Dikkat! ‘Barış Çıkabilir’ - Ergin Yıldızoğlu
Mayıs 28, 2008 - ERGİN YILDIZOĞLU
Biz bu bölgede masal üretmeye bayılırız. Geleneğimizde var; edilgen konumda kalmanın ağrılarını unutmak için olsa gerek…
Şu günlerde yeni bir masal şekilleniyor: ABD, Ortadoğu’da bölge ülkelerine sözünü geçirme gücünü kaybediyor. Şimdi, bölge ülkeleri kendi inisiyatifleriyle davranmaya başlayınca, barış ve istikrar şansı hızla artmaya başladı. Örneğin, eskiden bölge ülkeleri arasında hep savaş çıkardı, şimdi Türkiye, İsrail ile Suriye arasında, Katar, Hizbullah ile Lübnan’daki ABD yanlısı blok arasında, Mısır, Hamas ile İsrail arasında başarıyla arabuluculuk yaparak bölgede “barış çıkarıyorlar”.
Eski ‘Yeni Ortadoğu’ya’ yeni ambalaj
Belki de bu masal gerçektir, gerçekten de ABD’ye rağmen “barış çıkıyordur”. Ama ya “Barış çıkıyor” derken yeni bir savaşın altyapısı şekilleniyorsa?..
Kuşkumun ve kötümserliğimin iki kaynağı var. Birincisi, barışa aracılık yapanların kimi özelliklerine, ikincisi de “barışlara” taraf olanların gerçek niyetlerine ilişkin.
Kendi inisiyatiflerini kullanarak “barış çıkaran” aracılara bakınca, Türkiye’de AKP hükümeti, ülkeyi ABD’nin stratejik ortağı olarak görüyor, yeni dış politika vizyonunu ABD’nin 11 Eylül sonrasında bölgede çizdiği kavramsal çerçeve içinde oluşturuyor (örneğin: A. Davudoğlu, “Turkey’s Foreign Policy Vision”, Insight Turkey, Vol. 10, No: 1, 2008, sf. 82, 89). AKP’nin bir ABD projesi olduğunu söyleyen ciddi çalışmalar da var (Merdan Yanardağ, 2007, Siyah Beyaz). Katar, adeta kocaman bir ABD üssü haline dönüşmüş bir şeyhlik. Mısır’da Hüsnü Mübarek rejimi, Ortadoğu’da her yıl ABD’den doğrudan mali yardım alan ikinci ülke; birincisi İsrail. Bu ülkelerin ABD iradesi dışında, hem de bölge jeopolitiğini belirleyecek konularda kendi başlarına bir adım atabileceklerine inanmak zor.
Bence daha akla yakın senaryo şöyle: ABD, bölgede olaylara her doğrudan müdahale ettiğinde yakın müttefiki rejimlerin kendi halkları karşısında meşruiyet zeminleri biraz daha sarsılıyor. Üstelik, ABD de müdahalelerde başarılı olamayınca dünyanın önünde “yumuşak güç” kaybına uğruyor. Öyleyse Condi Rice’ın “Yeni Ortadoğu” taktiklerini, bizzat bölgedeki stratejik ortaklar eliyle uygulamaya çalışmak, hem ABD’ye bir kamuflaj sağlar, bu rejimleri güçlendirebilir hem de başarısızlık durumunda fatura ABD’ye çıkmaz. Hatta ABD açısından, son anda durumu kurtararak saygınlık kazanma şansı bile doğabilir.
‘Barış çıkıyor’ derken
İsrail ve Suriye arasında başlayan görüşmelere ABD yönetimi mesafeli dururken, Newsweek, New York Times, Los Angeles Times gibi ABD gazeteleri, İngiltere’de The Times, Türkiye’de AKP yanlısı basın, bu sürece de, daha sonra fos çıkan Annapolis zirvesi ertesinde yaptıkları gibi büyük bir iyimserlikle yaklaştılar. Buna karşılık, Israil’de Yedioth Ahranot, Haaretz, Jarusalem Post, Suudi gazetesi Al Hayat iki konunun altını çiziyorlardı. Birincisi, ne İsrail’in ne de Suriye’nin Golan konusunda anlaşmaları olanaklı değil, Beşir Esad’ın derdi ABD ve Avrupa ile ilişkilerini geliştirmek. İsrail Başbakanı Olmert de siyasi yaşamını kurtarmak istiyor. İkincisi, görüşmelerin esas amacı, Suriye’yi İran’dan koparmak. Ayrıca Suriye’nin İsrail ile görüşmeye başlaması karşısında, Hizbullah’ın ve Suriye’deki kimi Hamas liderlerinin sessiz kalması da bunlarla İran’ın arasına kaçınılmaz olarak mesafe koyuyor.
Katar’da gerçekleştirilen anlaşmaysa gerçekten Lübnan’ı bir iç savaşın eşiğinden geri çekti. Ancak Hizbullah Lübnan içinde güçlenirken Lübnan sivil siyaseti içine çekilme sürecinde hızlanmış oluyordu. Dolayısıyla Hizbullah’ın İran’la arasındaki mesafeyi daha da açacak, Suriye desteğini giderek gereksiz kılacak yeni bir süreç başladı. Mısır aracılığıyla başlayan Hamas-İsrail görüşme sürecini de İran’ın yalnızlaştırılması bağlamında okumak olanaklı. Böylece, Hamas’a Şii tehdidi temelinde İran’a karşı oluşturulmaya çalışılan Sünni cepheye katılmak, en azından tarafsız kalması için bir neden sunulmuş oluyor. Diğer Sünni ülkelerin rejimleri de kendi halklarına “Bakın, İsrail yeniden barış masasına oturuyor” deme olanağı elde ediyorlar.
Biz “Barış çıkıyor” derken, bu gelişmeler aslında ABD’nin İran’ı tecrit etme, bir Sünni blokunu inşa etme, bir saldırı anında İran’ın tepki verme kapasitesini azaltma projesinin parçaları olabilir.
http://erginyildizoglu.blogspot.com
Ergin Yıldızoğlu
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.