Bu kavga neden? -METİN ÖZKAN
Mayıs 19, 2008 - METİN ÖZKAN
KİŞİLERİN beyinleri arasındaki iletişimde yaşanan kopukluk, yanlış anlama, ters hareket gibi çok çeşitli nedenlerden patlak veren olaya “kavga” diyoruz.
Peki ama insanlık neden, niçin ve kim için kavga ediyor?
Bu kavganın adı sadece ağzımıza sakız olmuş “yaşam kavgası” mı?
Aslında yaşam kavgası, toplum olarak bizim tüm eylemlerimizin başlangıç noktasıdır.
Evin kapısından çıktığımız anda başlayan bu kavga, okul ya da iş yerimize ulaştığımız anda şiddetini biraz daha artırır.
Çünkü severek ya da sevmeyerek yaptığımız bu iş, birileri tarafından “ajitasyon sloganı” olarak tanımlasa da, bu terim yaşam kavgamızın ana unsurudur.
Çağ açıp çağ kapatmış, fermanla dünyaya hükmetmiş, zulüm ve sömürünün olduğu yerde adaletiyle mazlumun yanında yer almış, yeryüzündeki huzur ve saadeti temin etmiş, güçlünün değil hakkın yanında yer alarak insanlığa ışık tutmuş büyük ecdadın torunları; size soruyorum…
Bu kavga neden?
“Hekim”le, “hakem”le, “hakim”le kavga ediyoruz.
Ne oldu da, bu şanlı milletin çocukları olan bizler, Avrupa kapılarında, Avrupa mallarına , Avrupa sermayesine ve Avrupa mahkemelerine muhtaç hale geldik?…
Peki ne oldu da bu Avrupa ülkelerinin talimatı ile yaptığımız yasa değişiklikleri ile kimlik ve kişilik savaşı kavgasına giriştik?…
Ne oldu da sistem başta olmak üzere kendimizle bile kavga eder hale geldik?
Bu kavganın kazananı yok!
Şahısların başarı veya başarısızlıkları, inandıkları ilke ve kurallardan kaynaklanırmış.
Peki ya ülkelerin ve o ülkeyi yönetenlerin başarısı?
Halkının hakkını, kişisel haklarından üstün tutup “Kuvvet haktır, hak halkındır” ilkesine inanarak hizmet edenler yakalarmış o başarıyı.
Ve tabii ki barışın temelinde sevgi, şefkat, kardeşlik ve herkesin mutluluğunu istemek vardır.
Maalesef sığ tartışmalar içinde kendini ispat etme kavgasına girenlerin sonu da hep hüsranla son bulmuştur.
Neden mi?
Kavganın kazananı yoktur da ondan!
Kavgada birbirine zarar vermek amacıyla yola çıkan taraflardan her ikisi de az veya çok zarar görür.
Çünkü tüm kavgalar Hacivat-Karagöz gölge oyununda yaşanan agız dalaşı tadında değildir. Bu tür orta oyunlarında bile kavga başladığı anda “Yıktın perdeyi eyledin viran” sözleriyle oyun tadında bitirilir.
Oysa siyaset sahnemizde yıllardır bitmeyen kayıkçı kavgaları nedeniyle toplum olarak her şeyle kavga eder hale geldik.
“Balık baştan kokar” demek belki de işin kolay kısmı; ama “Önder olmak örnek olmaktır” sözünü de yabana atmamak gerekir.
İşte bu nedenle özellikle son yıllarda zirve yapan sen-ben ve bizden-bizden olmayan kavgalarının önlemini almak gerekir.
Toplumun ayrıştığını görmezden gelenlere ve daha da önemlisi bu ayrışmayı körükleyenlere bir kez daha hatırlatıyorum.
Kılavuzu karga, felsefesi kavga olanın burnu pislikten kurtulmaz!
——————————————————————————–


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.