Hükümet Açıklamaları; Kel Başa Şimşir Tarak!-CÜNEYT ARCAYÜREK
Mayıs 23, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Anayasa Mahkemesi’ne, yargıya AB’den gelen saldırılara karşı çıkmayan, hatta bu saldırıların devam etmesine adeta duacı olan bu hükümet; Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun içe ve dışa dönük haklı eleştirilerine tahammül edemiyor.RTE’nin başkanlığında uzun toplantılardan sonra
Yardımcı Çiçek Cemil’in açıklamaları hükümetin yargıyı kendine bağlamaya çalışan kafa yapısını yansıtıyor.
Ne ki, hükümetin her haklı eleştiriyi veya girişimi damgalamak için kullandığı iki öğeden birinden yoksun bir açıklama yaparak…
Bu hükümet sorumluluğunu örtmek ya da sorumluluğunu başkalarına, örneğin muhalif seslere yüklemek istediği zaman karşı söylemlerin, eleştirilerin ya ideolojik ya da siyasi olduğunu söylüyor.
Hükümet adına konuşan Çiçek Cemil, şükürler olsun bu kez doğruları vurgulayan Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun eleştirilerine ideolojik damgası vurmadı.
Tuhaf bir mantık, tutarsız bir karşı saldırı sergiledi. Öyle açıklamalar ki; yüksek yargıyı gerçekleri kesin ve sert bir dille kamuoyuna açıklamaya zorlayan, yargıya siyaseti bulaştıran, yargı konusunu soruna dönüştüren bu hükümet değil sanki…
***
ıkmışlar orta yere, çamur at izi kalsın anlayışı ile Yargıtay’ın bir siyasi parti gibi davrandığını söylüyorlar. Yüzsüzlüğün daniskası!
Bir yandan yargıya saygıdan söz edeceksin, beri yandan bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumaya çalışan ve bu nedenle kamuoyuna geniş bir açıklama yapmak zorunda kalan Yargıtay’ın siyasal amaçlarla hareket ettiğini öne süreceksin… Tek yorumu var bu tutumun, bu anlayışın: Kel başa şimşir tarak!
Ya da gerçekleri sıralayan açıklamayı dam üstünde saksağan diye tanımlayacak, inandırıcı olmayan açıklamalarla gerçekleri çürüteceğini sanacaksın!
Anlaşılan yandaş medya, yandaş devlet kadroları, yandaş bir alay yalaka, kurum yetmiyor bu iktidara. Bir süredir, üstelik sinsi kimi yöntemlerle yandaş yargı yaratma çalışmalarını Olli Rehn’ler şakşaklıyor. Joost Lagendijk gibi hem kel hem de fodul bedava avukatlar savunuyor.
Sonunda Yargıtay Başkanlar Kurulu’nu içeriden dışarıdan yargıya yönelik saldırılara dört sayfa dopdolu sert yanıt vermek zorunda bırakıyorlar.
***
AKP kodamanları dışında iktidarın yargıya müdahale etmediğini söyleyen yok.
İddianamenin açıklanmasından bu yana geçen süreçte, Anayasa Mahkemesi’ni kapatmaya karşı karar almaya zorlayan demeçleri, açıklamaları sanki başta RTE, AKP kodamanları yapmamış gibi Anayasa Mahkemesi’nin rahat bırakılması çağrısında ve uyarısında bulunan Yargıtay Başkanlar Kurulu’nu Yüksek Mahkeme’yi etkilemeye çalışmak ve hukuk dışı davranmakla suçluyorlar.
Ellerinden gelse Anayasa Mahkemesi’nin -tabii Başkan Haşim Kılı’la iki üç üyesi dışında kalan- üyelerini, kafalarına uygun kişilerle tez elden değiştirecekler.
Yargıtay’ın açıkladığı gibi, “dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı gibi şaşırtıcı inançla, Türk yargısını etkileme gayretine girmek suretiyle, kapatma davasında lehe sonuç alma heves ve yöntemler” kullanıyorlar.
Bilinen bir gerçeği yineliyor Yargıtay. Başsavcı’ya yöneltilen suçlamalar “akla, mantığa ve hukuka aykırı” diyor.
Yüzde 47’yi kaba kuvvet olarak kullanan AKP’de akla, mantığa ve hukuka aykırı davranmak olağan… Akla, mantığa ve hukuka uygun davranmaları zaten olanaksız.
Oysa, bir (bu) iktidarın Yargıtay’a, yargıya saldırması bir çeşit harakiri.
Belki de kurtuluşun yolu.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.