[Sayı:28] Batı’nın (Küresel Aktörlerin) TCK 301 Dayatması… - Nevzat Erdemir
Mayıs 13, 2008 - NEVZAT ERDEMİR
TÜRKLÜĞE HAKARET ÖZGÜRLÜĞÜ TBMM’NİN GÜNDEMİNDE…(!)Batı’nın (küresel aktörlerin) dayatması ile TCK.nun 30l maddesi,kürsel aktörün yerli oyuncuları (işbirlikçileri) tarafından tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmiştir..(!)
Türkiye Cumhuriyeti büyük bir psikolojik savaş ve saldırı ile karşı karşıyadır. Türk Ulusu Cumhuriyet’in kurulduğu tarihten buyana bu kadar büyük ve sistemli saldırı ile karşı karşıya kalmamıştır.
Günümüzde küresel aktörlerin Türkiye’ye dayattıkları dönüşümün, demokrasi ve sosyal adalet gibi değerlerle ilgisi ve ilintisi bulunmamaktadır.
Küresel aktörler ulus devletleri çökertmek onların yerine her yönden tahakküm altına alacak minik kent devletçikleri kurmak istemektedirler. Küresel iktidar odakları emirlerini yerine getirme işleviyle yükümlü minik yönetsel birimler oluşturmak istemekte, ulus devlet olma niteliklerinin sona erdirilmesi amaçlanmaktadır. 301. maddenin kaldırılması ya da işlevsiz kılınması yönündeki dayatmaların kökeninde küresel iktidar odaklarının ulus devletleri yok etme isteği yatmaktadır.
Avrupa Birliği’ne uyum bahanesi ile Batı, Türklüğe hakaret özgürlüğü istemektedir. Bu isteklerin kabul edilebilir yanı bulunmamaktadır.
Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na 29.01.2007 tarihinde gönderdiğimiz yazıda Türk Ceza Kanunun 301. maddesi ile ilgili baromuzun hukuksal görüşünü şu şekilde ifade etmiştik:
Anayasamıza göre herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir, düşünce ve kanaatlerini yazılı, sözlü, resimle veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu özgürlük kamusal birimlerin müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsar. (Anayasa Madde 25,26) TCK’nun 301. maddesi ile ilgili problem yapay olarak yaratılmıştır.
Özellikle AB ülkelerinin kendilerine üye ya da aday ülkelere dayatmadığı koşulları Türkiye’ye dayattığını görüyoruz. TCK’nun 301. maddesine benzer düzenlemeler çağdaş uygarlığı yaşayan bütün ülkelerde bulunmaktadır. O bakımdan bu konunun Türkiye’nin gündeminde tutulması doğru değildir. Asıl problem batıda ki kimi ülkelerin konu Türkiye ve Türkler olunca olaylara çifte standartlı yaklaşmasından kaynaklanmaktadır. Ermeni soykırımı olmamıştır demeyi suç sayan ve bunu özgürlüğü bağlayıcı ceza ve parasal ceza yaptırımına bağlayan Batı; Türkiye’den Türk ulusuna hakaret edilmesini yaptırımsız bırakılmasını, Türklüğe hakaretin suç olmaktan çıkarılmasını talep etmektedir. Bu Batı açısından utanç duyması gereken bir olgu, Türk parlamentosu açısından ise ; Türklüğe hakaret özgürlüğünün (!) gündeme alması ise üzüntü ve ibret verici bir durumdur.Türkiye Cumhuriyetini ve TBMM’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk ve onun yurtsever silah arkadaşlarının kabirlerinde kemikleri sızlıyordur.Ne hazin tablo.
Şöyle ki;
Kimi Batı ülkeleri “Türk Ulusu yapay olarak yaratıldı”, ” Türk sözcüğü bir ulusun ya da halkın adı değil, bir dil grubunun adıdır” diye bir söylemle karşımıza çıkmaktadır. Bizden Anayasada çok isabetli biçimde tanımı yapılan “Türk devletine yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk yurttaşıdır” tanımı yerine Ülkemizin ulus unsurunu tanımadıkları anlamına gelen istemlerde bulunmaktadırlar. Bunu Baro olarak, hukuk kurumu olarak Türkiye’nin ulus unsuruna yönelik dostluk ve iyi niyetle bağdaşmayan bir hasmane tutum olarak değerlendiriyoruz. Yine Dünya’nın hiçbir ülkesinde bulunmayan özgürlük ve serbesti Türkiye’de mevcut bulunmaktadır. Ancak biz meslek örgütü olarak, şunun bilincindeyiz: Kimi iç ve dış odaklar Türkiye’de rejimin akıl ve bilim eksenine dayalı olmasına rağmen, rejimi akıl ve bilim ekseninden teokratik ve totaliter ilkelere doğru kaydırmak istemektedirler. Bizim yıllardan beri dostumuz, ortağımız olduğunu söyleyen, müttefikimiz ABD ve AB de dahil (!)…
301. maddenin hukuksal yaptırımın etkisiz ve işlevsiz kılınması, suçun soruşturma ve kovuşturmasının siyasal otoritenin iznine bağlı kılınması ya da Türk Devleti ve Türk Ulusunu alenen aşağılamanın suç olmaktan çıkarılması, ulus devlete karşı özelleştirmelerle başlayan saldırıların doğal uzantısı ve bütünleyici parçasıdır. Öyle anlaşılıyor ki ulus devletin ekonomik temellerinin oyulması yeterli görülmemektedir. Türk ulusunu ve onun devletini alenen aşağılanması yasalarla güvence altına alınarak bu değerlerin ideolojik ve yasal planda ayaklar altında ezilen bir duruma düşürülmesi amaçlanmaktadır.
Özetle bu gelişmeler baromuzca ülkemizin ulus unsurunu, Cumhuriyetin devrimci birikimini tasfiye etmeye dönük Yeni Orta Doğu Projesinin, neo/liberal dünya görüşünün bir parçası olarak görülmekte, yaşanan süreç 3.Tanzimat olarak değerlendirilmektedir. Açıkçası, gidilen yol, ulustan, ümmet toplumuna geri dönüşün yolu ve onun kilometre taşlarının döşendiği yoldur…. Tüm kişi ve kumruların Türkiye’ye karşı kurulan küresel tuzaklara dikkatini çekiyor, bu emperyal oyuna karşı birlikte savaşım vermeye davet ediyoruz.
Nevzat Erdemir
Avukat,İzmir Barosu Başkanı-İLK KURŞUN MAYIS SAYISI


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.