İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

İlk Kurşun -Dr. OKTAY GÖKDEMİR

Mayıs 20, 2008 - Genel

Ulusların tarihlerinde öyle günler vardır ki onlar, yarattığı algı ve kolektif bellek açsından ulusal aidiyetin en önemli kilometre taşları olmuşlardır. İşte 15 Mayıs 1919 tarihi de genelde Türkiye ve Türkler, özel de ise İzmir ve İzmirliler için böylesine önemli günlerden birisidir. Zira bundan seksen dokuz yıl önce, 15 Mayıs 1919 Perşembe günü İzmir, başta İngiltere, Fransa ve ABD olmak üzere emperyalist devletlerin ortaklaşa almış oldukları bir kararla Yunan ordusu tarafından işgal ediliyordu. O sabah İzmir’de karaya çıkan Yunan askerlerine karşı kalabalığın içerisinden sıkılan ilk kurşun; Mustafa Kemal önderliğinde sürecek ulusal bağımsızlık savaşımızın ilk kıvılcımı olduğu kadar, Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk ruhunun tam bağımsızlık şiarıyla tüm Anadolu’da uyanışının öncüsüydü.15 mayıs 1919 sabahı Konak Meydanı’ndaki askeri kıraathanenin önünde elinde Yunan bayrağı taşıyan bir Yunan teğmenini sıktığı ilk kurşunla öldüren ve sonra ilk kurşunu sıktığı yerden yüz elli metre uzakta Yunan askerleri tarafından vurularak şehit edilen, valinin ve kolordu komutanının, yani İzmir’de vazifeli resmi Osmanlı görevlilerinin teslimiyetçi tutumlarına rağmen tek başına direnen, Hasan Tahsin’den başkası değildi. Peki, kimdi Hasan Tahsin?

1888′de Selanik’te doğan, tıpkı Mustafa Kemal gibi önce Şemsi Efendi Okulu’na giden, daha sonra gittiği Fevziye Mektebi’nde sonradan İttihat ve Terakki’nin maliye nazırı olacak Cavit Bey’in denetimi ve gözetimi altına girerek bütün yaşam çizgisi değişen ve asıl adı Osman Nevres olan bu idealist, maceraperest, ittihatçı, teşkilat-ı mahsusacı, gazeteci, yurtsever gencin otuz bir yıllık yaşamı Osmanlı devletinin batı emperyalizm karşısında çözülüşü ile paralellik taşımaktaydı. 1909 ile 1914 yılları arasında Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset bilimi üzerine eğitim gören, bu sırada Belçikalı sosyalist düşünür Emile van Der Velde’nin konferanslarını takip eden Hasan Tahsin, dönüşünde ittihatçılarla birlikte çalışarak Teşkilat-ı Mahsusa’ya girdi. Teşkilat-ı Mahsusa’daki ilk eylemlerinden birisi de 1914 yılında Romanya’da Osmanlı devleti aleyhine çalışan Buxton kardeşlere karşı düzenlenen başarısız suikast girişimiydi. Hasan Tahsin takma adını ilk kez bu suikast girişimi sırasında kullanır ve bir daha bırakmaz…

1918 yılı ortalarında gazete çıkarmak için İzmir’e gelen Hasan Tahsin, fessiz giydiği koyu renk elbiseler ile hemen dikkat çekiyordu. Birinci Kordon’daki Sporting Kulüp’ün birkaç sokak arkasında tipik bir Rum evini kiralayarak burada yaşamaya başlayan Hasan Tahsin, 11 Kasım 1918 tarihinde Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) adlı gazetesini çıkarmaya başlar. Hasan Tahsin’in mali gücü gazetenin yaşaması için yeterli olmaz. Hukuk-u Beşer’in kapanmasından sonra “Sulh ve Selamet” gazetesinde özellikle savaş zenginlerine karşı yazılar kaleme alır. Gazete, aynı zamanda daha sonra siyasal partiye dönüşecek olan Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti’nin İzmir’deki yayın organı durumundaydı.

Hasan Tahsin, 14 Mayıs günü Maşatlık’ta İzmir’in işgaline karşı düzenlenen mitingi yeterince heyecanlı bulmamıştı. İşte o anda tek başına bir eylem yapmayı kafasına koymuştu. 15 Mayıs 1919 sabahı saat 11.00 sularında “Zito Venizelos” nidalarıyla Pasaport ve Gümrük yönünden Konak’taki saat kulesine doğru ilerleyen Yunan kuvvetlerine karşı sıktığı ilk kurşun, aslında bir ulusun uyanışını, bir devletin kuruluşunu müjdeliyordu. 89 yıl sonra bugün, mütareke basınını aratmayacak bir şekilde emperyalizme karşı bağımlılık tezlerini üreten işbirlikçilerin arttığı bir ortamda, yurdunun bağımsızlığı için canını bile vermekten çekinmeyen Hasan Tahsin gibi gazetecileri saygıyla, onurla, gururla anıyoruz…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS