Dinleme Gözaltısı! - Mustafa Balbay
Mayıs 16, 2008 - MUSTAFA BALBAY
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün yaşadığı “dinleme-izleme gözaltısı” başkentte uzunca bir süredir derinden derine tartışılmakta olan bir durumu gün ışığına çıkardı.Pek çok kişi, kurallı-kuralsız, yasalı-yasasız, yaygın bir dinleme olayı olduğunu düşünüyor, ona göre hareket ediyor.
Bu sütunda yazı yazan kişi de konusu geldikçe du-
ruma mizahi yaklaşır, der ki:
“Türkiye’de sözü en çok dinlenen kişilerden biri benim…”
Arkasını şöyle getirir:
“Bütün telefonlarımızı dinliyorlar da!”
Bu nedenle, bizler için telefonla konuşurken “söz aramızda” demek, “yazı aramızda” demek kadar anlamlı bir şey!
Ekonomisinden siyasetine kadar her şeyi kayıt dışı olan güzelim memlekette, bütün telefon konuşmaları kayıt içi!
Ne güzel…
Hiç değilse, sözlerimiz kayıt dışında değil!
Dinleme olayı özünde yargı iznine bağlı… Yargının izin vermediği dinlemelerden çıkarılan kimi bilgiler mahkemelerde kanıt olarak da kabul edilmiyor.
Ancak, Paksüt olayında olduğu gibi böylesi izleme-dinleme yapanların gerçek amacı başka görünüyor!
***
Paksüt karşı karşıya kaldığı durumu anlatırken bir zaman dilimi de verdi:
“İki aydır böyle…”
Acaba neden?
Bu sorunun yanıtını vermek için son iki ay içinde ne olduğuna bakmak yeterli olur.
14 Mart 2008 Cuma günü saat 16.30 sularında AKP’ye ilişkin kapatma davası açıldı. Aradan ne kadar zaman geçmiş?
İki aydan iki gün fazla!
Özellikle son bir aydır bize ulaşan kimi kulis bilgilerinin de satır başları şöyleydi:
- Anayasa Mahkemesi üyelerinin tümünün gelmişini-geçmişini didik didik ediyorlar.
- Kimi üyelerin akrabaları ticaretle uğraşıyormuş. Onların bir olumsuzluğu var mı, ona bakıyorlarmış.
- Mahkeme üyelerine manevi baskı yapabilecek kimler varsa araştırılıyormuş. Kimi bulurlarsa devreye girmesi isteniyormuş. Vekiller, bakanlar bu yolda seferbermiş…
Paksüt olayı, sözünü ettiğimiz kulis bilgilerinin hiçbirinin abartı olmadığını ortaya koyuyor.
Bütün bu olup bitenlerle ilgili açıklama yapma sorumluluğunda olan hükümetin tutumu ne?
Her şeyden sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek şöyle diyor:
“Osman Paksüt açıklama yaparsa durum açıklık kazanır!”
Güler misin ağlar mısın, izler misin dinler misin!
***
Türkiye bugün 12 Mart’ı andıran bir baskı ortamındadır.
Pek çok şeye alıştık ama, hükümetin kimi uygulamaları özünde “ara rejim” dönemlerinden farksızdır…
Medyaya büyük gözaltı yok mu? Ya bana aitsin ya yoksun, denmiyor mu?
İş âlemine büyük gözaltı yok mu? Ekonominin iyiye gittiği yönünde demeç vermezsen yandın, denmiyor mu?
Sivil toplum kuruluşlarına gözaltı yok mu? Hükümetin her yaptığını reform ilan eden kurumlar STK olarak kabul edilir, ötekiler edilmez, denmiyor mu?
Özerk kurumlara gözaltı yok mu? Bizden yanaysanız yetkiniz genişler, değilseniz yasa çıkarır varlığınızı bile ortadan kaldırırız, denmiyor mu?
Yukarıdaki soruların tümü gerçektir…
Hukukun en tepesindeki kişiye hukuksuzluk yapılır da, hükümet açıklama yapamazsa buna ne denir?
Ara rejim denmezse kara rejim denir!
Mustafa Balbay
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.