türkiye’ye getirilecekler, üniversite ve öteki yüksek okullarda okuyacaklar. 2- Kerkük’lü gençlere askeri eğitimler verilecek ve yetiştirileceklerdi. 3- Kerkük ile Türkiye arasında bir nefes borusu koridoru açılacak, Kerkük Türkleri teşkilatlandırılacaklardı. 6- 14 LER KARŞITLIĞI…

14 Ler ile siyaset arasında bir tartışma başlamıştı. Hemen seçim isteyenler vardı. Ancak 14 Ler önemli reformların yapılmasından sonra seçime gidilmesinden yanaydılar. Bu tartışma onlar için sert eleştiriler getirmiştir. 14 Ler’e karşı olan öteki Milli Birlik Komitesi üyelerinin siyasi ilişkileri başlamıştı. 14 Ler’i tasfiye etmek istiyorlarlardı. İşte o zaman 14 Ler’de onları tasfiye etmeyi düşünmüşlerdir. 7-ERKANLI’NIN EVİ…

İstanbul’da 14 Ler’in önde gelen ismi Orhan Erkanlı’nın evinde bir toplantı yapılmıştı. Bu toplantı ötekileri tasfiye için hazırlıktı. O toplantının tarihen kaydı mevcuttur, ancak bazı şeylerin halâ saklı kalmasında da yeni tartışmalar açmamak için yarar vardır. Ve işte o toplantı Cemal Madanoğlu olayını ortaya çıkarmıştır.

8- MADANOĞLU HABERİ…

Cemal Madanoğlu, 27 Mayıs günü Ankara Merkez komutanı idi. Genç bir generaldi. 14 Ler tasfiye edilmeden önce “14 Ler ile beraberliği” olmuştu. Orhan Erkanlı’nın evindeki tarihi toplantıya katılmıştı. Ama onlardan önce Ankara’ya giderek Gürsel’e 14 Ler’in ötekileri tasfiyeye hazırladıklarını haber vermişti. Bunun üzerine zaten 14 Leri tasfiye etmek için yapılan hazırlıkların düğmesine basılmıştır. 9- KARŞI DURMADILAR…

“14 Ler” isteselerdi o tasfiyeyi karşı harekete geçebilirlerdi. Ve başarılı da olurlardı. Çünkü güçlü idiler. Ancak, karşı durmamışlardır. Sürgün yılları başlamıştır. Yeşilköy Havalanı’ndan Sürgün uçağına binenlerini bir gazeteci olarak izlemiştim. Aradan yıllar geçmişti. Birgün yakın dostluğumuz olan Numan Esin ile konuşuyorduk, Erkanlı’da oradaydı. “…Neden karşı durmadınız. Önemli projeleriniz vardı…” dediğimde aldığım cevap şudur: “…Karşı dursaydık başarırdık. Ama kan dökülürdü. O da önemli bir sorumluluk olurdu. Doğrusunu yapmıştık…” 10- PARTİLEŞME… “14 Ler” sürgünden döndükten sonra partileşme hareketine girmişlerdi. Başlarında Türkeş vardı. Türkeş sürgünden döner dönmez Divan Oteli’nde bir basın toplantısı yaparak bunu açıklamıştı. O basın toplantısını da gazeteci olarak izlemiştim. O partileşme hareketi sırasında ileri günlerde Bedii Faik ustanın sahibi, Falih Rıfkı Atay’ın başyazarı olduğu zamanın etkin gazetelerinden Dünya Gazetesi haber müdürü idim. Genç yaşlar. O sırada benim Haydarpaşa Lisesi’nden iki sınıf önde olan ve Türkeş’in Bursa teşkilatında bulunan Salih Bilen beni Tarabya’da yemeğe dave etmişti. Türkeş, ben ve Bilen saatlerce konuşmuştuk… Önemli şeyler öğrenmiştim. 11- KABİBAY-TÜRKEŞ…

Partileşme sırasında, Türkeş artık “Başbuğ” idi. Erkanlı, Esin ve Kabibay ile siyasi yolları ayrılmıştı. O sıralarda Kabibay bir kaza geçirmiştir. Kurtul Altuğ usta bunu Türkeş’e haber vermişti. Türkeş siyaseten yolları ayrılsa bile o eski arkadaşına büyük bir ilgi göstermiş, helikopterle Ankara’ya aldırmış ve Kabibay iyileşinceye kadar her sabah O’nu ziyaret etmiştir.

12- DİVAN VE AYDEMİR…

Arada çok olaylar yaşanmıştı. Talat Aydamir İkinci olayına hazırlanıyordu. Birgün Erkanlı ile İstanbul’daki Divan Oteli Lobisi’nde buluşmuştuk. Sohbet ediyorduk, siyaset konuşuyorduk. O sırada Albay Talat Aydemir geldi, ama artık emekli idi. Çünkü Birinci hadisesinin ardından emekliye sevkedilmişti. Ama, İnönü kendisine bir tavsiyede bulunmuştu: “…Bir daha sakın haaa…” 13- ERKANLI: “SAKIN YAPMA”…

Aydemir’in konuşmalarından, o cin gibi zekası ile Orhan Erkanlı O’nun yeni bir harekete girişeceğini anlamıştı. Ve Aydemir’e şöyle demişti: “…Kafanın içindekini anladım. Sakın düşündüğün şeyi yapmaya kalkışma. Bizim şartlarımız başka idi…” Aydemir, Erkanlı’ya hiç cevap vermedi ve gitti. Erkanlı O gittikten sonra bana “…Yazık edecek kendisine…” dedi. Ve Aydemir o dramatik sonu yaşamıştır. 14- NE OLDU…?

O dönemi “bütün kulisleri ile yaşamış bir gazeteci olarak belirtmek isterim ki, 14 Ler tasfiye edilmeseydi, Türkiye daha çok endüstrileşecek milli endüstri muhteşem hale gelecekti. Bugünkü ayrılıkçı akımlarda yol bulamayacaktı. Çünkü projelerinde geleceğe dönük “milli” esaslarda vardı. Toplum bütünleşmesi, Cumhuriyet rejimi karşıtlığının önünün kesilmesi o projeler içindeydi. Milliyetçilikleri “Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesi”ne dayalıydı. 15- NEDEN BUGÜN…

Dün 27 Mayıs’ın yıldönümü idi. Bizim nesil gazetecilerin bir kısmının “Tarihi şahitlikleri” vardır. Bu yazdıklarım sadece bir iki satır başıdır. Dün şunun için yazmadım: Bakalım kimler ne diyeceklerdi. Baktım ki, kimisi kulaktan dolma bilgiler, kimisi meselenin ve 27 Mayıs’ın derinliğini bilmeden, zamanın şartlarını hiç bilmeden kendi anlayışı ve maksatlarına matlup döktürüvermişlerdir. Ancak, kim ne derse desin, 27 Mayıs’ın getirdiği Anayasa ileri bir anayasa olmuş ve ileri hakları getirmiştir.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS