Sivas ’93 - Nilgün Cerrahoğlu
Mayıs 24, 2008 - CUMHURİYET
“İlkelerime ters düşen bir insan ve kötü bir örnek….”
Sivas’ın üçüncü, Nesin’in ölümünün birinci yıldönümünde kendisine yönelttiğim bir soruyu Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde böyle yanıtlamıştı…
Soru şuydu:
“Aziz Nesin’in adını cadde, meydan adı olarak bu şehre sokmam demişsiniz. Neden?”
“Tasarrufum altında olan herhangi bir yerde Aziz Nesin ismini vermem. İlkelerime ters düşen bir insan ve kötü bir örnek. İstanbul halkının yüzde 51’ i sarhoş olmak istiyor diye, sarhoş olmak için imkân hazırlamam ben…”
“Sarhoşlukla Aziz Nesin’e itibar aynı şey mi?”
“Aynı şey. Ben onu inanç itibarıyla halkımı sarhoş edip farklı yöne getirme durumunda bir insan olarak görüyorum…”
“Oğlu babasının Taksim Meydanı’ndan geçerken alkışlandığını söylüyor. Nesin’i alkışlayan İstanbulluları hiçe mi sayacağız?”
“Bunu siz söylüyorsunuz. Aziz Nesin’ i alkışlayanlara inanmıyorum…”(Bknz. “Demokrasi Amaç Değil, Araçtır…” Annem Batıya Gidin Dedi, s. 138)
33 kişinin yaşamını yitirmesiyle son bulan o yobaz katliamdan kurtuluşundan iki yıl arayla yitirdiğimiz yazarın ardından, Erdoğan’ın seçtiği bu akıl almaz sözler; sergilediği ısrarlı hınç ve öfke karşısında donup kalmıştım.
“Şiddeti lanetlemek” adına bir fırsat olur umuduyla tekrar tekrar yinelediğim sorulara Erdoğan inatla “Kötü örnekti!” karşılığını vermişti…
İşte bir “değişim kanıtlama” fırsatı…
İstanbul Tiyatro Festivali vesilesiyle nihayet görmek fırsatı elde ettiğim “Sivas ’93”ü izlerken, yıllarca aklımdan çıkmayan bu sözleri düşündüm.
RTE bugün Başbakan.
Erdoğan, o günden bu yana geliştirdiği “Değiştim. Değiştik. O gömleği çıkardık, bu gömleği giydik. Demokrasiyi bugün en çok savunan, sahip çıkan parti biziz!” söylemi adına; acaba gidip bu belgesel oyunu görmeyi düşünür mü?
Dillere perseng olan o “değiştik” söylemine temel oluşturacak somut bir tavır almayı, sergilemeyi -kırk yılın başı- göze alır mı? Sıvas katliamının 15. yılında Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu bu etkileyici oyun, işte şimdi altın bir fırsat.
Başbakan bu temsili izlesin. Ve gazetecilere dönüp: “Bu korkunç Talibanlığı lanetliyoruz. Türkiye’ de bir daha asla böyle bir şey olmayacak!” desin…
1996 Temmuz’unda yaptığımız o meşhur “Demokrasi Amaç Değil Araçtır” söyleşisinde kullandığı ifadelerle arasına bugün Sayın Başbakan elle tutulur bir mesafe koyabiliyor mu? Dünden farklı şeyler söyleyebiliyor mu? Böylesine korkunç bir insanlık trajedisi karşısında farklı tavır alabiliyor mu?
Tek “değişim kriteri” budur.
“Bellek ödevi”ni yalnız sanatçı mı yapacak?
Sıvas’tan bu yana dünya değişti. Araya “11 Eylül” girdi. Türkiye New York’taki Talibanlığı yüksek sesle lanetledi.
Niye kendi içindeki Talibanlığı lanetlemiyor? İkiz Kuleler’i yıkan Talibanizmle, ozanları Sıvas’ ta ateşe veren Talibanizm arasında herhangi bir fark var mı? Niye kendi Talibanizmi ile yüzleşmiyor?
“Allah ile Aldatmak” isimli son kitabında bu canalıcı konuya döne döne parmak basan Yaşar Nuri Öztürk: “Sivas’ta sergilenen Neronik ve histerik dinci zulüm, 11 Eylül’de New York kulelerinin vuruluşundan, anlamı ve önemi bakımından daha önde ve daha dikkat çekicidir. Türkiye o tarihi zulümden sonra… düşşe geçti. Hep aşağı yuvarlanıyor. Yuvarlanma sürecektir. Ta, toplu bir tövbe yapılıncaya dek” diyerek şu saptamayı yapıyor:
“Diyanet İşleri Başkanlığı böyle bir çağrıyı kurumsal anlamda yapabilir; gündemine alabilir; bu çağrının anlam ve önemini anlatabilirdi. Ne yazık ki bugüne değin sesi sedası çıkmamıştır.”
Siyasi sınıfımızın, kurumlarımızın bu gözü dönmüş vahşet karşısında senelerdir başını kuma gömdüğü ülkede, bu “tövbe” ve “yüzleşme çağrısını” sanatçı duyarlılığı ile Genco Erkal yapıyor.
İzleyicilerin yaşlı gözlerle dakikalarca ayakta alkışladığı oyunun anahtar cümlesi şu:
“Hiçbir şey eyleme geçen cehalet kadar korkutucu olamaz!”
Baştan sona mahkeme tutanakları ve o cehennem gününü yaşayanların tanıklıkları üzerine oyunu kuran Genco Erkal’a; böylesine zorlu ve zorunlu “bir bellek görevine” bizi davet ettiği için ne kadar teşekkür etsek azdır.
Sivas ’93’ü mutlaka görmelisiniz.
Nilgün Cerrahoğlu
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.