27 Mayıs’ın Yıldönümünde ‘Kapatılan Belediyeler’ İçin… - Oktay Ekinci
Mayıs 28, 2008 - OKTAY EKİNCİ
Dün 27 Mayıs’tı… Sadece bu ülkeye değil, tüm insanlığa en özgürlükçü, en adil ve en yurtsever “anayasa”yı armağan eden “1960 Devrimi”nin yıldönümü…
Zaten bu nedenle “bayram”sız bıraktılar. İktidarların hukuk dışı uygulamalarını sürdürebilmeleri için “unutmamızı” istediler…
Kimler mi?..
Ne kadar çıkarcı, rantçı, ülkeyi pazarlayan, ırkçı, dinci, onların yağdanlıkları ve tüm ulusal değerlerimizi yok etmeye niyetli Batı yalakası ile Suudi sevdalısı varsa, tümü…
“12 Eylül faşizmi” de işte bu karşıdevrim cephesinin en büyük engeli olan 27 Mayıs hukukunu “yok etme” darbesiydi. “Anayasayı koruma” adına iktidara el koydukları “an”da aynı anayasayı kaldırmadılar mı?
Demokrasi tarihine geçen 61 Anayasası’nın önderleriyle, faşizm tarihine geçen 12 Eylülcüleri sadece “üniforma”larına bakarak “aynı” tutan şu pek demokrat sivillerimiz, gelmiş geçmiş en “bilinçli cahiller”dir…
Bir anayasanın niteliğini “giysi” değil “niyet” belirler.
27 Mayısçıların niyeti, bağımsızlık, özgürlük, adalet, hukukun üstünlüğü, toplumsal hakların ve ulusal çıkarların korunmasıydı… Anayasaları da bunları hedefledi…
12 Eylülcülerin niyetini ise 28 yıldır yaşamıyor muyuz? Bugün ormanlarımız, kıyılarımız, tüm ulusal değerlerimiz ve yaşam kaynaklarımız, giderek artan bir iştahla talan ekonomisine kurban ediliyorsa, dayanağı da hâlâ yürürlükte tutulan “12 Eylül hukuku”dur.
Bunlara açılan davaların temelindeki “ülke ve toplum yararı” kavramı ise 61 Anayasası’nın, 82 Anayasası’nda bile tümüyle yok edilemeyen “yurtsever hukuk anlayışı”nın mirasıdır…
Şimdiki “sivil anayasa!”cılar ise işte bu mirası da tümüyle yok etmek “niyeti”ndeler… “Yargı denetimi”nin hiç olmadığı tam bir “özgürlük”le ülkeyi hem Suudilere hem de Batı dünyasına pazarlayabilmeleri için…
Nitekim AB sözcüleri de şunu buyurmuyorlar mı: “Yargınız siyasete karışmasın; hükümetiniz hukuksal denetim altında olmasın!”
Oysa, yine onlara karşı verilen bağımsızlık savaşımızın temelinde bile “müdafaa-i hukuk” örgütlenmesinin yattığını suratlarına çarpacak bir siyasetçiyi ara ki bulasın…
‘Keyfi’ demokrasi!
Geçen pazar gecesi Kanal B’deki İmar Dosyası’nda konuğumuz olan hukuk bilgelerimizden Prof. Dr. Ülkü Azrak ile AKP’nin Gül hükümetindeki Başbakan Yardımcısı Av. Ertuğrul Yalçınbayır dediler ki: “En iyi anayasa 61’di. Çünkü en geniş katılımla ve tüm üniversitelerin de görüş ve önerileri alınarak hazırlanmıştı…”
Bunu duyunca sordum;
“- Örneğin 5747 sayılı belediyeleri kapatma yasasını, aynı belediyelere haber bile vermeden hazırlayıp 6 Mart 2008’de çıkardılar. 61 Anayasası’yla bu mümkün müydü?”
Böylesi “keyfi” bir demokrasinin 12 Eylül’ünkinde bile olamayacağını belirten Yalçınbayır, hocası Azrak’ın da onayıyla şunu anımsattı: Türkiye, 05.05.1991 tarih ve 3723 sayılı yasasıyla, ta 1988’de onayladığı “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı kendi “iç hukuku” yapan bir ülke.
Buna göre, belediye kurulmasındaki “referandum” kuralı, kapatma şöyle dursun, sınır değişikliğinde bile yine “önkoşul”… Yani, belde halkının görüşü alınmadan belediye kapatan 5747 sayılı yeni yasa, bunu hukuka aykırı bulan 3723 sayılı yasayla çelişiyor.
Anayasanın 90. maddesinde ise bu gibi durumlarda öncelikle “haklarla ilgili uluslararası sözleşmeleri onaylayan yasalar”ın geçerli olacağı açıkça yer aldığından, belediyeleri referandumsuz kapatmak mümkün görünmüyor…
Muhalefetin “hukuka aykırı” belediye kapatma yasasını Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğünü anımsatan Yalçınbayır diyor ki: “Buna rağmen belediyeler de haklarını aramalıdır. Örneğin, İçişleri Bakanlığı’nın ‘Sizi kapatıyoruz, demirbaşlarınızı bildirin’ şeklindeki yazılarına 3723 sayılı yasaya aykırı olduğunu belirterek hemen dava açabilir; böylece 5747 sayılı yasanın geçersizliği yargı kararına da bağlanabilir…”
Referandumsuz kapatmanın mağduru olan belediye başkanları ve belde sakinleri, daha ayrıntılı bilgi alabilmek için “dernek@egridere.com” adresine e-posta gönderebilirler…
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.