‘Vakit’in imar suçlusu! - Oktay Ekinci
Mayıs 25, 2008 - OKTAY EKİNCİ
Vakit gazetesi her bahaneyle Cumhuriyet yazarlarını “taciz” etmeyi sürdürüyor. Son olarak da bendenizi “imar suçlusu” göstermeye kalkışmasın mı?
Ertuğrul Özkök’ün, 1990’larda bir “tarihi eser”in kaçak olarak “yalı”ya çevrildiğini duyuran haberine şunu eklemiş; “Bir dönem Cumhuriyet gazetesi yazarı Oktay Ekinci’nin başkanlık ettiği Anıtlar Kurulu’ndan da iskân verilmesi yönünde görüş aldı…” (18 Mayıs)
Bu “anımsatma”ya 1. sayfadaki sürmanşet spotunda bile yer verilmesinin nedenini bir kenara bırakıyorum… ancak, sözgelimi, İstanbul Belediyesi’nin bir uygulamasını eleştirirken, “bir dönem Başbakan Erdoğan’ın başkanlık ettiği…” diye isim sokuşturmak ne kadar ahlaki ise, Vakit’in ki de o kadar ahlakidir.
Kaldı ki haberde “atlanan” kimi gerçekler de adımızın anılmasında ne denli “zorlanıldı”ğının kanıtları.
Birincisi yapı, “tarihi eser değil”, tek katlı küçük bir zeytinyağı deposu. İkincisi ise 80’lerdeki SİT kararından, hatta kıyı ve imar yasalarından da önce yapıldığından, mevzuattaki adı “onarılabilir mevcut bina”…
Buna rağmen, değişiklik yapılmasına izin vermek bir yana, eski eser olmasa bile eski “basit dam” görünümünü bozan yeni dik çatının “yıkılarak özgün şekline getirilmesi” kararını almıştık. (90’lı yılların sonları olmalı…) Kuruldaki görevimden ayrıldıktan kim bilir kaç zaman sonra bu koşul yerine getirilmiş olmalı ki “kullanılabilir” denmiş…
Vakit’in belli ki “özel garez”ini de içeren zorlama bir haberle bile olsa “kaçak yapılaşma”yı “suç” kabul etmesi ise olumludur. Çünkü okurlarının çoğunluğu İstanbul’daki “yasadışı işgal bölgeleri”nde yaşıyor. Dahası, “işgale önderlik” eden kaçak camilerde de Vakit okunuyor…
Bu nedenle, uygarca bir kent-leşme için talana karşı yılların direnişine bile saygısızca yazılmış haberindeki “imar suçu hassasiyeti”ni, tüm kaçak yapılaşmaya da göstermesini bekliyorum.
Özellikle İstanbul’daki tarikat örgütlenmesi şeklinde yaygınlaşmış “su havzası işgalleri” ile “ormanlardaki 2B talancıları”na da benzer tepkiler içinde olabilirse, “hukuk”u sadece “karşı görüştekileri taciz etmek” için anımsayan bir gazete kimliğinden de belki kurtulmayı başarır…
İmar dosyasında ‘hukuk’
Nitekim “Kanal B”de bu gece yayımlanacak İmar Dosyası’nın konusu da “kent, imar ve çevre hukuku”nun “yeni anayasa”daki yeri…
Eğer Vakit’çiler izlerlerse, kaçak yapılaşma ve kent suçlarındaki “siyasi himaye”nin nasıl “doruklara çıktı”ğını da öğrenebilirler.
Doğanın, kültürün ve yaşam kaynaklarının, bu “dünyayı cennet kılan” en “kutsal emanet”ler olduğunu; iki birikimli uzmandan, AKP’nin Gül Hükümeti’ndeki Başbakan Yardımcısı Av. Ertuğrul Yalçınbayır ile hukuk dünyamızın bilgelerinden Prof. Dr. Ülkü Azrak’tan dinleyebilirler…
Benzer şekilde şu “kentsel dönüşüm” denen “yeni moda imar yağması”nın Sulukule’de yaşanan “insan hakları dramı”nı da “1000 yıllık” Roman Mahallesi’ni savunanların sözcüsü Fatma Oral’dan öğrenebilirler…
Saat 23.00’te başlayacak İmar Dosyası’nda, gündemdeki “sivil” anayasa tasarısının, “sivil güçlerin siyaset üzerindeki yargısal denetimini kaldırdığı” saptanıyor…
Özellikle “hükümet dışı kuruluşlar”a, hukuka aykırı uygulamaları “hukukla engelleme” olanağı sağlayarak; toplumsal çıkarların çiğnenmesine karşı davalar açılmasına anayasal dayanak oluşturan “imar ve çevre hakları”nın yer almadığı bir düzenlemeye nasıl sivil(!) denilebileceği de sorgulanıyor.
Peki, demokrasiyi en fazla savunduğu ileri sürülen bir iktidar, sivil denetimin anayasal güvencelerini neden istemiyor?
Dahası, bağımsız yargıyı siyasi amaçlara uyarlayarak adeta “işlevsizleştiren” ifadeler, adına “anayasa” denilecek bir hukuk metninde nasıl yer alabilir?
Yanıtları, bu gece Kanal B’deki İmar Dosyası’nda…
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.