İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Emperyalizmin 21. Yüzyıl Gündemi Yeni Osmanlıcılık Kıskacında “Yerelleşme”-Kaan TURHAN

Mayıs 24, 2008 - KAAN TURHAN

21. yüzyılda eylem; kaleme, eleştirel akla, düşünmeye, kitaplara işaret ediyor. Politik seçenekler, küresel ölçekte hızla gelişen teknoloji, ilerleyen bir ulusun hırsını kamçılıyor. İlkel kominal toplumlardan günümüz modern (belki postmodern) toplumlarına ağan bilgi birikimi; eleştirel aklın, düşüncenin, özgür birey davranışının imbiğinden damıtılmayı bekliyor.Dünyanın hızlı evriminden kuşkusuz devletlerin yönetimleri de etkilenmektedir. Son dönemin yaygın etkilenme yönü yeni liberal akıma ilişkin. Her ülkenin, her ulusun gereksinmelerinin, önceliklerinin, kararlarının, kültürlerinin farklılığı Türk devletini kendine özgü kılmaktadır. Yeni liberal akımın kalıcı etkilerine açık hale gelmemek için önlemleri karar süreçlerine aktarmakta geç kalsak da, eğitim boyutunu sağlam temellere oturtarak ilk adımı atabiliriz.

“zaman mekân sıkışması”, “tüm sınırların ortadan kalkması” gibi tümcelerle anlamlandırılan küreselleşme, gerçekten de, “tek bir dünya” hedefini mi benimsiyor? Aslında küreselleşme farklılıklar üzerinden tek bir kimlik dayatıyor. Bu da yerel kültürlerin, etnik kışkırtıcılıkla beslenip ulusal bütünlüğe zararlı unsurlar olarak doğmasına neden oluyor. Aslında küreselleşme, yerelleşmeyi doğuran bir olgu. Küreselleşmenin vurgusu sınırların olmadığı, tek kimlikli bir dünyanın olanaklı olduğu yönünde. Bunu işiten ve ulus devletle bütünlük içinde yaşayan farklı kültürleri harekete geçirmektedir. Türkiye’de artan oranda bir etnik kışkırtıcılık olduğu gözetilirse; bu olgu Türkiye’de hızla gerçekleşmekte. Bu durum asla ve asla yerel kültürlerce kabullenilebilir değildir. Ve yerel kültürleri yaşatmaya dönük yaklaşım olarak değerlendirilemez. Buradaki sıkıntı yerel kültürlerin hareketlerinin küresel güçler tarafından yönlendiriliyor olmasıdır. Evet, yerel kültürler davranışlarında özgür olamamaktadır. Çünkü davranışları “tek dünya devletine” doğru belirlenmiş ve sınırlandırılmıştır.

Türkiye’de yerel kültürler kendilerini ulusal bütünlükten farklı algılamamaktadır. Bu farklılıkları Türkler asırlardır aşmış ve bütünleşme becerisini göstermişlerdir. Ancak dünyanın sınırlı kaynaklarından (su, petrol, orman vd.) daha fazla pay almaya odaklanmış ülkeler için ulusal sınırlar ve ulus devlet yapısı hiç de önemli değildir. Bunu aşmanın yolu; imam valiler, imam kaymakamlar, imam belediye başkanları yetiştiren eğitim sisteminde köklü değişim gerçekleştirmektir. Bu yerel yönetimler alanında uzman yetiştirecek Yerel Yönetimler Meslek Lisesi olabilir. Yerel yönetimlere özgü bilgi ve beceri çarpımını öğrenciye aktaracak bir yapı olacaktır. Ancak liselerin programları dikkatle hazırlanmalı ve Türkiye’nin gereksinimleri ve yeni çağın gerekleri üzerinde önemle durulmalıdır. Bu önerinin yanı sıra belediyelere önemli görevler düşmektedir. Yerel halkı kaynaştıracak , kendi yaşam alanlarına duyarlı olacak bir yaklaşıma sahip yurttaşları ortak etkinliklerle bir araya getirerek katılımcılığa vurgu yapacaktır.

“AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer”, “Büyük Ortadoğu Projesi’nde Diyarbakır yıldız rol oynayacaktır” sözlerini söyleten güç, yerel kültürleri de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmakta ve etnik kışkırtıcılığı sürekli desteklemektedir.

“Yerelleşmeci” değil “yerel sorunlara duyarlı”; “küresel patronun adamı” değil “ulus devletin saygın bir parçası” olan bireyler kalkındırabilir, Türkiye’yi. Çünkü kendi yaşam alanında çaba göstermeyen, sorunlara kulak asmayanlar asla ulusal sorunları, ulusal duyarlıkları gösteremezler.

Etkili iletişim yollarının açılması ve yurttaşların bilinç düzeylerinin yükseltilmesine yönelik çabalarla yerel olana ilişkin yaklaşımlar ancak hedef bulabilir. Bu doğrultuda, yerel yönetimlerde merkezi yapılanmadan bağımsız, merkezi yönetimi dışlayan ya da aşan uygulamalar yaşam bulamaz. Dikkat edilmesi gereken konu yerelle ilintili her konunun merkezi kararlardan kaynaklandığı ancak ve ancak merkezin belirlemeleri çizgisinde yaşam damarlarını koruduğudur. Merkezi yapılanmanın “bir” dediğine, yerel olan “iki” diyemez. Böyle bir ortamda ve bu yaklaşımdaki bir yapılanmada; Türkiye gibi istismara/propagandaya açık ülkelerde yerel olan bir “tehdit” niteliği taşıyabilir. Özellikle, siyasal islamcıların, etnik kışkırtıcılığın sözcülerinin etkin olduğu yerel karar süreçlerinde bu “tehdit” daha da belirgin ve içten yürütülmektedir.

Yaşadığımız bu dönemde, AKP iktidarı anlayışından uzak olan yerel sözcüler üzerindeki baskılar ve caydırıcı sınırlamalar hizmetin niteliğini ve yurttaş katılımının koşullarını cinsiyetçilik üzerinden yasakçılığın yükselmesiyle olumsuz yönde etkilemektedir. Bölücü zihniyetin, Türkiye’nin büyük çoğunluğunda cemaat ve ümmet zihniyetinin yerel karar alma süreçlerinde etkinlik kazanmasının bir çok tehlikesi bulunmaktadır. Önceliğe sahip durumda değerlendirilirse bu tehlikeler: yasadışı kuran kurslarının yaygınlaşması, şeriatçı ve bölücü etkinliklerin yaygınlık kazanması, aydınlanmanın doğurgusu “yurttaş” kavramı yerine çağdışı ve akıl dışı “ümmet” kavramının oturtulması ve Türklük üstkimliği yerine farklı etnik unsurların geçirilmesi ve batı finans kapitali tarafından destekli sivil toplum örgütlerinin ulusal değerleri zedeleyici çabaları açısından endişe vericidir.

Ulus devletlerin yerini parçalı yapıların alarak “yeni-federalizmin” temellerinin atıldığı günümüz sürecinde AB’nin parasal ve siyasi desteğiyle kurulan Yerel Gündem 21 Habitat Derneği, Belediyeler bünyesinde kurulan Yerel Gündem 21 Sekreterlikleri yoğun çaba içinde, küreselleşmenin ve 21 yüzyılın yerel gündeminin hedeflerine giden yolda stratejik görev üstlendirilmiştir. En iyi propaganda, propaganda yapmıyor görünmektedir.

Türk Anayasası’nda yer almamasına karşın “bölgesellik”; Bölgesel Kalkınma Ajanslarıyla gündeme getirilmiştir. Ve bu ajansların hazırlık çalışmaları yavaş yavaş tamamlanmak üzeredir. Kamu Yönetimi’nde öngörülen “değişim”(!), sağlık hizmetlerinde “yeniden yapılanma”(!), yerel yönetimler ve il özel idareleri üzerinde tartışılan “reform”(!) bir gerçeğe işaret etmektedir: yerel yönetimlere merkezi yönetimin yetkilerini sınırlandırıcı biçimde yetki devrini tasarlama yönünde ulus devletin giderek sorgulanması ve ulus devletin yerini etnik temelli çıkışlar yoluyla “yeni federalizm”e ya da “yeni Osmanlıcılığa” hazırlanmasıdır.

Türkiye’de ya da dünyada denilebilir ki yerel yönetimler hizmet için vardırlar. Yerel yönetimlerin varlık nedenleri: yurttaşın kolay ulaşımını, bilinçlenmesini, yaşam alanına karşı duyarlık kazanmasını yapacakları etkinliklerle sağlam temellere oturtmaktır. Ancak günümüzde, emperyalizm “gayri meşru” yollardan ve gerçeği topluma hissettirilmeden; yerel yönetimlere, bağlı yapılanmalarına ve yerele dönük sivil toplum örgütlerine yeni işlevler, yeni görevler yüklemiştir.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS