İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Şu Günlerin Görevleri… - Server Tanilli

Mayıs 23, 2008 - CUMHURİYET, SERVER TANİLLİ

Nefesler tutulmuş, gözler sabitleşmiş, kafalar bir yöne çevrilmiş bir süredir.

Neden?
 

Anayasa Mahkemesinin kararı bekleniyor.
 

Böyle bir ortamda, Yüksek Mahkeme de, ister istemez baskı altında.
 

Hem içerden, hem dışardan.
 

Böyle bir tablo ile hiç karşılaşmamıştık!
 

Oysa Anayasa Mahkemesi, içinde bulunduğu çağın ve coğrafyanın bilincindedir: Laikliğin geçerli olmadığı bir İslam toplumunda demokrasi rafta kalır; laik eğitimin bulunmadığı bir eğitim düzeninde de inanç özgürlüğü yoktur.
 

Çağımızın hatırlatmalarıdır bunlar!
 

Bir de, şunun bilincindedir Yüksek Mahkeme: Ülkede, 50’li yıllardan beri yapılanlara ek olarak, son 7 yılda, laik ilkeye düşman kesilenler iktidarda yapacaklarını yapmıştır.
 

Bu saldırının da bir müeyyidesi olmalı!
 

Anayasa Mahkemesi’nin karşısında herkes haddini bilmeli!
 

Bir dönem kapanmak üzeredir ve açılacak yeni dönem için yapıcı olalım!
 

Kimi sorumlu kalemler şimdiden kınından çıkmıştır…
 

*
 

Gelip durduğumuz noktada, demokrasimizin de hasta olduğu anlaşılıyor.
 

Önce anayasal bir etken rol oynadı: 1961 Anayasası, çağına uygun yenilikler getirmiş, örnek bir eserdi.
 

Yazık ki sürdürülemedi.
 

Adalet Partisi’nin bilinçsizliğinden de yararlanan 12 Mart, eseri yaraladı.
 

12 Eylül de, yapacağını yaptı: 1961 Anayasası’nın felsefesini bozup bir diktatörlük yarattı; ve sol’u ezip sağcı ve dinci güçlerin önünü -ardına değin- açtı.
 

AKP, bu gelişmenin ürünüdür.
 

Ve, bugün de yürürlüktedir bu anayasa.
 

Şimdi yapılması gereken de, bu paçavrayı bir an önce kaldırıp atmaktır.
 

Yeni bir anayasa için yapılacakları büyütmemeli: 1961 Anayasası’nın içinden İkinci Meclis’le ilgili maddeleri atınız; geriye kalanlara kimi eklemelerle eser güncelleşir. Onu da, bir Kurucu Meclis’e yaptırmalı!
 

Ve bir de, yeni bir Siyasal Partiler Yasası ile yeni bir Seçim Yasası konusu var.
 

Bugüne değin çektiğimiz hastalığın temelinde bunlar da rol oynadı.
 

Bunları yapmadan yeni bir seçime gitmek, üstelik zararlıdır da…
 

Ya kuracağımız demokrasinin üstüne oturacağı sosyal ve ekonomik temeller?
 

Yolları aşacak olan, yine piyasa güçleri mi olacaktır? İktidarı ele geçiren bir iktidarın o güçlerin emrinde, ülkeyi içerden ve dışardan -son yıllarda olduğu gibi- iliklerine kadar sömürmesi yeniden başlayacak mı?
 

Nerededir emeğin de hakları?
 

Tuzla’dan -neredeyse- günaşırı çıkıp gelen işçi ölümleri açıkça gösteriyor ki, emeğin hakları güvencede değildir.
 

Nerede sosyal devlet? Nerede sosyal demokrasi?
 

Bir de, nerede Kürt sorununu üstüne oturtabileceğimiz gerçekçi çözümler?
 

*
 

Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını beklediğimiz şu günlerde, onların arkasından seçim tarihi yerine, şu konuları tartışıp bir ilkeye, bir kurala bağlamak olmalı işimiz.
 

Bu arada, bir ulusal kongre de düşünülemez mi?
 

O kongrenin, mutlaka üstüne eğileceği bir temel sorun da eğitimdir; Milli Eğitimin temelleri çökertilmiştir.
 

İşte, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın, 8 Mayıs 2008’de gazetelere yansımış, “Türkiye’de Gençlikle tespitleri: 5 milyon genç işsiz ve okulsuz; 1 milyonu iş arıyor, 300 bini bulma umudunu yitirmiştir; 600 bini fiziksel engelli.
 

2.2 milyon genç kadın da evde oturuyor…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS