Milli İrade Neyi İsterse mi?.. - Erdal Atabek
Mayıs 26, 2008 - Genel
27 Mayıs 1960’ı düşünüyorum.
O sabah radyolarda “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iktidara el koyduğunu…” açıklayan tok sesi duyarak dikkat kesilmiştik.
Demokrat Parti iktidarının hem güçlü hem de güç günleriydi.
Celal Bayar Cumhurbaşkanı’ydı, Adnan Menderes Başbakan.
Demokrat Parti 1957 seçimlerinde oyların büyük çoğunluğunu alarak iktidarını yenilemişti.
Muhalefeti temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi, İsmet İnönü başkanlığında mücadele ediyordu.
Demokrat Parti iktidarı üniversitelere karşı adeta savaş açmıştı.
Menderes üniversite öğretim üyelerine ‘kara cüppeliler’ diye saldırıyordu.
DP yargı organlarına karşı da mücadele halindeydi. Yargı kararlarını küçümsüyor, aldırmıyor, oy çokluğunu her şeyi yapabilmenin ölçüsü sayıyordu.
Adnan Menderes “Milli irade neyi isterse o olur” diyordu.
Üniversiteler mi? Milli irade neyi isterse…
Yargı mı? Milli irade neyi isterse…
Ordu mu? Milli irade neyi isterse…
Milli irade isterse ‘hilafet bile gelirdi’.
Milli irade isterse ‘orduyu yedek subaylarla idare ederdi’.
Milli irade isterse…
Gerçekten milli irade bunları mı istiyordu?
27 Mayıs sabahı ‘ordu iktidara el koydu’.
27 Mayıs, ‘Ordu Gençlik El Ele’ sloganı ile bütün ülkede sevinçle karşılandı.
Milli irade 27 Mayıs’ı destekledi, kurumlarını benimsedi.
Yeni anayasa, özerk üniversite, bağımsız yargı, Devlet Planlama Teşkilatı, laik Milli Eğitim, sağlık hizmetlerinin sosyalleşerek köylüye gitmesi…
Sonra, siyaset yeniden devreye girdi.
Adalet Partisi adalet isteyerek ortaya çıktı.
Amerika Birleşik Devletleri, Adalet Partisi, Süleyman Demirel ve sonrası…
Soğuk savaş döneminde Türkiye bağımsız bırakılamazdı.
Türkiye bağımsız bırakılmadı.
27 Mayıs’ın getirdiği bütün kurumlar yavaş yavaş kemirildi.
Yarım yüzyıl sonra ‘manzara-i umumiye’ nedir?
Artık iktidarda din odaklı siyasetin temsilcisi Adalet ve Kalkınma Partisi vardır.
AKP üniversitelerle kavgalıdır.
AKP yargıyla kavgalıdır.
AKP orduyla soğuk bir dikkat ilişkisi içindedir.
AKP “Milli irade neyi isterse o olur” diye dayatmaktadır.
Bu, aslında “Biz ne istersek o olur” demektir.
Türban mı? Biz ne istersek…
Rektörler mi? Biz kimi istersek…
Yargı mı? Biz nasıl istersek…
Eğitim mi? Biz nasıl istersek…
Bütün ortaöğretimi imam-hatip temelli yapmak gerekir ya, onun da zamanı gelecek…
27 Mayıs’tan 48 yıl sonra dönüp dolaşıp aynı yere gelmek bir yazgı mı?
Hilafet gelse mi acaba?
Onun da mı zamanı var?
Onu da bekleyelim mi?
Amerika onu da düşünmüş olabilir mi?
Demokrasi? O, istediğin durakta ineceğin bir tramvay mı?
Tek başına iktidar tehlikeli bir güçtür.
Hem güçlüsündür hem de durumun güçtür.
Türkiye zor bir dönemeçte.
Bugün, 26 Mayıs 2008.
www.erdalatabek.com
Erdal Atabek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.