İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Haftanın “Vaziyet-i Umumisi”- Mondros Ve Türk Telekom- Lagendijk Ve “İtilaf Fırkası”- Yabancılaşma- Sağlar Ve Kulis Dedikodusu… - Taylan Sorgun

Mayıs 21, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

“30 Ekim 1918 günü” Osmanlı İmparatorluğu’na imzalattırılan “Mondros Teslimiyet Anlaşması”nın ardından, 7-8 Ekim 1918 günü Adana’daki Yıldırım Orduları Grubu Karargahı’nda, “Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni” başlatmaya karar veren Mustafa Kemal Paşa’nın, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkışı ile, “Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin “kararını harekete geçirmesinin, bir yılı daha kutlanmıştır. 7-8-9 Kasım 1918 günlerini gecelerini “tarihin şahidinden” bütün yazılı belgeleri ile dinlemişimdir. (Bak: Taylan Sorgun. Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü. Kum Saati Yayınları 6′ıncı baksı)

1- HAFTAYA GİRERKEN…

19 Mayıs haftasına girerken hangi “Manzara-i umumiye” içindeydik? Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nde tarihsel yenilgisini almış bulunan zamanın Düvel-i Muazzaması, emperyalist Batı Avrupa Devletlerinin bugünkü “Komiserleri”nin, 1- Türk yargısını, 2- Türkiye’nin kurumlarını, 3- Siyasi partilerini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasası’nı “hadlerini aşarak” eleştirdikleri, “Müzakere şalı” altında Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin neticesi olan Lozan’a aykırı taleplerde bulundukları, Ulus, milli devlet, üniter yapımıza karşı hadlerini de aşan beyanlarda bulundukları bir zaman dilimi.

2- İKTİSADİYAT VE KAPİTÜLASYON…

Türkiye’nin iktisadiyatına bakıldığında yeni 19 Mayıs haftasına girerken o alandaki durum, tarihsel hatalarla tam bir “iktisadiyat yabancılaşması”, yeni Kapitülasyonlar gibi tarihsel hatalarla çıkarılan kanunlar ve mesela Yeni Vakıflar Kanunu. Milli tarım yerine, “tarım ürünleri ithalatı ile” Türk milli tarımının giderek yok olduğu bir zaman dilimi. Milli endüstrinin devreden çıkarılarak “yabancılaşma”nın ve “ithalat patlamasının” yaşandığı bir zaman dilimi.

3- MONDROS VE HABERLEŞME…

Yabancılaşma: Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ile Lozan’da “kapitülasyonlar” reddedilmişti. Ondan önceki zamanda öteki alanlarda, madenlerde, limanlarda olduğu gibi herşey yabancıların ellerine geçmişti. Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin son dönemine girildiğinde toplanan İzmir İktisat Kongresi kararları uyarınca da bütün yabancılaşmalar “millileştirilmişti” Cumhuriyet iktisadi teslimiyeti reddederek, iktisadiyatta da “olması gereken devletlerarası ilişkileri” esas almıştı.

4- GALTROPH MADDESİ…

Bakınız, İngiltere’nin Agamemnon Zırhlısı’nda Osmanlı Devleti heyetine imzalattırılan Mondros Teslimiyet Anlaşması’nın karşı tarafının başında Amiral Galtroph bulunuyordu. Mondros Teslimiyet Anlaşması’nın bir maddesi şöyledir: “Telsiz, telgraflar, telefon, kablolar, bilcümle (bütün) posta idaresi (Düvel-i Muazzama) İtilaf Devletleri kontrolü altına alınacaktır.” Türk Limanları zaten yabancıların ellerindeydi. Mondros Teslimiyet Anlaşması’nda Türk donanmasının bu limanlarda mevkuf (tutuklu) olarak bulunması da şartlardandı.

5- ŞİMDİKİ VAZİYET…

Tarihsel bir hata ile TÜRK-TELEKOM’un özelleştirilmesi ile yabancılaşması bizi acaba “hangi zaman dilimine” geri götürmüştür. Böylesine stratejik özellik taşıyan bir kuruluşun “tarihsel hata ile” yabancılaştırılması ne getirmiştir? Üç kuruşluk Dolar. Olacak iş midir bunlar? Haberleşme öylesine önemlidir ki, bakınız koca bir savaş sonundaki anlaşmada yani Mondros’ta bile “haberleşmenin” maddesi vardır. Bir teslimiyet anlaşmasına haberleşmeye el konulcağı” geçirilmiştir.

6- O ARADA SAĞLAR…

Son hafanın vaziyet-i umumisi içine “Sağlar olayı”da düşmüştür. CHP içinde de sorunlar yaratmış, Fikri Sağlar, Birgün Gazetesi’ndeki yazısında bir kulis dedikodusunu ortaya atmıştır. Sağlar’ın iddiasına göre; “AKP’yi yakından bilen bir hukukçuya göre, Başbakan Dolmabahçe’deki görüşmede Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın önüne bir dosya koymuşmuş.” Benim dilim o iddiayı tekrarlamaya müsait değildir.

7- TERÖRLE MÜCADELE VE…

Türk Ordusu “emperyalizmin tetikçisi terörle” geniş bir mücadeleyi başlatmıştır. Sınır ötesine yapılan harekat ile Türk Kartalları’nın Irak’ın Kuzeyi’ne yaptığı hava akınları ile terör yuvalarını emperyalizmin tetikçisinin başına yıkması terörün dahiliyetteki “siyasi kanatlarını” rahatsız etmiştir. Türk Ordusu’na karşı “şikayetçi siyasetler” ortaya çıkmıştır.

8- SAĞLAR VE İSBAT…

Fikri Sağlar’ın talihsiz açıklamaları, gündemde “orta ölçekli” bir yer bulmuştur. Ama, bunu tırmandırmak isteyenler vadır. Sağlar’ın iddiasına göre Başbakan Erdoğan “bir başka konumda gösterilirken” Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın Büyükanıt ” çirkin bir zan, bir iddia” ile karşı karşıya bırakılmıştır. Sağlar, bu iddiasını “AKP’yi yakından bilen bir hukukçunun kulis sözlerine dayandırmıştır.” 9- KULİS DEDİKODULARI…

Kulislerde öylesine konuşmalar vardır ki, biz de buradan bunları ciddiye alıp yayımlasak neler olmaz ki? “…Efendim kulislerde öyle söyleniyor…” denilerek böylesine iddiaları ortaya koymak, “biraz fazla sorumluluktur” Fikri Sağlar iddiasını isbat etmek zorundadır. Siyasette emperyalizmin tetikçisi terörün ortaya çıkarılmasının ardından emperyalizmin icad ettiği ve kendi siyasal maksatları için kullandığı “Kürt sorunu” tabirini tarihsel bir hata ile sık, sık kullanan Sağlar, önemli bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Başbakanlık tarafından yapılan açıklama ile Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan ikili yalanlama açıklamasını da “sert” bulduğunu ifade etmiştir. “Siz bir kulis iddiasını”, “söylentisini” ortaya koyacaksınız, ama karşı açıklama yapıldı mı açıklamanın “sertliğinden” söz edeceksiniz. Bu nasıl bir iştir? 10- LAGENDİJK YİNE SAHNEDE…

Son haftanın “Vaziyet-i” umumisi” içinde, Türkiye- AB Karma Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk yine konuşmuştur. Milliyet Gazetesindeki söyleşisinde “Komiser” edası ile yaptığı açıklamada Anayasa’nın nasıl yapılması konusunda Türkiye’ye akıl bile vermeye kalkışmaktadır. Bakın siz şuna: Türkiye’ye bir Obama lazım imiş. Şimdi de o “Obama modacılığı” başlatılmaktadır. Şimdi kimileri siyasi parti liderlerine bakıp herhalde “Obama’ya benziyor mu, benzemiyor mu” diye akıldanelik etmeye başlayacaklardır. Bakın göreceksiniz. Bu olacaktır. Çünkü “yeni modacılıklar” “almış başını” gitmektedir.

11- BIKTIK “KOMİSERLERDEN”

Bu “Komiserler” Mondros ve Serv sonrasında ortaya çıkmışlardı. Daha önce de belirttiğim gibi, “Komiser” tabiri Batı Avrupa’nın tarihsel “müstemlekeciliği zamanında” ortaya çıkmıştır. Bugünkü AB de, “Tarihsel saplantıları” nedeni ile bu “Komiser” tanımından kurtulamamaktadır. Oysa, Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali sonrasında, “İstanbul’daki, Yüsek Komiserler, öteki adıyla, Fevkalede Komiserler” Anadolu’daki “Komiserler” ile birlikte, hem de müstemlekeci orduları ile birlikte “geldikleri gibi geri gönderilmişlerdi” Ama o emperyalist ordular, Anadolu’yu da yakıp yıkmışlardı. 12- “YENİ İTİLAF FIRKASI”…

Lagendijk Milliyet Gaztesi’nden meslekdaşımız Devrim Sevimay ile yaptığı söyleşide AB’yi savunan bir sol parti aradıklarını da söylemektedir. Aaa bakın. Yani AB taleplerinin emrine hazır bir parti arayışı. Biz öylesini geçmişte de görmüştük. Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başalttığında “…Hürriyet ve İtilaf Fırkası” adı ile bir parti vardı. Bu parti, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ne karşı idi. “İngiltere’nin mandaterliğinden” yanaydı. “Kendimizi Avrupa’ya bağlamalıyız, Anadolu’da maceracılık yapılıyor” demekteydiler. Lagendijk de şimdi “AB ci bir sol parti aramaktadır.” Ama, zaten “Kayıtsız şartsız AB’ciler” de çeşitli alanlarda mevcuttur.

13- VAZİYET-İ UMUMİ…

Son haftanın Vaziyet-i Umumi’si böyledir. Ne yaparsınız işte böyle bir vaziyet-i umumi vardır. Ama, birşeyin altını herkes çizmelidir: Bu Vaziyet-i Umumi’ye karşı olanlar da vardır, sonunda son söz hakkı onların olacaktır. Yaşayan da görecektir.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS