19 Mayıs’ta Ulusalcı Gençliğin Ata’ya Seslenişi-Ahmet EROĞLU
Mayıs 19, 2008 - AHMET EROĞLU
Ey büyük Atam!
Söylev’inde öngörerek belirtmiş olduğun olaylar birer birer oluyor.
Kurduğun ve biz gençliğe güvenerek emanet ettiğin cumhuriyetin ve devriminin sinsice altı oyuluyor.
1919′da Samsun’a çıktığın günlerde Türkiye ne haldeyse, ülkemiz, halkımız, o günlere doğru hızla savruluyor.
Yunus Nadi’yi çağırarak adını verdiğin Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı uydurma bir Ergenekon soruşturmasıyla sabahın köründe gözaltına alınıyor.
Ülkeyi karanlığa sürüklemek isteyen güçlerin oyunlarını bozan yüksek yargı organımıza ve onun üyelerine karşı linç kampanyaları sürüyor.
Kurtuluş ve kuruluşun simgesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne halkın temsilcisi sıfatıyla gelenler, senin devrim ve ilkelerini yok etmek için yarışa giriyor!
“AB’ye giremezsek kendi ayaklarımızın üzerinde duramayız” yalan düşüncesi, sürekli pompalanıyor.
Bin bir emek ve özveriyle oluşturduğun kamu varlıkları “babalar gibi” ulus ötesi güçlere satılıyor.
“Ulus devlet bitti” yalanı, mütareke basınına dönüşmüş “yaygın medya” tarafından yayılıyor.
Dünyanın en aşağılık insan hakları ihlalcileri, bize dönüp, insan hakları dersi vermeye kalkıyor.
Bir Türk Lirası’nın, bir dolara denk olduğu senin günlerine inat, paramız pul oluyor ve ulusal bağımsızlığımızın simgesi bayrağımız mahzun dalgalanıyor.
Büyük bir titizlikle koruyup geliştirmeye çalıştığın Türk Dili, bilinçli bir politikayla kirletiliyor.
En kötüsü de Atam!
Herkes senin bir yanından, bir yönünden, bir sözünden tutunup, seni çekiştiriyor…
Vatanımız zorda…
Ulusumuz darda…
Gaflet…
Dalalet…
Gözümüz görmeye dayanamıyor, dilimiz söylemeye varmıyor, ama hatta hıyanet…
“Ey Türk Gençliği…” diyerek seslendiğin bize; güvendin.
“Umudum sizsiniz” dedin.
Bizler de çok iyi biliyoruz ki, sen hiç yanılmadın.
Bu kez de yanılmayacaksın.
Biz;
Padişaha gitmek yerine, halka gelen bir Anadolu Devrimi’nin gençleriyiz.
Yedi düvele baş kaldırıp, bağımsızlık savaşını başaran bir halkın evlatlarıyız.
Ey Büyük Atam!
Ülkemizin tüm Kemalist gençliği, tüm ulusalcı gençlik, sağ-sol ayrımına düşmeden saflarını tutuyor.
Dışımızdaki güç odaklarına, içimizdeki uşaklarına ve hatta Atatürkçü görünen
takiyyecilere karşı, Kuvvayı Milliye ruhuyla çoban ateşlerini yakıyor.
Ant olsun ki!
Bu yolda kaynağımız ve yol göstericimiz senin sözlerin, eylemin, ilkelerin ve devrimindir.
Seni, kendi devriminden öğrenip, öğreteceğiz.
Senin ilkelerini ve devrimini, her yer ve her koşulda, tutarlılık ve kararlılıkla sürdüreceğiz.


M.Kemal’in kurtuluş şavaşını başlattığındaki koşullar Eroğlu’nun dediği gibi aynı.Ancak savaş biçimi ve de yöntemi çok farklı.O zaman düşman İzmirde görünür görünmez silaha sarılınmıştı.Şimdi düşman güzel yurdumuzu bir uçtan bir uca talan etti.Kimsede ses yok.Hareket yok.Ne oldu bize Allah aşkına.Durumun vehametinin mi farkında değiliz,yoksa dinamizmimizi mi yitirdik;cesaretimimizi mi yitrdik!
Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.