AKP’nin Falı.. - Orhan Birgit
Mayıs 20, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN BİRGİT
Başkent’te hemen herkesin tek konusu olan kapatılma davası üstünde yürütülen varsayımlar, nihayet uluslararası haber ajanslarının da gündemine girdi. İngiliz Reueters ajansı, Ankara muhabiri Paul de Bendern’in imzası ile “adını vermek istemeyen” bir AKP’li bakanın yorumlarını yayımladı.
Reuters muhabiri, “AKP kapatılacak, Erdoğan’a ve bazı diğer üyelere de siyasi yasak getirilecek. Bu görüş kabinedeki birçok üye tarafından da paylaşılıyor” diyen bakanın kimliğini elbette biliyor. Dünkü 19 Mayıs törenlerine gözündeki bir rahatsızlık nedeni ile katılmayan Başbakan, bana göre, ilk Bakanlar Kurulu toplantısında sağında oturan Cemil Çiçek’ten başlayarak kabinesinin tüm üyelerini tek tek süzecek ve o haberi İngiliz gazeteciye yazdırmış olan yakın çalışma arkadaşının hangisi olduğunu yüzlerinden okumaya çalışacaktır.
Bizlerden birisinin söylemesi, ya da yazmasının Başbakan için “kıymeti harbiyesi” olmayabilir. Ama çok eski bir uluslararası haber ajansının bültenlerinde “haftalardır yüksek tondan süren açıklamalara rağmen İslami kökenli AKP şimdi hayatta kalma şansının çok düşük olduğuna inanıyor ve yeni bir hareket olarak gücü yeniden ele almanın hesaplarını yapıyor” yorumuyla Ankara’nın ruh haletini dalga dalga tüm dünyaya yayıyor.
Maskeli bakan kim?
Eski bir politikacı dostumun oğlunun nikâh töreni için geldiğim Ankara’da karşılaştığım hemen herkes, o kimliğini gizleyen “Maskeli hükümet üyesi”nin ve yine aynı yabancı muhabire aynı doğrultuda görüşler açıklayan ismini vermek istemeyen üst düzey AKP yöneticisinin açıkladıkları senaryoları paylaşıyor.
Öylece Erdoğan hükümetinin, hatta Çankaya’nın bugünkü sakininin de gelecek endişesi içinde olduklarını kolaylıkla görmüş, öğrenmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Muammer Aydın’ın, o adeta damdan düşer gibi anayasanın 69. maddesindeki bir hükme sığınarak yaptığı açıklama daha anlam kazanıyor.
YSK Başkanı, Anayasa Mahkemesi’nin beş yıl süre ile siyasi yasaklı kılabileceği AKP’li parlamenterlerin yeni bir ara, ya da öne alınacak bir genel seçimde bağımsız olarak Parlamentoya girebileceklerini savunmuştu. Başkandan önce de benzer hesabın iktidar partisinin “kriz merkez”inde üretilen senaryolar arasında yapıldığı biliniyor. Senaryonun sahipleri anayasanın 69. maddesindeki “.. kapatılan partinin üyeleri beş yıl müddetçe bir başka siyasi partinin üyesi, kurucusu, yöneticisi ya da denetçisi olamazlar” hükmüne sığınarak “bağımsız milletvekili adayı olamazlar” türünden bir yasak bulunmadığına dikkati çekiyorlar. Dahası son genel seçimlerde Hakkâri’den bağımsız olarak parlamentoya giren Hamit Geylani’yi de örnek gösteriyorlar. Kapatılan DEP’in yasaklı üyesi Geylani’nin milletvekili olduğu ve YSK’nin kendisine bu aşamada bir kırmızı ışık yakmadığı doğrudur. Ama bir başka önemli doğrunun daha olduğunu unutmazsak. Hakkâri gibi feodalitenin at koşturduğu bir seçim bölgesinde hiç kimse Geylani’nin adaylığına itiraz amacıyla seçim kuruluna başvurmadığı için kurul herhangi bir işlem yapmadı.
Tartışılsın…
İstenmez ama diyelim ki o hükümet üyesinin ve üst düzey AKP yöneticisinin öngörüleri doğru çıktı ve Anayasa Mahkemesi iktidar partisini kapattı. Erdoğan başta olmak üzere bir dizi politikacının da milletvekilliklerini sona erdirterek, siyasi yasaklı yaptı.
Beş yıllık süre içinde o yasak hükmünü 69. maddenin yukarıdaki fıkrasına bakarak delmenin mümkün olacağına ben inananlardan değilim. Zira milletvekilliği ve hele hele ikinci aşamada öngörülen bakanlık ya da başbakanlık gibi yürütme erkine hükmedecek konuma gelebilmek için düpedüz siyasetin merkezinde oturmak gerekir. Hem başbakan olmak hem de bu görevi politikadan soyutlanarak yaptığına başkalarını inandırmaya kalkışmak, kendisinden başka herkesi kör ve sersem saymakla eşdeğer olur zira.
Bu nedenle Muammer Aydın’ın da dile getirdiği o görüşün şimdiden enine boyuna tartışılmasına gerek vardır. Madem ki senaryolar sınır ötesine taşıyor.
Olayın hukuksal boyutlarını uzman gözü ile didiklemek sadece yarar getirmiş olur ve üstelik Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı‘na gelmiş bir yargıcın, kendi önüne gelebilecek bir sorun hakkında görüş açıklamasının ne kadar yanlış olduğunu Sayın Aydın’a öğretmek olanağını da verir.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.