Gül Devreye Girse Ne Olacak ki?.. - Ali Sirmen
Mayıs 24, 2008 - ALİ SİRMEN
Sivil darbeyle rejimi değiştirmeyi hedefleyen AKP iktidarıyla yargı arasındaki gerginlik artarak sürüyor. AKP’nin Mehmet Ali Şahin aracığıyla yaptığı sert açıklama, yargıyı hedef almayı sürdüreceğinin kanıtı.
Bu açıklamanın gerçekleri çarpıttığını belirtmeye bilmem gerek var mı?
Yargı siyasal bir tavır almıyor, bağımsızlığını savunmayı amaçlıyor ki, bu onun demokratik görevi.
Nitekim Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun yaptığı açıklamaya, Danıştay Başkanlar Kurulu da bir destek bildirisiyle katılmış bulunuyor.
Unutmayalım ki, her iki yüksek yargı kurumu da, AKP’nin toplumsal uzlaşmayı dışlayarak, 22 Temmuz’da sandıktan çıktığı ileri sürülen kendi yüzde 47’sine dayanarak hazırlamakta olduğu yeni anayasa değişikliğinde hedef alınan ve yürütmeyle yasama karşısında bağımsızlığını yitirmesi öngörülen kuruluşlar arasında bulunuyor. Yargı bağımsızlığı, yargının devletin diğer iki erki olan yasama ve yürütme karşısında bağımsızlığıdır ki, AKP de tam bunu ortadan kaldırma hazırlığı içindedir.
***
Yüksek yargı kurumlarının tepkisini çeken ikinci olay ise AKP hakkında laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu gerekçesiyle açılan kapatma davasında, iddianamenin kurumsal niteliği göz ardı edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın şahsının, hakarete varan karamalarla, hedef haline sokulmuş olmasıdır.
Bir üçüncü neden de, HSYK (Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu) içinde yer alan Adalet Bakanı ve müsteşarının, bundan önceki dönemde, kurulun çalışmalarını aksatmış olmalarının ilerde yinelenebilmesi ve bunun doğuracağı sakıncalardır.
Son olarak da, AKP’nin Yargı Reformu Strateji Taslağı metnini, Türk kamuoyu ve yargı kurumları ile Barolar ve Barolar Birliği’ni ilk aşamada dışlayarak AB’ye sunmasıdır.
Bütün bunlar art arda getirildiğinde AKP’nin yargı ve yargı bağımsızlığına yönelik niyetleri açıklıkla ortaya çıkmaktadır.
Yargının bu konudaki endişeleri ve onları kamuoyu ile paylaşması son derece doğaldır.
İşte gerginliğin tırmanmayı sürdürdüğü bu noktada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yeni bir öneriyle ortaya çıkmış ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün devreye girmesini istemiştir. Gül’ün öneriye ilk bakışta sıcak baktığı biliniyor.
***
Hemen belirtmek gerekir ki, Devlet Bahçeli’nin önerisinin gerginliği azaltacak bir çare olduğunu söylemek gerçekçi değil.
Gerçi, anayasanın cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 104. maddesi “Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletinin birliğini temsil eder, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının uyumlu çalışmasını gözetir” demektedir.
Ama bu madde cumhurbaşkanının gerçekten tarafsız bir konumda olması varsayımına dayanır.
Bugün Çankaya’da oturmakta olan Sayın Gül’ün oraya seçilme şekli ve bu konudaki ısrar da AKP’nin sivil darbe sürecinin bir parçası olarak işlemiştir.
Sayın Gül’ün devlet organlarının uyumlu çalışmasına katkısının ne olacağı ise seçtiği YÖK Başkanı’nın kişilik ve eylemleri ile açıkça ortaya çıkmıştır.
Sayın Gül ile Başbakan Erdoğan arasında var olduğu ileri sürülen çelişkiler ya da her ikisinin zevceleri arasındaki rekabet ise, bu olgunun yanında ikincil öğeler olarak kalmaktadırlar.
Bu durumda, Bahçeli’nin düzenli çalışma ve uyumun sağlanması amacıyla yaptığı çağrı havada kalmaya mahkûmdur.
Bu öngörüde yanılmış olmayı gerçekten dilerim. Umalım ki Sayın Gül büyük bir tarafsızlık içinde uyumu sağlayacak adımları atsın da, bizleri ve bizler gibi düşünenleri haksız çıkarsın.
Bu umut biraz da olmayacak duaya amin demeye benziyor mu, benzemiyor mu, ona da artık siz karar verin!
Ali Sirmen
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.