İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Suçluların Telaşı - Cüneyt Arcayürek

Mayıs 27, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK

Huylunun huyundan vazgeçmeyeceği bir kez daha kanıtlandı. Savunma adı altında yargıya saldırıyor.

Çankayadaki kardeşi yargıyla hükümet arasındaki gerginliğe çare arayadursun; RTE, yargıya bir kez daha saldırarak arabulucu girişimlerini daha başında sabote ediyor.

Pazar günü partisinin kadınlar kongresinde çirkin yüz ve vücut hatlarını kapatan yüzlerce yumurta biçimindeki kafanın alkışları, gösterileri arasında konuşan RTE; Yargıtay Başkanlar Kurulunun son bildirisine yine saldırdı. Böyle bir açıklamayı ne anayasadan ne kanunlardan aldığı yetkiyle değil durumdan vazife çıkararak yapmıştır…” dedi.

Farkına varmadan doğruyu söyledi. Zira gerçekten Yargıtay Başkanlar Kurulu “…durumdan vazife çıkardı…” ve tarihsel nitelikteki bir bildiri açıkladı.

***

Yargıtayın vazife çıkardığı durum nedir?

Dinci bir parti türbanı ulusal bir kıyafete dönüş-türmek için yasaları zorluyor. TBMMdeki çoğunluğuna ve bu uğurda AKP kadar dine ödün vermeye hazır MHPnin desteğiyle anayasanın iki maddesini değiştiriyor.

Hemen her alanda, laikliğin içini boşaltmaya girişiyor. AKPli belediyelerin laiklik ilkesini hiçe sayan uygulamalarına ses çıkarmıyor, el altından destekliyor.

Laikliğe yönelik icraatına karşı yargının uyarı niteliğindeki açıklamalarına sert karşılıklar veriyor.

Yüzde 47 oyu; ülkede her istediğini yapmak, laikliğin içini boşaltmaya olanak sağlamak diye algılayan RTE: Örneğin, Yargı milletin iradesini yok sayamazdiyor.

Türban konusunda işine gelmeyen bir karar alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine saldırırken, “…Mahkemenin bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır diye konuşuyor. Böylece yargının dinle uğraşan bilim adamlarından görüş alması gibi laik hukuk devletine yakışmayan bir anlayış sergiliyor.

Türban konusunda, laikliği ön plana alan Yargıtaya, …Bu vatandaşın bireysel hakkıdır. Sen ne karışıyorsun? diye yükleniyor.

Öteden beri yazarlar, çizerler hakkında açtığı tazminat davalarından birçoğunun reddedilmesini içine sindiremeyen RTE; Danıştaydan da şikâyetçi: Danıştayda birçok engelle karşı karşıyayızdiye konuşuyor.

***

Bunlar RTEnin yargıya saldırılarından birkaç örnek.

Bu saldırıları yasallaştırmak, yargıyı kendine benzetmek veya bağlamak için yasal önlemlere girişiyor.

Türban yargı ile çatışmasında birinci etken. Türbanı üniversitelerde serbest bırakan anayasa değişikliğini yaparken, henüz yasa Meclisten geçmemiş, Anayasa Mahkemesinden çıkacak karar belli değil Ama türban kamu kurumlarında serbest. Bu uygulamalara göz yumuyor.

Yargıtay ve Danıştayda isteyeceği gibi oynayacağı yapısal değişikliklere girişiyor. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu çalışamaz hale getiriyor.

Saldırılarla yetinmedi. AKPli akademisyenlere hiçbir hukuk ve ilim kurumunun ya da partilerin görüşüne başvurmadan kendi yoluna yürüyüşünü kolaylaştıracak bir anayasa hazırlattı.

Kapatma davası açan iddianame AKPyi çılgına çevirdi. Yargıtay Başsavcısına aklına gelen her türlü saldırıyı reva gördü ve:

Pazar günü yumurta biçiminde kafalara konuşurken Yargıtaya saldırmasının gerekçesini şöyle açıkladı:

“…Bizler 16.5 milyon seçmenin oy verdiği AKP olarak burada suskun kalırsak o zaman sessiz yığınların sesi olarak değil, biz de sessiz yığın olarak kalırız…”

RTE böyle dedi mi, dedi. Adalet Bakanı M. A. Şahin de patronundan bir adım öne geçerek ve bizimle ne diye uğraşırlar, daha ne isterler dercesine “…Yargı mensuplarının maaşlarına yüzde 40 zam yaptık…” demez mi?

TOBB de RTE ile aynı ağzı kullanıyor. Herkes işini yapsın diyen bir açıklama ile yargının laiklikmiş, cumhuriyetin temel kurallarını bu iktidar örseliyormuş Boş ver, al maaşını görevini yap gibi bir hava estiriyor.

TBMM Başkanı Köksal Toptan da, iktidarın yargıya saldırılarına ek olarak Yargıtay bildirisinin kendisini incittiğini söylüyor!

“…Herkes milli iradeye ram olmak (boyun eğmek) durumundadır… diyen Bay DMM Fıratı da unutmamak gerek.

Koro tamam. Gerçeklere, iktidar cephesinden kaynaklanan laik rejimin önündeki tehlikelere bir bildiri ile parmak bastı Yargıtay ve Danıştay…

Her iki yüksek yargı kurumundan yayımlanan bildirilerden sonra iktidardan aykırı feryatlar yükseliyor.

Suçluların telaşı içinde…

Cüneyt Arcayürek

Cumhuriyet

  1. aysenerr yazmış,

    Sevgili Arcayürek, benim anlamadığım bu kadınların, kendilerini aşağılayan Akp zihniyetini alkışlaması ve bu zihniyetin yanında yer alması. Bu zihniyet İslama göre bakıyor kadına ve kadını kullanmaktan geri gelmiyor. İslamiyet kadını aklı kıt buluyor, islamiyet kadını aybaşı halinde bir pislik yerine koyuyor, islamiyet kadını tamamen kontrol altına almak istiyor, islamiyet erkek egemenliğini tanıyor, islamiyet kadına mirastan daha az pay veriyor, islamiyet kadının tek başına şahitliğine güvenmiyor, islamiyet kadını tahrik eden bir varlık yerine koyuyor ve her tarafını kapatmasını söylüyor, yani kadın ile erkeği feci bir şekilde ayrıştırıyor. İnsan yerine kadın ve erkek anlayışı, veya hristiyan müslüman anlayışı üzerinden nemalanıyor. Bu durumu kabul eden kadınlarımız da Cumhuriyet’imizin onlara verdiği hakları görmezden gelip, bu şekildce ortalıkta dolaşarak hem cinslerine ihanet ediyorlar. Yarın istedikleri gibi bile sokakta dolaşamayacaklarının ve söz sahibi olamayacaklarının farkında bile değiller. Yazık çok yazık!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS