Daha masaya oturmadan teslim olan bir Cumhurbaşkanı, anketlerde yansıyan Halk iradesi ve Talat′ın bugünkü görüşmede yapması gereken - SABAHATTİN İSMAİL
Mayıs 23, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Cumhurbaşkanı Talat, bugün Hristofyas′la yeniden görüşecek…Dünkü ve önceki günkü yazılarımda bu görüşmeyle ilgili olarak endişeli olduğumuzu belirtmiş ve bu endişelerin nedeninin Talat′ın 8 Temmuz Anlaşması ile 21 Mart Mutabakatına yansıyan yanlışları ve emrivakileri olduğunu belirtmiştim…Bu yanlışların en önemlilerini ise iki başlıkta toplamıştım:
1- Annan Planı referandumundan sonra Anavatan Türkiye ile belirlenen ortak milli hedef, “iki egemen devlete ve iki egemen Halka dayalı yeni bir ortaklık devleti kurulması” olmasına karşın, KKTC ilanı öncesinin hedefi olan “iki bölgeli-iki toplumlu federasyonu” kabul etmesi…
2- Pazarlık konusu olmayan Garantörlük başta olmak üzere, Kıbrıs sorununun özü ile ilgili en temel konuların çalışma guruplarında görüşülmesini kabul etmesi…
TALAT GÖRÜŞMEDEN TESLİM OLDU
Ne ilginçtir ki, UBP′den, DP′den, tüm ulusal örgütlerden, KKTC′yi savunan basından, yazarlardan, aydınlardan gelen bu eleştirilere karşın, Talat, yine bildiğini okumaya devam ediyor…
Nitekim dün, sözcüsü Hasan Erçakıca tarafından yapılan açıklamada, ” Talat′ın iki bölgeli-iki toplumlu federasyon hedefine bağlı olduğu” duyurulmuştur…
Bir başka deyişle Hristofyas′a ” Kıbrıs sorununun çözüm formülü konusunda senle ayrılığımız yok, senle aynı fikirdeyiz, çözüm vizyonumuz aynı, endişe edecek bir durum yok” mesajı verilerek daha masaya oturulmadan teslim bayrağı çekilmiştir…
Çünkü Hristofyas, Talat′ın “iki devletli çözümden” söz ettiğini, bu nedenle aynı dili konuşmadıklarını, ortak vizyon bulunmadığını, dolayısı ile kapsamlı görüşmelerin başlamasına gerek olmadığını söylemekteydi…Devamla bugünkü görüşmede Talat′a ” iki toplumlu-iki bölgeli federasyon hedefine bağlı olup olmadığını” soracağını açıklamaktaydı…
Erçakıca′nın açıklaması ışığında eğer Talat′ın, Hristofyas′la çözüm vizyonu ve çözüm formülü aynı ise, o zaman çözüm hedefi ve vizyonu, Kıbrıs Türk Halkı ile aynı değildir demektir…Zaten gazetemizde dün ve bugün yayınlanan anket sonuçları da bunu net bir şekilde göstermiştir…
Erçakıca′nın açıklaması çok açık olarak göstermiştir ki Talat, bugün Hristofyas ile görüşmeden, teslim olmuş, gerek Anavatan Hükümet yetkililerinin, gerek Cumhurbaşkanı Gül′ün, gerek TBMM Başkanı Köksal Toptan′ın açıklamalarında vurgulanan ve gerekse son MGK kararında belirtilen “iki egemen devlete-iki egemen Halka dayalı yeni bir ortaklık devleti” hedefinden bir kez daha sapmıştır…
Çünkü iki egemen devlete ve iki egemen Halka dayalı yeni bir ortaklığın adı “federasyon” değil, “Konfederasyon”dur…
FEDERASYON GEÇMİŞTE KALDI
Hristofyas′ın sözünü ettiği ve Erçakıca′nın da “bağlılık” belirttiği “iki bölgeli-iki toplumlu federasyon”, daha KKTC ilan edilmeden, “Federe Devlet” döneminde ortaya konan bir hedefti…Buna göre, Rumlar da işgalleri altındaki “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni dağıtıp bir “Federe Devlete” dönüştüreceklerdi ve böylece iki federe devlete dayalı bir federasyon oluşturulacaktı…
Rumlar bunu kabul etmedi ve bunun üzerine bağımsız-egemen KKTC ilan edildi…O andan itibaren ise artık “iki bağımsız-egemen devlete dayalı yeni bir ortaklık” gündeme geldi…Görüşmelerde adı konmadan hep bu savunuldu…
Rumların, işgalleri altındaki Kıbrıs Cumhuriyeti′ni “federe devlete” dönüştürmek bir yana, bir de tüm Kıbrıs adına ve tüm Kıbrıs′ın tek meşru hükümeti oldukları iddiası ile AB′a tam üyelik başvurusu yapmaları ve AB′ın da bunu kabul ederek üyelik müzakerelerine başlaması üzerine, Türk tarafı saptadığı yeni politikayı Dünyaya ilan etti…
31 Ağustos 1998′de Dışişleri Bakanı rahmetli İsmail Cem ile Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC′de yaptıkları ortak açıklamada, bunun adını koyarak “iki egemen devlete dayalı KONFEDERAL ANLAŞMA” hedefini açıkladılar…
Ne var ki, Annan Planı sürecinde AKP ve Talat-CTP bu ilkeden saparak geriye dönüş yaptı ve ” egemenliği olmayan iki kurucu devletçikten-eyaletten oluşan birleşik federal Kıbrıs” hedefini öne çıkardılar…
Annan Planı Referandumundan sonra ise, 3 yıl süren bir karmaşa ve belirsizlik dönemi yaşandı..
Ne ki son MGK kararında bu belirsizlik giderildi ve ” iki egemen devlete- iki egemen Halka, siyasi eşitliğe ve Türkiye′nin garantörlüğüne dayalı yeni bir ortaklık devleti” hedefi net bir şekilde ortaya kondu…
HALKIMIZ DA İKİ DEVLETLİ ANLAŞMA İSTİYOR
Esasen Kıbrıs Türk Halkı giderek Rumlarla Konfederal ortaklıktan bile uzaklaşmakta ve KKTC′nin bağımsız-egemen bir devlet olarak yoluna devam etmesini istemektedir…Bugün yayınlanan anket bunu göstermektedir…
Bizzat Talat′ın kendisi de yaptığı çeşitli açıklamalarda Rumlara çağrıda bulunarak ” Kıbrıs Türk Halkının her gün giderek daha fazla oranda iki ayrı devlet çözümüne kaydığını” açıklamıştır…
Nitekim bugün gazetemizde yayınlanan anket sonuçları da bunu bir kez daha kanıtlamıştır…
Buna göre Halkımızın %50.4′ü, KKTC′nin ayrı bağımsız-egemen bir devlet olarak devam edeceği bir barış anlaşmasını istediğini net bir şekilde ortaya koymuştur…
Halkımızın %14.8′i Anavatan Türkiye ile bütünleşmeyi istediğini belirtmiştir…
Halkımızın %4.6′sı Rumlarla iki devletli Konfederal bir anlaşmayı savunurken, Birleşik Kıbrıs′ı savunanların oranı %20.1′de ve Federasyonu savunanların oranı ise sadece %6.6 da kalmıştır…Yanıt vermeyenler ise %2 civarındadır…Demek ki herkesin kafası çok nettir ve ne istediğini Halkımız çok iyi bilmektedir…
KKTC eksenli ilk üç yanıtı topladığımız zaman, ortaya çıkan toplam oran %70′dir…
Böylece Annan Planı Referandumu öncesinde varolan dengelere geri dönülmüştür…Bilindiği gibi 1974-2003 döneminde Toplumdaki sol-sağ dengesi %70-30 oranında olmuştur…
Bu denge, KKTC′ye sahip çıkan Denktaş′ın ve UBP ile diğer milliyetçi partilerin her seçimde toplamda %70′i ve toplam sol oyların da %30′u bulması ile her 4-5 yılda bir sınanmış bir dengedir…Nitekim dün gazetemizde yayınlanan partilerin oy oranları ile anket de bu dengenin yeniden oluştuğunu doğrulamıştır…KKTC′ye sahip çıkan partilerin oyları %66 civarında iken, federasyon ve birleşik Kıbrıs isteyen sol partilerin toplam oyları %34 civarında kalmıştır…
TALAT BU İRADEYİ DİKKATE ALMAK ZORUNDADIR
Bu durumda, Kıbrıs Türk Halkının iradesini temsil ettiği iddiasında olan Cumhurbaşkanı Talat′ın, bugün Hristofyas′la yapacağı görüşmede, anketlerde ortaya çıkan bu iradeyi dikkate alması ve eğilip-bükülmemesi, ezilip büzülmemesi, dik durması, Halkımızın ne istediğini kimseden çekinmeden ve korkmadan net bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir…
Talat′ın, bugünkü görüşmede, anket sonuçlarını Hristofyas′ın eline vererek ” Senin gibi ben de Halkımın iradesine karşı gelemem” demesi, Halkımızın iradesine saygının bir gereğidir ve görevidir…
Bu bağlamda sözcüsü Erçakıca′nın yaptığı ” iki bölgeli-iki toplumlu federasyon hedefine bağlıyız” açıklaması geçersizdir ve hiçbir anlam ifade etmemektedir…Kıbrıs Türk Halkı′nın iradesine terstir ve hiçbir şekilde Halkımızı bağlayıcı değildir…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.