Gül’ün Bursa ‘söz’leri - Oktay Ekinci
Mayıs 14, 2008 - OKTAY EKİNCİ
Cumhurbaşkanı Gül’ün, Tarihi Kentler Birliği (TKB) üyesi belediyelere yaptığı geçen haftaki “Bursa konuşması”, Çankaya’nın internet sitesinde henüz yer almadı. Prof. Dr. Metin Sözen’e verilen “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” törenindeki konuşması da hâlâ yok…
Oysa her iki konuşması da temelde “kimlik” kaynaklarımız olan tarih ve kültür değerlerimiz için en yüksek makamın görüşleri… Çankaya’nın internetçileri önemsemeseler bile, bir kültür insanı olan Genel Sekreter Mustafa İsen’in onları uyarması gerekiyor…
Gül’ün “tarihi kentler”imizi yönetenlere “ne”ler söylediğini en geniş derleyen ise “Türk Medya” sitesi… Metni okuduğunuzda, eminim, siz de merak edeceksiniz;
“Acaba Gül, uygarlık mirasımıza verdiği değeri, aynı mirası gözetmeyen yasa ve uygulamalar karşısında unutuyor mu?”
Birkaç örnekle açalım…
Tarihi belediyeler
Cumhurbaşkanı’nı dinleyenler arasında, son yasayla “köy”leştirilen TKB üyesi belediye başkanları da vardı.
Gül ise bir yandan, “Geçmişe sahip çıkın” derken; bunu başarıyla yaptıkları için ödüllendirilmelerine rağmen “kapatılan” belediyelerin üzgün başkanlarına bakarak şunu ekliyordu: “Ev sahibi olduğumuz medeniyetlerin izlerini muhafaza etme sorumluluğunu uzun yıllar ihmal ettik. (…) Ama büyük bir memnuniyet veren şey, bu bilinç birden bire, güçlü bir şekilde uyanmıştır…”
Bu bilincin “önder”lerinden olan TKB’li belediyelerin ise “Çankaya’nın da onayı”yla yok edilmeleri acaba ne anlama geliyor?
Aynı belediyelerin, “kültürel miras sorumlulukları”ndan ötürü yaşatılmalarını sağlayacak bir yasa teklifinde, “gerekçe”ye Gül’ün Bursa konuşmasını da eklemek gerekiyor…
Cumhurbaşkanının belirttiği “sorun”lardan biri de şimdiki kamu binalarımızın “kimliksiz”liği.. diyor ki; “Tarihi binalarımız da özenli mimarileriyle kamu yapıları değil miydi?”
Şimdi ise özensizlik, Başbakanlık’a bağlı TOKİ’nin en tarihi kentlerimizde bile yinelediği tek tip bloklarda, artık doruğa çıkıyor.
Acaba Gül, “Oysa kamu mimarlığı topluma önderlik etmeli” derken; TOKİ’nin “konut” denince, sadece “azman apartman kuleleri”ni anlamasına da hiç değilse iki çift söz edecek mi?
Balkanlar’daki soykırım
Cumhurbaşkanı, Osmanlı mimarisiyle bezeli Balkanlar hakkında da diyor ki; “Oradaki kubbeler ve minareler karşısında Bursa’yı hatırladım. Ohri’de çarşıda gezerken, buradaki çarşıda geziyormuş gibi oldum…”
Bu gözlemleri için de örneğin şu “iki” anımsatmayı bilmem ki Gül’e kim yapar?
Birincisi, -geçen pazar gecesi Kanal B’deki İmar Dosyası programımızın da konusuydu- Balkanlar’daki Osmanlı eserlerini onarma işlerini yüklenen “Suudi”ler, sağlam camileri bile “arabesk” camilere dönüştürüyorlar; resimli bezemeleri badanayla kapatıyorlar; “kadınlar mahvili” bölümlerini “Camiye kadın giremez” diye yıkıyorlar; hatta tarihi mezar taşlarımızı bile “put” diye parçalıyorlar…
İkincisi de Gül’ü duygulandıran o tarihi çarşılar, dev alışveriş merkezlerine kent içinde izin vermeyen yasalarla (yani yasaklarla) ancak yaşatılabiliyor. Bizde de bunu öngören “hazır” bir yasa tasarısı -yeni alışveriş merkezlerine olanak sağlamak için olsa gerek- 5 yıldır TBMM’ye getirilmiyor!..
Cumhurbaşkanı’nın yakın dostları, hiç değilse şu Bursa konuşmasından sonra Suudileri uyararak, Balkanlar’daki kültürel soykırımı engellemesi; İnönü Stadı’nın cumhuriyet mirası niteliğini göz ardı eden BJK projesini eleştirerek, Katar Şeyhi’nden bu cinayete ortak olmamasını istemesi; hükümete, “Şu süpermarket yasasını artık bekletmeyin” deyip tarihi çarşılarımızı “öldürücü ve kent düşmanı rakipler”inden kurtarması gerekmiyor mu?
Bursa’daki “söz”lerine bakarsanız; evet “gerekiyor”…
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.