İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

İkinci tur 5 Haziran’da - Hüsnü Mahalli

Mayıs 24, 2008 - HÜSNÜ MAHALLİ

Üç gün süren birinci turun olumlu sonuçlanmasından sonra ikinci turun büyük olasılıkla Golan’ın İsrail tarafından işgalinin 41. yıldönümü olan 5 Haziran’da yine İstanbul’da gerçekleşeceği belirtiliyor. Bu turun da olumlu gelişmesi durumunda heyetlerin ayda iki kez bir araya gelmesi bekleniyor. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında bu sürecin ilerleyerek devam etmesi durumunda direkt görüşmelere geçileceği ve görüşmelerin bakanlar düzeyine yükseltileceği bekleniyor. Bu süre içinde Başbakan Erdoğan’ın telefon diplomasisine devam edeceği ve gerektiğinde danışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu’nu Şam ve Tel Aviv’e göndererek durumu yakından takip edeceği belirtiliyor. İlk tur görüşmelerinden ve İsrail Başbakanı Olmert’in Başbakan Erdoğan’a verdiği garantilerden umutlu olan Suriye’nin Lübnan’daki anlaşmadan dolayı da rahatladığı ortadadır.

İsrail’de ise Başbakan Olmert bir yandan yolsuzluklardan dolayı zor anlar yaşamakta öbür yandan da Golan’dan çekilmeye karşı olan kendi kamuoyunun baskısı ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu baskıyı gerekçe göstererek Olmert İstanbul görüşmelerinde Suriye’ye daha fazla baskı yapabileceğinin hesaplarını yapıyor. Bu baskılarla Suriye’nin Hamas ve Hizbullah’a verdiği desteği durdurmasını ve tüm Sünni Arap ülkelerin de isteği olan Şii İran’dan uzak durmasını isteyecektir.

Suriye lideri Beşşar Esad ise İstanbul görüşmelerinin olumlu sonuçlanması durumunda 41 yıldır işgal altında bulunan Golan bölgesini geri alarak büyük psikolojik ve siyasi zafer kazanmış olacak. Esad ayrıca kişisel dostu ve ABD, İsrail ve Türkiye ile de çok yakın ilişkileri olan Katar Emiri Hamed Bin Halife Al-Sani’nin sponsorluğunda gerçekleşen Lübnan uzlaşması ile Lübnan’daki konumunu da şimdilik güçlendirmiş görünüyor. Çünkü pazar günü Suriye’ye sıcak bakan General Mişel Süleyman cumhurbaşkanı seçilecek, peşinden Hizbullah ve yandaşlarının da katlımı ile ulusal hükümet kurulacak ve yıl sonunda seçim yapılacak.

Suriye; Lübnan’da her şeyin normal gelişmesi ve Hariri ile ilgili uluslararası mahkemenin askıya alınması durumunda bu ülkeye fazla müdahale etmeyeceği ortadadır. Hizbullah’ın İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesi durumunda silahlarından vazgeçebileceği söylenmektedir. Böylece Suriye’nin İsrail için büyük tehlike olan Hizbullah’a destek vermesinin çok fazla bir anlama kalmayacak. Türkiye’nin de dolaylı ve dolaysız olarak destek verdiği Hamas - İsrail görüşmelerinde de olumlu gelişmeler sağlanması durumunda Suriye’nin Hamas ve benzeri Filistin örgütlerine destek vermesinin bir anlamı kalmayacak. Çünkü Golan’ı Suriye’ye, Şabaa bölgesini Lübnan’a , Batı Şeria ve Gazze’yi Filistinlilere veren bir İsrail bu durumda ne Hizbullah ne Hamas ile bir sorunu kalmayacak.

Belki de bu nedenle ABD önceliğin Mısır’ın arabuluculuğu ile devam eden Filistin- İsrail görüşmelerine verilmesini gerekçe göstererek İstanbul buluşmasına çok sıcak destek vermediği söyleniyor. Çünkü Lübnan ve Filistin sorununu çözmüş bir Amerika ve İsrail’in İran ile daha kolay uğraşacağı biliniyor. Böylece hem nükleer dosya kapanabilir hem de İran’ın Irak’taki Şii parti, grup ve örgütlere verdiği destek son bulur. İran’ın Irak’ta etkinliğinin azalması durumunda Irak’ta istikrar ve uzlaşmanın sağlanması daha kolay olabilir ve böyle Şiilerin farklı oranlarda yaşadığı Sünni Arap ülkeleri de rahatlamış olur.

İşte tüm bu hesapların ne denli önemli olduğunu gören ve bilen herkes İstanbul’daki Suriye- İsrail görüşmesini önemsiyor. Çünkü herkes Suriye’nin ‘devredışı’ bırakılamaması durumunda Ortadoğu’da hiçbir sorunun çözümlenemeyeceğini biliyor. Suriye’nin devre dışı bırakılmasının yegane şartı ise toprak ve su zengini Golan ve Tabariya gölünün kendisine verilmesi ve bölgesel dengelerde rolünün kabul edilmesidir. Böyle bir başarı ise Suriye lideri Beşşar Esad’ın içeride konumunu güçlendirecek ve bir türlü gerçekleştiremediği demokratik reformları hayata geçirecek.

Böyle bir ‘demokratik ve laik’ Suriye’nin ‘ılımlı Müslüman ve laik’ Türkiye ile birlikte bölgede çok daha sağlıklı politikalar uygulayacğını hesaplayan Avrupa ülkeleri belki de bu nedenden dolayı İstanbul’daki barış görüşmelerine daha sıcak yaklaşmaktadır. ABD ise yandaşı geleneksel bağnaz Arap iktidarların geleceğini ve dolaysiyle kendi stratejik çıkarlarını düşünerek bu görüşmelere şimdilik mesafeli yaklaşıyor.

Geriye İsrail’deki dinci, bağnaz ve radikal parti ve grupları ile ABD’deki Yahudi lobilerini ikna etmek kalıyor. Çünkü siyonist ideoloji ile beslenen bu güçler barışın gerçekleşmesi ve İsrail’in komşusu tüm Arap ülkeleri ile barış içinde ve yanyana yaşaması durumda Büyük İsrail devletin kurulma rüyasının son bulacağını bilmektedirler.

Ama sonuçta 60 yıldır bölgede bir İsrail devletine karşı olan ve bunu bir türlü kabullenmeyen Arap ve müslümanlar bir Yahudi devleti olarak bu İsrail’i tanımış olacak ve İsrail bu bölgede sonsuza dek yaşama şansını yakalmış olacak.

Bu da İsrail ve Yahudiler için belki de en önemli zafer olacaktır.

Bu zaferin Filistin dahil bu bölgeyi 400 yıl yöneten Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da elde etmenin hazı da başka olacak.

Üstelik de bu zaferi Sultan Abdulhamit Camii’nin yanı başında bulunan bir otelde elde etmiş olacaklar.

Hüsnü Mahalli

Akşam

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS