BİRİNCİ SINIFTA KALDIK, ÜÇÜNCÜ SINIFA GEÇEMEDİK-Bülent Esinoğlu
Mayıs 15, 2008 - BÜLENT ESİNOĞLU
Mandacıların “AB’ye giremezsek üçüncü sınıf devlet oluruz” propagandasının her gün medyada yer aldığını biliyoruz.
Gelin şu sınıflara bir bakalım.
Amerikan, Alman veya İngiliz’in yandaşı olursan birinci sınıf olursun. Doğudan bir devlet, mesela İran ile iyi ilişkilerin olursa işin bitti üçüncü sınıf devlet olursun.
Birinci sınıfın şartları aşağıdaki gibidir.
NATO’da olursan birinci sınıf devlet,
IMF’den borç alırsan birinci sınıf devlet,
Dünya Bankası talimatlarına uyarsan birinci sınıf devlet,
Avrupa “direktiflerine” uyarsan birinci sınıf devlet,
Yabancı dernek ve vakıflara ülke içinde yabancı parası ile propaganda yapmasına müsaade edersen, demokrasi şampiyonu devlet olursun.
Milletin dişinden tırnağından tasarruf ederek meydana getirdiği KİT’leri yabancılara satarsan birinci sınıf devlet olursun.
Gelin şu üçüncü sınıf diye tanımladıkları İran’a bir bakalım. Sadece İranlı kadının çarşafından başka hiçbir şeyini görmediğimiz İran’a.
Son model savaş uçaklarını, tanksavarları ve uçaksavarlarını kendisi imal ediyor. AİDS ilaçlarını AB’ye satıyor. Ama üçüncü sınıf bir devlet.
Rusya ve Çin gibi doğu ülkeleri ile iyi ilişkiler kurarsan bu da olmaz.
Birinci sınıf olman için AB ve ABD’ye teslim olman şart. Hele, hele Batı gelip senin iç ilişkilerine karışıyorsa, o zaman tamda birinci sınıf olursun. Ama devlet onurumu savunacağım, orduma laf söyletmem dersen üçüncü sınıfa düşersin.
Bağımsızlığına sahip çıkan, ben sömürge olmam diyen İran üçüncü sınıf devlet olacak, Avrupa’ya teslim olmuş Romanya birinci sınıf devlet olacak. Hadi canım sende.
Özetlersek, sömürge olursan birinci sınıf devlet, sömürge olmamak için İran, Rusya ve Çin ile toprak bütünlüğüne saygı, iç işlerine karışmama ilkesi çerçevesinde ilişki kurarsan üçüncü sınıf devlet olursun.
Ergün Babahan ve M. Ali Birant’ın yazdıkları yazılar hep bu temeldedir. Hasan Cemal darbe/demokrasi ile aynı şeyi işler. Yani Amerika ve AB olmazsa biz yaşayamayız. Bütün söyledikleri budur.
M.Kemal’in vefatından buyana Batıya bağlıyız, ama İran kadar olamadık.
Batının sömürgesi olanlar Batının tanımladığı sınıfta olurlar.
İran devlet başkanı Amerikan baskılarına karşı “lak, lak etmeyin, savaşacaksak savaşalım” diyor.
Lagendik, Oli Rein gibi AB müfettişleri, İran’a bize ettikleri lafları etselerdi, ne cevap alırlardı?


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.