Demokrasi İnançla Değil, Düşünceyle Olur - Turgay Fişekçi
Mayıs 14, 2008 - Genel
Server Tanilli yeni kitabı Din ve Politika (Cumhuriyet Kitapları) ile yine çok temel bir soruna odaklıyor kalemini. Güncel sorunların başında gelen laiklik düşüncesi ve uygulamalarının, doğuş yılları olan 18. yüzyıldan bu yana nasıl geliştiğini, farklı ülkelerdeki uygulamalarını, bu süreçlerde yaşanan tartışmaları irdeliyor. Ama bunlardan da öte, ülkemizde bu sürecin evrelerine ve bugünün yakıcı sorunlarına eğiliyor.
Bugün deyince, dinin siyaset alanına geri dönüşüne, siyasal amaçlarla kullanılmasına gelip dayanıyoruz. Siyasette, eğitimde ve toplumsal yaşamda laikliğin ödünsüz uygulandığı Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra, 1950 seçimleriyle yaşanan kırılmanın sonuçları günümüze dek katlanarak ulaştı. Artık her alanda çağdaş uygarlıktan uzaklaşıldığını her gün yeniden görüyoruz.
Daha dün, 1 Mayıs işçi bayramı nedeniyle yaşatılan devlet terörü belleklerde tazeliğini koruyor. Bu olaya yalnızca “güvenlik önlemlerinin uygulanması” olarak bakılabilir mi?
Devleti yöneten kadrolar, 1 Mayıs’ın ne olduğunu, neden kutlandığını bilen demokratik düşünceli insanlar olsalar, tutum ve davranışları böyle mi olurdu?
1 Mayıs günü Taksim Alanı’nda bayramlarını kutlamak isteyenlere gösterilen davranışla, aynı alanda, hem de izinsiz olarak şampiyonluk kutlaması yapan taraftarlara gösterilen davranış aynı mıdır?
***
İnançla düşünce birbirine karşıt kavramlar. İnsanoğlunun gelişim süreci içinde düşünce alanı geliştikçe inanç alanı daralmıştır.
İnsanoğlu, doğanın sonsuz alanında kendini yalnız duyumsadığı anda inanmaya gereksinim duymuştur. Besinlerini sağlamak için bir bereket tanrısına, sağlığını korumak için sağlık tanrısına inanmıştır. Ancak bunları hayal ederken de yine kendi somut hayatından esinlenmiş, sözgelimi bereket tanrısını çok sayıda memesi olan ve bütün insanları doyuran bir kadın olarak düşünmüştür.
İnsanoğlunun tarihi boyunca, maddi hayatıyla, anlayamadığı, çözemediği şeyleri anlama biçimi olarak gördüğü inanç dünyası birbirine sarmal bir biçimde dolanmıştır. İnanmak, insanoğlu için anlayamadığını anlaşılır kılabildiği bir yoldur.
***
Üretim ilişkilerindeki gelişmeler, gün gelmiş, insanoğlu için inanç dünyasıyla düşünce dünyasını ayırma zorunluğunu ortaya çıkarmış.
18. yüzyıldan günümüze bu süreci yaşıyoruz. Kimi zaman ileri, kimi zaman geri hamlelerle gelişiyor insanoğlunun bilinç oluşumu.
Server Tanilli, bu süreci dünyanın farklı ülkelerinden verdiği örneklerle çok aydınlatıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Bütün bunların yanında da kitabın asıl önemli yanı, ülkemizdeki gelişim sürecine ayırdığı özel önem.
Günlük hayatın karmaşası içinde bütünsel süreci görmenin, kavramanın iyice zorlaştığı bugünlerde, sorunun temel özelliklerini, ülkemiz koşullarında nereden gelinip nereye gidilmek istendiğini bütün açıklığıyla dosta düşmana gösteriyor.
Okullarda, kamu yönetiminde, günlük hayatta inanç odaklı politikalar çağdaş bir ülkeyi çağdışı bir yörüngeye hızla savurmaktadır. Bu savrulmanın gelgitleri, çalkantıları, mücadeleleri, Din ve Politika’da destansı bir anlatımla önümüze geliyor.
Din ve Politika, laikliğin nasıl toplumsal bir varoluş sorunu oluşunun belgesi.
Turgay Fişekçi
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.