Basit mantık - Hüsnü Mahalli
Mayıs 27, 2008 - HÜSNÜ MAHALLİ
Geçen hafta Türkiye’nin Suriye ile İsrail arasında başlattığı arabuluculuk konuşuldu. Peki Suriye ve İsrail neyi konuşuyor?
Suriye; İsrail’den 1967’de işgal ettiği kendi toprağı Golan bölgesinden çekilmesini istiyor. İsrail ise Suriye’den Hamas ve Hizbullah’a verdiği desteği kesmesini ve İran’dan uzak durmasını istiyor.
İsrail Golan’dan çekilmesi durumunda buradaki su kaynaklarının pazarlığını yapıyor. Bir düşünün; biri gelip evinizi işgal edecek sonra da çekilmek için sizinle pazarlık yapacak. Örneğin ‘’odaları veririm ama salonu ya da balkonu vermem’’ diyecek. Ya da “evden çekilirim ama balkonda oturamazsın, pencereleri açamazsın, komşularla sohbet edip dost olamazsın’’ gibilerinden şartlar koşacak.
Onurlu hiçbir insan bu koşulları kabul etmez. İsrail samimi ve ciddi bir şekilde barış istiyorsa 41 yıldır işgal altında tuttuğu Suriye’nin Golan bölgesinden yarın çekilirse, ertesi gün Suriye İsrail’i tanır ve karşılıklı ilişkiler kurulur.
Ayrıca 22 Arap ülkesinin lideri de martta yapılan son Şam zirvesinden ve ondan önceki 5 zirvede hep İsrail’in işgal altındaki Arap topraklarından çekilmesi durumunda bu ülke ile diplomatik ve siyasi ilişki kurmaya hazır olduklarını ilan etmişti.
Ama İsrail çağrıyı reddedip saldırgan politikalarını sürdürüyor. Bir daha söylüyorum; İsrail Golan’dan çekilsin ertesi gün barış olur ve bölgede her şey normalleşir.
Gelelim İsrail’in ‘Suriye, Hamas ve Hizbullah’a verdiği desteği kessin’ söylemine.
Hamas denilen örgüt 2006 başında yapılan seçimlerde Filistin halkının % 65’nin desteğine sahip olduğunu kanıtladı.
Peki Hamas ve benzeri örgütler neyin mücadelesini veriyor?
İsrail’in 1967’de işgal ettiği Gazze ve Batı Şeria’nın kurtarılması mücadelesi.
Yani İsrail Batı Şeria ve Gazze’yi işgal etmemiş olsaydı bugün Hamas diye bir örgüt olmayacaktı ve biz bugün Hamas’ın İsrail’e karşı silahlı mücadelesinden söz etmeyecektik. Nasıl olsa İsrail’in Filistin halkına karşı sürdürdüğü terörü kimse görmüyor .
Demek ki; İsrail yarın Batı Şeria ve Gazze’den çekilir ve bu iki toprak parçasında bağımsız bir Filistin devleti kurulursa sorun kendiliğinden çözülmüş olacak ve İsrail ile Filistinliler yan yana kardeşçe yaşamaya başlayacak.Ama boşuna.
Çünkü 1948’de Filistin’in yarısını ele geçiren İsrailliler 1967’de işgal ettikleri geri kalan yarıdan yani Batı Şeria ve Gazze’den çekilmek istemiyor.
Çünkü İsraillilere göre Batı Şeria Yahudiler için kutsal bir bölge .
Ayrıca kendilerinin su ihtiyacının büyük bölümü buradan, Suriye’nin Golan bölgesinden ve biraz da Lübnan’ın güneyinden karşılanıyor.
Nitekim Temmuz 2006’da Hizbullah’a karşı savaşta bile portatif pompalarını beraberinde getiren İsrail ordusu Güney Lübnan’daki Litani ve El-Vazzan ırmaklarından su çalmayı ihmal etmedi. İsrail neden Hizbullah’a saldırdı. Çünkü İsrail’in güvenliğini tehdit ediyor. Hizbullah neden var?
1983’lerde kuruldu. Kime karşı?
1982’de Lübnan’ın güneyini işgal ederek Beyrut’a kadar gelip Sabra ve Şatilla katliamlarını yapan İsrail ordusuna karşı.
1982- 2000 yılları arasında Hizbullah başta nüfusun %35’ni oluşturan Şiiler olmak üzere tüm Lübnan halkının desteğini alarak İsrail işgaline karşı mücadele etti ve bu işgali sona erdirerek Lübnan içinde ve bölgede ciddi bir prestij sağladı.
Demek İsrail 1982’de Lübnan’ı işgal etmeseydi ve 1975 Lübnan iç savaşı sırasında bazı Hıristiyan gruplara destek vermeseydi bugün Lübnan’da Hizbullah olmayacaktı ve şu anda bu örgütün sahip olduğu on binlerce füze İsrail’i tehdit etmeyecekti.
Gelelim Suriye’nin İran’dan uzak durması konusuna. İsrail sahip olduğu yüzlerce nükleer, kimyasal, biyolojik ve benzeri bombaları unutarak İran’ın sahip olmaya çalıştığı nükleer güçten rahatsız. İsrail ayrıca İran’ın Hizbullah, Hamas ve benzeri Filistin örgütlerine verdiği destekten rahatsız. İsrail’e göre Suriye olmadan İran coğrafi olarak Hamas ve Hizbullah’a ulaşamaz. İsrail’in garip mantığı. Oysa İsrail böylesi garip mantıkla dünya kamuoyunu kandırmak ve oyalamak yerine Suriye’nin Golan, Filistin’in Batı Şeria ve Gazze ile Lübnan’ın Şebaa bölgelerinden çekilir ve tüm taraflarla barış anlaşmaları imzalarsa tüm sorunlar kendiliğinden çözülür.
Sayın Başbakan ve Sayın Davutoğlu’nun çok iyi bildiklerine inandığım bu gerçekleri İsraillilere söyleyip kabul ettirmeleri durumunda Türkiye arabuluculuk görevini başarı ile tamamlamış olur.
Ama işin içinde İsrail olunca Sayın Başbakan ve ekibinin işi hiç mi hiç kolay değil ve olamaz.
Olursa da bu mucize olur.
Hüsnü Mahalli
Akşam


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.