Büyüklüğün göstergesi - LALE ŞIVGIN
Mayıs 14, 2008 - LALE ŞIVGIN, TERCÜMAN
Nedense yapılarımızın işlevleriyle değil, büyüklükleriyle övünmeye alıştırılmışız. Daha az yer kaplayan ama daha işlevli ya da daha anlamlı yapıları öne çıkartacağımıza, marifetmiş gibi dev ve hantal yapıları alkışlıyoruz.
Mesela çoğu İstanbullu şu sıralar, inşaatı süren, Avrupa’nın en büyük adalet sarayı’nın önünden geçiyor. İnşaatın önündeki panoda; bir gurur tablosu gibi “Avrupa’nın en büyük adalet sarayı” yazıyor. Bu tabloya bakıp gururlanmak mı gerek yoksa düşünmek mi gerek çok da emin değilim doğrusu.
Adaletin ve yargının bu kadar çok tartışıldığı bir ülkede, Avrupa’nın en büyük adalet sarayının inşa edilmesi olsa olsa büyük çelişkiyi işaret edebilir. Yargının baskı altına alındığı, hatta Avrupa’ya şikayet edildiği bir süreçte, Avrupa’nın değil, dünyanın en büyük adalet sarayını inşa etsek ne yazar?Yargılama süreçlerinin kimilerinin ömürlerine bedel olduğu ve yargının iş yükünün katlanarak arttığı bir sistemin iyileştirilmesi için binadan önce yenilenecek şeyler var, o da acil bir yargı reformu. Ama siz yargı reformunu daha Türkiye’de tartışılmadan önce Avrupalılar’ın onayına sunup, sonra da Avrupa’nın en büyük adalet sarayını yapıyoruz diye övünürseniz, buna ancak gülerler. Zira yargının öncelikli ihtiyaçlarını karşılamadan yalnızca koca bir bina inşa etmek, yalnızca binanın müteahhidine kazandırır.
Aynı şekilde Türkiye’nin dört bir yanında neredeyse her hafta sonu yenisi eklenen alış veriş merkezleri de en büyük olma yarışında. İyi ama dünyanın en büyük alışveriş merkezini yapmana rağmen, müşterinin cebinde para yoksa kime yarar? Ya da yaptığın alış veriş merkezinde güvenliği sağlayamıyorsan, arka arkaya bebekler düşüp ölüyorsa, senin büyüklüğün kimi bağlar?
Büyüklüğü şekile indirgeyen anlayışın ürünlerini artık etrafımızda daha sık görür olduk. Oysa Avrupa’yı kriter aldığını zanneden bu anlayışın Avrupa’yı iyi anlamadığı ortada. Çünkü Avrupa’da artık beton yığınları ne kadar küçülürse o kadar makbul sayılıyor. Beton yığınları yerine parklar, bahçeler yaşam alanları yapılıyor. Avrupa için büyüklüğün göstergesi hantal beton yığınlarının kapladığı metre kare değil, yapıların işlevselliği…
Keşke biz de Avrupa’nın en büyük yeşil alanına ya da dünyanın en büyük kütüphanesine sahip olsak… O zaman en büyük yazılı tabelalarla gerçekten övünebiliriz.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.