İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

İsimsiz bakan bana da konuştu! - METİN ÖZKAN

Mayıs 23, 2008 - METİN ÖZKAN, TERCÜMAN

SON zamanların modasına uyup isimsiz bakan ile ben de konuştum!
Hem de her şeyi özetleyen tek cümleyle…
Bakan’a sordum:
“‘Kapatılmak AKP’nin işine gelir; oyumuz artar ve çıkacak ekonomik krizin faturası yargıya kesilir. Keşke kapatsalar’ şeklinde bir inanış var. Siz bunu doğru buluyor musunuz?”
İsimsiz Bakan hiç tereddütsüz bir nefeste cevabı yapıştırdı:
“Kapatılacağımıza inanmıyorum ama kapatırlarsak büyürüz… Mağduriyetimiz bir kez daha tescillenmiş olur… Ekonomik faturayı da kapatanlar öder…”
Aslında isimsiz Bakan’ın söylediği bu sözler son süreçte AKP’de tabandan tavana kadar birçok isim tarafından inanılan fakat dillendirilmeyen bir düşünce.
İşte AKP bunun için Anayasa Mahkemesi’ne kapsamlı bir savunma yapmamış.
İsimsiz Bakan’ın kapatılma davası dışında, Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun yaptığı sert açıklama ile ilgili yaklaşımı da oldukça ilginçti.
“Yargıtay artık açık bir şekilde taraf olmuştur” diyen Bakan, “Bu açıklama da 27 Nisan bildirisi gibi bizim hanemize artı yazar” ifadesini kullandı.
Evet görünen o ki AKP her şartta ve her durumda hanesine artı yazdırabilmek için haklı çıkabileceği mutlak bir üçüncü yol için uğraşıyor.
Kaçıncı yol, kimi, nereye çıkarır, kimin hanesine “artı” yazar bilmiyorum; ancak bildiğim bir gerçek var ki o da ekonomik parametreler vatandaşın hanesine hep “eksi” yazıyor.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Bakanlar Kurulu’nda yaptığı sunum başta olmak üzere hükümet edenlerin hepsine aylardır uyarıyor: “Ekonomik programdan sapılmamalı, mali disiplinden taviz verilmemeli.”
Peki yalnız Yılmaz mı?…
Hayır!
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in “Enflasyon hedefinde ciddi bir yanılma var” diyerek yaptığı “Ekonomide alınan tedbirler gözden geçirilmeli” uyarısı hala sıcaklığını koruyor…
Fatura büyüyebilir!
Uyaranlar, uyarılanlar ve medyada konuşmaya başlayan isimsiz milletvekili ve bakanlar; aslında hepsi çok iyi biliyor.
Ekonomide zor bir yoldayız.
İşte tablo:
* Petrol fiyatlarındaki hızlı artış Türkiye’nin de içinde bulunduğu ithalatçı ülkelerin ekonomilerini kâbusa soktu. 2007 yılının başında 50 dolar civarında seyreden ham petrolün varil fiyatı 135 dolarlara çıktı.
* Türkiye, artan petrol fiyatlarından ötürü, petrole 2008 yılında 2007 yılına oranla en az 6 milyar dolar daha fazla para ödeyecek.
l Petrol fiyatlarındaki artışın etkisiyle cari açığın 50 milyar doların üzerine çıkacağı öngörülüyor.
* Türkiye bir gıda krizi ile karşı karşıya kaldı. Başta pirinç olmak üzere hemen hemen tüm gıda ürünlerinin fiyatlarında yüzde 200’leri aşan oranlarda artış oldu. Gıda fiyatlarındaki bu yüksek seyrin devam edeceği tahmin ediliyor.
* Yabancılar için Türkiye eskisi gibi güvenli bir liman değil. Uluslararası net doğrudan yatırımlar, yılın ilk çeyreğinde önemli oranda azaldı. Yabancı yatırımlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80 oranında düştü.
* Petroldeki artış, enerji giderlerini artırıyor. Enerji giderlerindeki artış, enflasyonu körüklüyor. Enflasyonda yılın ilk üç ayında yıllık enflasyon hedefleri aşıldı.
* Türkiye’nin 2002 sonrasında ortalama yüzde 7 olan büyüme hızı yüzde 4.5’lara kadar düştü.
* İthalat 170 milyar dolara yükseldi. 2002 yılında 15 milyar dolar olan dış ticaret açığı 60 milyar doları aştı.
* 2002 yılında Türkiye 1.5 milyar dolar cari işlemler açığı veriyordu; 2007 yılını ise 36 milyar dolar açıkla tamamladı. 2008’de bu rakamın 50 milyar doları bulması bekleniyor.
l 2006 yılı başında yüzde 13-14’lere kadar inen faiz oranları, tekrar artışa geçti.
* İşsizliğe bir türlü çare bulunamıyor. Gerçek işsizlik oranı yüzde 16’yı aşıyor. Çalışmak isteyen her 100 gençten 20’si işsiz geziyor.
* TÜİK’in 4 kişilik bir aile için 549 YTL olarak kabul ettiği açlık sınırına göre bile Türkiye’de 13 milyon kişi, yani nüfusun yüzde 18’i açlık sınırının altında yaşıyor.
Türkiye’nin ekonomik tablosuna bakınca halk arasında söylenen bir deyimi hatırladım…
“Halep oradaysa, arşın burada…”
Bakalım bu tablonun faturasını kim ödeyecek?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS