İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Görgüsüz Kuşlar - Sevgi Özel

Mayıs 21, 2008 - SEVGİ ÖZEL

Cok uzun zamandır “milliyetçi muhafazakârlık”ın milliyetçiliğinin de, muhafazakârlığının da sulandığını; “sosyal demokrasi”nin, “sol”un ateşli bir hastalığa yakalandığını; siyasal yarışta, duygu ve inançların açıkça sömürüldüğünü görüyoruz. Ulusal ve evrensel değerleri kendince tanımlayıp kullanan kesimin yalnız “sağ”daki politikacılar olmadığını görmekse, başka bir hüzün kaynağıdır.Başımıza gelebilecek en büyük yıkım, politikaya “görgüsüzlüğün” egemen olması ve bunun erdemmiş gibi topluma yutturulmaya çalışılmasıdır. Ne yazık ki yaşamın her alanını akıl almaz bir görgüsüzlük kuşatmıştır. Görgü, yalnızca bir toplumca uyulması gereken saygı ve incelik kuralları değildir; aynı zamanda deneysel bilgidir, deneyimdir. Kişi, kötü eğitimle eğitimsizleşmişse; ülkesinin tarihsel ve kültürel birikiminden pay alamamış, akılcı bir sonuç çıkaramamışsa; evrensel değerlerin yalnızca adını biliyor ve bunları çıkarı için kullanıyorsa; üstelik toplum önderliğine soyunuyorsa; görgüsüzlük, tepeden aşağı vıcık vıcık akacaktır.

Görgülü kuşlar gördüğünü işler; görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler? Ne yazık ki böyle bir süreçten geçiyoruz. Hiç aklından geçmeyen oruna, üne ve olanaklara kavuşanların çoğu için, bu “ani yükselişin” açıklaması da sınırlıdır. “İlahi güç” yürü demiştir. Attıkları her adımın “hayırlara vesile olması” kaçınılmazdır; nasılsa “Allah yollarını açık edecek”tir. Sağduyusu “sığduyu”ya devşirilen halk, “Yürrüüü!” diyerek, bu görgüsüzlere ense tıraşını gösterinceye dek, bu maskeli balo yaşamın her alanında biraz daha sürecektir.

Böyle bir dünyanın önde gelenleri; politikacısı, yazarı, gazetecisi, “akademisyen”i, sanatçısı; artık “yıldız” değil “star”dır; önlerinde açılmadık kapı yoktur. Çoğunun giyim kuşamı, kullandığı dil, yediği içtiği, sağduyusuna güvenilen halkın bakış açısını sığlaştırırken yaşama alanını da daraltmaktadır. Bu toz duman içinde, “dağdaki çoban” benzetmesine kızan kişi, elbette niçin dağda bırakıldığını sorgulayamaz; elbette ara ara yanağından makas alanı dost sanır; elbette bu kısırdöngüyü demokrasi beller. 1950′lerin bir önderi, “Artık ince demokrasiye paydos” demişti; demokrasimiz, o zamandan beri inceliyor. Birkaç kez de koptu; düğüm üstüne düğüm atıldı; düğüm yerleri özellikle eğitim kurumlarına denk getirildi. Eğitimin, koptu kopacak düğümlerle yürütüldüğü bir sistemden, “aklı hür, vicdanı hür” bireyler çıkacağını beklemek boşunaydı.

Demokrasi dersi

Meclis TV’yi izlerken içimiz acıyla doluyor; ülke sorunlarını tartışanların çoğu ülkenin diliyle konuşamıyor. Belki de kimisi, “sosyal”in, toplumla ilgili, toplumsal demek olduğunu bilmediğinden, “sosyal” başlıklı yasalar konuşulurken “sosyal”i, öcü bildiği “sosyalizm”le karıştırıyor olacak ki toplumun eğitim, sağlık ve adalet isteğini yadırgıyor; hakları kısıtlama oyunlarına katılıyor. “Laik” demeyi başaramayan vekil, laikliği yeniden tanımlamaya kalkıyor; “milli”yi doğru seslendiremeyen ulusal demeye korkuyor; demokrasiyi “demokraaasi”ye çeviren, demokrasi dersi veriyor. “Ulusal, ulusallık, ulusçu, ulusçuluk..” gibi söyleyiş ve yazım sorunu olmayan öz kavramlarımızla çete tabelaları yazılmak isteniyor. Görgüsüzlüğün, kural tanımazlığın en çirkin, en yanıltıcı biçimi, sözcük oyunlarıyla yanlışı doğru diye satmaktır. “İnce demokrasiye paydos” buyruğundan bu yana, düğümlü eğitimle eğitimsizleştirilenler, ulusalla evrensel olanı çağdaş bilginin, sanatın verileriyle harmanlamaktan uzaklaşarak inancın gücüne sarılmış, dağdaki çobanı ve kentteki gecekonduluyu umarsız bırakmışlardır. Halk; ulusal denince her şeyin, her olanağın kendisine özgü olması gerektiğini hemen anlar; ulusal bilinç uyanır, ulusal kimlik sahiplenilir. Ulusal değerlerin bilinçle sahiplenilmesi, yurttaşlık bilincini güçlendirip yükseltir. Yurttaşlık bilincinde inanç ilk sırada değildir; bu da görgüsüz kuşlarla destek aldıkları atmacaların işine gelmez.Ne ki hiçbir kısırdöngü sonsuza dek sürüp gitmez; biz, yurttaşlık bilincinin görgüsüz kuşları eninde sonunda uçuracağına inanıyoruz.

Sevgi Özel

Dil Derneği Genel Başkanı

www.dildernegi.org.tr

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS