İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Yargı Bağımsızlığı… -Mahir Ersin GERMEÇ

Mayıs 20, 2008 - Genel

Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan “Yargı Reformu Stratejisi” taslağının, kamuoyuna açıklanmadan ve yüksek yargı organları ile ilgili kuruluşların görüş ve önerileri alınmadan önce AB’nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn’e sunulduğunu basın aracılığıyla öğrenmiş bulunuyoruz.”Yargı reformu stratejisi” taslağında yargının bağımsızlığı, yansızlığı ve etkinliğinin sağlanması amacına yönelik hedefler olarak belirlenen ve 2008-2013 dönemi içinde gerçekleştirilmesi öngörülen konuların doğrudan yargı erkini ilgilendirdiğinde kuşku yoktur. Böyle bir çalışmada yüksek yargı organlarının görüş ve önerileri alınmadan, Adalet Bakanlığı’nca taslağın önce AB yetkilisine sunulmuş olması karşısında, yüksek yargı temsilcilerinin gösterdikleri tepkiyi haklı bir davranış olarak kabul etmek gerekir. Bakanlığın bu tutumu, günümüzde yürütmenin yargı erkine bakış açısını, özellikle yüksek yargı organlarının yargıyla ilgili görüş ve önerilerine ne denli değer verdiğini ortaya koyması bakımından önemli bir örnek oluşturmaktadır.

Taslakta, yargı bağımsızlığı açısından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun şimdiki yapısının “hâkim ve savcılar üzerinde yüksek mahkemelerin vesayetinin olduğu izlenimini taşıdığı” belirtilerek yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi amacıyla kurulun “geniş tabanlı temsil esasına göre” yeniden yapılandırılması öngörülmektedir. 1982 Anayasası’nın 159. maddesi uyarınca kurulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda Adalet Bakanı’nın yer almasıyla yürütme organının da temsili sağlanarak ulusal egemenlik ve demokratik meşruiyet ilkesine yönelik önemli bir adım atıldığına değinilen taslakta, yasama organının kurula üye seçimi için yetkisinin olmaması bir eksiklik olarak görülmekte; yapılacak çalışmada yasama ve yürütme organı tarafından kurula hâkim ve savcılar arasından üye seçimi konusunda görev ve yetki verilmesi planlanmaktadır.

Ülkemizde yıllardır gerek öğretide gerekse uygulamada yargı bağımsızlığı konusunda yapılan eleştirilere bakıldığında; yürütme organının bir üyesi olan Adalet Bakanı’nın HSYK’nin başkanı ve bakanlık müsteşarının kurulun doğal üyesi olmasının yargı bağımsızlığını ve anayasada öngörülen güçler ayrılığı ilkesini zedelediği görüşünün baskın olduğu görülecektir.

Özellikle günümüzde yürütmenin yargıya bakışı ve yaklaşımı, Adalet Bakanlığı’nın (yargıçlık mesleğine alınacakların belirlenmesi, yargıçların bakanlıkta görevlendirilmesi, haklarında araştırma, inceleme ve soruşturma yapılması vb. konularda) uygulamaları gözönünde tutulduğunda, yargıdaki bu yapılanma biçiminin yargının bağımsız ve yargıçların güvenceli olmadığından yakınanları haklı çıkaracak niteliktedir. Bu nedenle Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından seçilen yüksek yargıçların HSYK’de yer alması, “hâkim ve savcılar üzerinde yüksek mahkemelerin vesayetinin olduğu” izlenimini oluşturmamakta; tersine, Adalet Bakanı’nın kurul başkanı ve müsteşarın doğal üye olması, yargıç ve savcıları yürütmenin etkisi ve vesayeti altına soktuğu izlenimini uyandırmaktadır.

1961 Anayasası, güçler ayrılığı ilkesi doğrultusunda Türk ulusu adına yargı yetkisini kullanan yargıçların özlük işleriyle ilgili görevi salt yargıçlardan oluşan ve yine yargıçlarca seçilen bir kurula (Yüksek Hâkimler Kurulu’na) vermişken, 1982 Anayasası ile Yüksek Kurul’un yapısı değiştirilerek kurulda Adalet Bakanı ve müsteşarının yer almasıyla yürütme organının da temsil edilmesi sağlanmıştır. 1982 Anayasası’nın 159. maddesi ile getirilen bu düzenleme, “Yargı Reformu Stratejisi” taslağında değinildiği gibi ulusal egemenlik ilkesine yönelik önemli bir adım değil, tersine anayasanın “başlangı” maddesinde tanımlanan güçler ayrılığı ilkesini ve dolayısıyla ulus adına yargı yetkisini kullanan yargının bağımsızlığını zedeleyen bir atılım olmuştur.

Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan “Adalet Reformu Stratejisi” taslağında daha da ileri gidilerek, yasama ve yürütme organlarına Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçimi konusunda görev ve yetki verilmesi planlanmaktadır. Bu planı, “Yargı Bağımsızlığının Güçlendirilmesi” adı altında yargıyı yasama ve yürütmenin etkinliği altına sokmaya, güçler ayrılığı ilkesini yargı erki aleyhine bozmaya, dolayısıyla yargıyı şimdikine nazaran yasama ve yürütmeye daha bağımlı duruma getirmeye yönelik bir strateji olarak görmekteyiz.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS