İspanya laik olurken - Rıza Zelyut
Mayıs 14, 2008 - RIZA ZELYUT
Türkiye’de laiklik üzerine kopartılan fırtınalarda kimin haklı kimin haksız olduğunu öğrenmek mi istiyorsunuz?
İspanya’daki son tartışmaya bakın.
Avrupalıların Türkiye’ye laiklik konusunda yaptıkları baskı konusunda haklı mı haksız mı olduklarını görmek mi istiyorsunuz?
Yine İspanya’ya bakın.
İspanya’da şu an başbakan olan Zapatero; bizim Başbakan’ın has arkadaşıdır. İkisi ‘Medeniyetler İttifakı’ gibi gösterişli projelerde eşbaşkanlık yaparlar.
Lakin; Zapatero’nun kendi ülkesi için planladığı laiklikle, bizim Başbakan’ın planladığı laiklik, birbirinin tam 180 derece zıddıdır.
Türkiye’de laiklik ilkesi değiştirilerek dinsel semboller öne çıkartılmak istenirken; İspanya Başbakanı Zapatero, ülkesindeki Katolik kilisesi ile mücadale halinde. İspanya’da hükümet daha laik bir toplum kurmaya çalışıyor. Bu girişim karşısında İspanya Katolik Kilisesi’nin en önemli temsilcisi Kardinal Antonio Canizares şöyle demiş: ‘Tanrı’nın hiçbir şekilde hesaba katılmadığı gerçek bir kültürel devrim yapılmak isteniyor. Laikliğin temelinde, toplumumuzu engellemek yatıyor.’
İspanyalı papazlar ile Türkiye’deki laiklik karşıtı kesimler arasında muazzam bir benzerlik var.
Lakin; İspanyol hükümeti, din özgürlüğü adı altında kilisenin etkisini daha da kuvvetlendirmeye kalkışmıyor.
Zapatero, Hıristiyanlığının toplum üzerindeki ağırlığını ortadan kaldırmaya çalışırken acaba insan haklarına ve demokrasiye aykırı mı davranıyor.
Tam aksine…
Demokrasiler; ancak ve ancak dinin toplum üzerindeki baskısını kırmak suretiyle geliştirilmiştir. Her zaman söylediğim gibi; dünyada dinsel semboller üzerinden gidilerek demokrasi kurmak veya geliştirmek diye bir durum olmamıştır.
Şimdi soru şudur?
Avrupa Birliği yöneticileri; iş Türkiye’ye gelince; laikliği sulandıracak girişimlere arka çıkıyorlar da İspanya’da neden ortada yoklar? Niçin din özgürlüğü adına oradaki halkın çoğunluğunun inancı olan Katolikliğe saygı istemiyorlar?
İstemezler…
Çünkü; AB projesi; ne kadar Hıristiyan kimlikli olursa olsun; akıl, pozitif eğitim, aydınlanma, sivil hukuk temelinde şekillenmiş bir projedir. Bu projenin geliştirilmesinde dinsel konular ve semboller yönlendirici olamaz. Avrupalı bunu kabul etmez.
Fakat; iş Türkiye’ye gelince dinin öne çıkartılmasını isterler.
Örneğin; Fransa’da Türkiye’den çok daha katı bir laiklik uygulanır.
AB’nin yöneticilerinden Olly Rehn ortaya çıkıp da ‘Ey Fransa sen ‘demokratik laiklik’ uygula!’ diyemez; bunu demeyi aklının ucundan bile geçiremez.
Olly Rehn Türkiye’yi dincileştirmek icat ettiği ‘demokratik laiklik’ sözünü Fransa için söylemeye kalkışsa; Avrupalı aydınlar onun üstüne gülerler… Laikliğin özü demokratik olduğundan ona ayrıca bir demokratik sıfatı eklemenin politik dalkavukluk olduğunu söyleyerek…
Benim İspanya örneğinden umudum çok… AKP yönetimi ve Sayın Başbakan; Avrupa’nın nereye doğru gittiğini doğru gözleyerek Türkiye’yi bu laiklik kavgasından çıkartabilirler.
Bu tavır değişikliği; AKP’nin de varlık nedeni olacaktır.
BASIN EL DEĞİŞTİRİRKEN
AKP’nin hükümet olmasından sonra Türkiye’de meydana gelen önemli değişikliklerden birisi de televizyon sahipliğinde yaşandı. Fethullahçı kesime bağlı sermaye grupları; televizyonları ele geçirmek için yaman bir atılım içindeler.
Star Grubu, TMSF üzerinden Fethullahçılara aktarıldı…
Sabah ve ATV; yine TMSF üzerinden aynı çizgideki bir holdinge verildi.
Kanal Türk de Fethullahçıların Ankara kolunu oluşturan başka bir holdinge satıldı.
Bu operasyonların duracağını sanmayın… Anadolu’daki televizyon kanallarının da başına gelecek şey bu olacaktır.
Proje şudur: Bağımsız televizyonların parasal kaynakları kurutulacak ve sonra da bunlar tarikatçi sermaye tarafından satın alınacak.
Bu durum; basın özgürlüğünün önündeki en büyük tehlikedir.
Gün gelecek Doğan Grubu ile Çukurova Grubu da kuşatılıp teslim alınmak istenecektir…
Ne yazık ki Avrupa Birliği yöneticileri; bu çok tehlikeli gelişmeyi de seyretmekle yetiniyorlar.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.