Koca profesörler, bizi kandırmayın! - Necati Doğru
Mayıs 28, 2008 - NECATİ DOĞRU
İkisi birden haklı olmaz. Prof Şerif Mardin, bugün “iyiyi-doğruyu-güzeli Osmanlı mahallesi
bulmuştu, çünkü bu mahallede cami var, imam var, imamın okuduğu kitaplar var, tekke var, külliyeler var” derken doğruyu dile getiriyorsa, o zaman Osmanlı mahallesinin duygu ve düşünce çilesi içinde pişmiş büyük şair, inanmış şair, dürüst şair, eğilmez, bükülmez şeriatçı şair Mehmet Akif’in isyan etmemesi gerekirdi.
Kaba taassup!
Karanlık cehalet!
Korkunç hurafe!
Diyordu.
Meskenetler (miskinlik), ataletler (tembellik), gayretsizlikler (çalışma zevkini yitirmiş) içinde kıvranıyoruz diye bağırıyordu. Gayret imandandı ve bugün 2008 yılında Şerif Mardin’in, öve öve göklere çıkardığı imamlı, takkeli, camili, tarikatlı, külliyeli, “güzeli-doğruyu-iyiyi bulmuş mahalleye” sinmiş olan taassup Mehmet Akif’i çaresizliğe sürüklüyordu. Mısır’a gittiğinde Karnak harabelerine ve güneşle boynamış Nil’e karşı, hurma ağaçlarının alevden yelpazesi altında “boynu bükük İslam dünyasının” hayalini canladıran Şair Mehmet Akif, kandil gecelerinde Hz. Peygamber Muhammed’e şöyle yalvarıyordu:
“Ey nebiyy-i masum,
Allah için,
İslamı bırakma
böyle bikes,
İslamı bırakma
böyle mazlum.”
O mahalle bikes (kimsesiz, öksüz ve yetim) ve mazlum (ezilmiş, zulüm görmüş) hale düştüğü için batı karşısında yenilmiş ve koca imparatorluk olan Osmanlı’yı yitirmiş; Jan Hus’leri, Goethe’leri, Calvin’leri doğuran reformları yapamadığı için de geri kalmıştı.
O mahalle çökmüştü.
Halkı kandırmayın!
Ne iyilik vardı.
Ne doğruluk.
Ne de güzellik.
O mahallenin fesat, yalancılık, nifak, hıyanet, garazkârlık, haset batağına girip çöktüğünü gördüğü için Mehmet Akif, Seyyid Cemaleddin İbn Safar el Efgani ve El Ezher Üniversitesi Rektörü Şeyh Muhammed Abduh’un “İslamda liberal ve ilerici temeller üzerine bir reform yapmak isteyen” düşüncelerinin takipçisi olmuştu. Şair Akif, bu takipçiliğin imanıyla Mustafa Kemal’in yanında eşsiz kalemi ile yer almış, Anadolu kurtuluş mücadelesinin manevi cephesini idare eden adsız kahraman olmuş ve “Korkma Sönmez” i yazmıştı.
Bizi kandırmayın.
Mehmet Akif’i okuyun.
O mahalle profesör Şerif Mardin’in iddia ettiği gibi “iyilik-doğruluk-güzellik” üretebilmiş olsaydı Lebid, İbni Fâriz, Sadi, Hafız, Süleyman Çelebi, Şeyh Galib’in yanına kendi Kant’ını, Weber’ini, Condillac’ını, Hume’unu, Locke’unu, Hegel’ini, Marx’ını koyardı.
Atatürk’e…
Cumhuriyete…
Devrimlere…
İçinde bilmin, yenileşmenin, medeniyetin, bağımsızlığın, laikliğin bulunduğu bir kökten cumhuriyet yenileşmesine gerek kalmazdı.
Bizi kandırmayın.
Öğretmen ile imam, bu yenileşme getiren devrimler için Kurtuluş Savaşı’na birlikte girip, birlikte omuz verdi. Çünkü bugün ne maksatla göklere çıkardığınızı anlayamadığımız “o mahalleniz” çökmüştü ve toplum mahallesiz kalmıştı. Din istismarcıları, “öğretmeni çaresiz” koydu, imama yağcılık yaptıkları için bugün “iyiyi-doğruyu-güzeli” asıl üretmesi gereken öğretmen, yenilmiş görünüyor.
Size göre yenilmiş!Necati Doğru
Vatan


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.