İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Dam Üstünde… - Şükran Soner

Mayıs 22, 2008 - ŞÜKRAN SONER

En son sabah haberlerini kanaldan kanala geçerek izlerken kafaya takmıştım; Meclis Başkanının üçüncü yol formülü üzerinden görüşler belirtilirken suyunun, çivisinin çıkmasının ötesindebir dayatmayla karşı karşıya kaldığımızı düşünmüştüm. Yargıtay Başkanlar Kurulunun bu duruma isyanı anlamındaki açıklamasını yapacağından haberim yoktu tabii ki…

ABD, hele de ABden her siyasi, bürokrat temsilcinin yeri, zamanı uysa da uymasa da, sömürge mantığının da ötesinde bir üslupla, demokrasilerin güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ilkelerini yok sayarak yargıya yaptıkları baskıların arkasının gelmemesi, artık AKPye kapatma davasına karşı olanları bile kaygılandıran boyutlara varmış bulunuyor. Haber ve yorumlarda sık sık, dışarıdan gelen baskıların dozunun kaçtığı, ters etki yapabileceği uyarıları yapılıyor. Bir yandan da en son haberlerde bile yeni ABli siyasilerin ya da organlarının AKP kapatma davası üzerine talimatları, fetvalarının açıklamaları geliyor…

AKP kökenli Meclis Başkanımızın Anayasa Mahkemesine yol gösteren üçüncü yol formüllüfetvası bu işin tuzu biberi gibi; Meclis Başkanımız kendini yargıçlar yerine koyuyor, işin içinden çıkılacak bir karar adına, üçüncü yol olarak nitelendirilen bir formül üretiyor. Mahkeme AKP’yi sonuç olarak kapatmıyor, suçsuz olduğu yolunda bir sonuç karara da varmıyor. Anayasa Mahkemesinin karar metni öyle bir içerik taşıyacak ki AKPnin laikliği ayaklar altına aldığından, rejim için tehdit oluşturduğundan kaygı duyanlar da tatmin olacaklar. AKP kapatılmayacağı için de iktidar cephesi, ılımlı İslamcılar, hatta radikal İslamcılar rahat bir nefes alacaklar.

***

Özetle Nasrettin Hoca’nın dediği gibi Hırsızın hiçmi suçu yok örneği, kamuoyunda tartışılmakta olan AKP kapatma davasında, hırsızın çok da masum olmadığı yolunda görüşlere yer verilecek. Yine de hırsıza hiçbir ceza verilmeycek. AKP parti olarak kapatılmayacak, siyasi liderleri, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve diğerleri siyasi yasaklı konuma düşmeyecekler, ceza almayacaklar.

AKP davası iddianamesini henüz okumuş değilim. Ayrıca bu türden davalarda tek başına iddianamenin okunmasının da çok anlamlı olmadığını bilirim. Dosyaların bütünü içinde kanıtlar, ifadeler, tanıklar üzerinden yargıçların kanaatleriyle de beslenecek bir karar vereceklerini unutmamaya çalışırım. Bir başka anlatımla, gazetecilerin her şeyi bildiği önyargısının aksine bu davanın sonuçları üzerinde en küçük bir bilgim, önyargım yok. AKP çevrelerinin kamuoyuna dönük söylemlerinin aksine, benzer davalar bağlantılı karamsar oldukları yolunda duyumları ben da alıyorum elbette. Ancak taktik mi, strateji mi, yoksa gerçek bir beklenti mi bir fikrim yok.

Gerçek hangisi olursa olsun AKP yönetiminin kendilerini en kötü sonuca göre hazırlama, önlem alma haklarına elbette saygım sonsuz. Yani erken seçimden, yeni partiye, kapatılma, kapatılmama, yasaklı, yasaklı olmama hallerine göre gelecek için hesaplar yapmaları önlem almaları.. bu işin doğasında var. Gelin görün ki, kendilerini koruma hakları, iç ve dış odaklarla bağımsız yargıya, yargıçlara dayatma, baskı niteliğinde yapılan her şeyin suç olması gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

Davanın açılacağı haberinin çıktığı günden bu yana, demokrasi, yargı bağımsızlığı, hukuka aykırı yapılamayacak her şey yapılıyor, her yol deneniyor. İç ve dış odaklı seferberlik söz konusu. Sanki ortada bir iddianame, açılmış dava, bunun üzerinden bağımsız yargının vermesi gereken karar durumu yokmuş gibi; yargılama aşamaları gelişmeden, içerden ve dışardan bireyler, kurumlar, siyasiler, güç odakları, hepsi birden kendilerini yargı yerine koyup yargıçlar gibi bu dava üzerinden kararlar, fetvalar veriyorlar. Bilmiyorum demokrasilerde, insanlık tarihinde bir yargılama üzerinde böylesine ağır baskının yaşandığı bir başka örnek var mıdır?

***

İşte sizin karşınıza tam da bu çerçeve üzerinden bir yazıyla çıkmak istiyordum ki… Yargıtay Başkanlar Kurulunun açıklamasıyla gerilim bir başka boyuta taşınmış oldu. Yine trajik komik durum, AKPye kapatma davası açılmasına konu olan, AKP, siyasi liderlik, iktidar icraatlarının tümden tartışma gündeminin dışında kalması gibi… Bu kez de yargıya iç ve dış odaklı, yargı bağımsızlığına aykırı çok ağır baskılar ikinci planda, yargının bu baskılara karşı duruşu, “Yargıdan zehir zemberek çıkış..” içerikli haber ve yorumlara konu olması ön planda. Oysa Yargıtay açıklamasında yargı bağımsızlığına aykırı olarak, yargıyı insanlık tarihinde görülmeyecek boyutlarda güdümlü hale getirme içerikli iç ve dış baskılar, icraatlar bir bir sayılıyor.

Bakan Şahin’in Yargıtay bildirisine karşı jet cevabındaki üslubu, bilidiriyi dam üstünde saksağan..olarak değerlendirmesini sadece ciddiyetten uzak olarak mı değerlendireceğiz? Türkiyede insan hakları, hukuk düzeni, demokrasi, yargı bağımsızlığı, laik cumhuriyeti.. ağızlarından düşürmedikleri, yüzde 47 oy çoğunluğuyla yok edebileceklerini sanma gafleti mi?

soner@cumhuriyet.com.tr

Şükran Soner

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS