İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

AKP’nin Yargıyı Teslim Alma Hazırlığı - Orhan Birgit

Mayıs 13, 2008 - ORHAN BİRGİT

Adalet Bakanı Şahinin Yargı Reformu adı altında hazırladığı bir taslak paketinin İngilizce çevirisini, yüksek yargı organları ve barolardan önce, geçen hafta Türkiyede bulunan AB Komiseri Olli Rehnin onayına sunmuş olmasının tepkileri sürüyor.

Yargıtay Başkanvekili Osman Şirin ile yaş sınırı nedeni ile bugün emekliye ayrılacak olan Sumru Çörtoğlunun yanı sıra Barolar Birliği ve İstanbul Barosunun da, kendi görüşleri alınmadan önce hazırlık taslağı üzerinde, o günlerde Ankaranın AB karşısındaki durumunu denetlemeye gelmiş olan AB Komiserine bilgi verilmesine yönelik eleştirilerinin bilinçsizce yapıldığını söyleyen Bakanın savunmasının dayanağı da ilginç:

Yüksek yargı organlarının temsilcileri, belgenin ne anlama geldiğine, neyin ürünü olduğuna bakmadan alelaceleaçıklamalar yapmışlarmış. Oysa AB ye katılım sürecinde hukuk ve temel haklar faslının açılması ve bunun için de strateji belgesinin AB’ye sunulması gerekiyormuş. Bakanlığın daha önce ABden aldığı tüyo ya da tavsiyelerden yola çıkarak hazırladığı ön taslak, aslında 20-24 Mayıs tarihleri arasında Antalyada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri ile başsavcılar ve Adalet Komisyonu başkanlarının da katılacakları bir toplantıda tartışılacak; daha sonra da yüksek yargı organları ile ilgili öteki kuruluşlara gönderilecekmiş. Ama tam o sırada Olli Rehn başkanlığındaki AB heyeti, Troyka Toplantısı nedeni ile Ankaraya gelmiş

Mehmet Ali Şahinin savunmasının önemli dayanağı özetle bunlar.

Ondan ötesini, gözlemlerimize dayanarak, Sayın Bakanın da iznini almadan biz anlatalım.

Bakan’ın verdiği teftiş sınavı

ABye katılım süresinde Adalet Bakanlığının kendi payına düşen görevleri el hak yaptığını göstermek için, hazırlanan paket İngilizceye çevrilmiş, Şahin bu dosyayı alarak Ollinin huzuruna çıkmış. O buluşmayı ölümsüzleştiren fotoğraflardan birisinde, yanılmıyorsam Milliyet gazetesinde gördüm, AB Komiserinin çok rahat ve kendisinden emin olarak oturduğu koltuğun karşısında, Adalet Bakanımız Türk terbiyesinin biraz abartılmış örneğini sergiler gibiydi. Elleri dizinin üstünde, genişlemeden sorumlu komiserin şöyle göz attığı paket için vereceği yanıtı beklemenin heyecanı yüzüne vurmuş olmalıydı !

Anlaşılan Adalet Bakanlığı, AB ile Türkiye arasındaki görüşmeleri olumlu olarak sürdürebilmek amacıyla ve dahası 23. faslın da açılması için Bay Ollinin onayını almanın en kestirme yöntemi olarak gördüğü bu buluşmadan geçer not alarak ayrılmış. AB Komiserinin, beklediği reformların başında HSYKnin oluşumunda Meclisin, yani siyasetçilerin de söz sahibi olması, askeri mahkemelerin garnizon binalarının dışında çalışmalarının sağlanması gibi düzenlemeler geliyor. AB, Türk yargı sisteminin bağımsız olduğu yönünde kuşkusunu gizlemiyor. AKP hakkında açılmış olan kapatma davasını da bu açıdan ele alarak eleştiriyor. Sumru Çörtoğlunun Danıştayın 140. yılı nedeni ile yaptığı konuşmada bu eleştiri ve değerlendirmeler için Türk yargısına da kendi yargınız gibi saygı gösterin sözleri, o tür eleştiriler için verilmiş bir yanıttır.

Aslında Adalet Bakanı, benzer bir yanıtı AB Komiserine verdiğini, görüşmeyi izleyen basın mensuplarına Olli Rehnin yanından ayrılmadan söylemeli değil miydi? Böyle bir yöntemi kullansaydı, hem o buluşma nedeniyle eleştirilere muhatap olmazdı hem de kendisinden yıllarca önce Adalet Bakanlığı makamında oturmuş olan Mahmut Esat Bozkurtun anısını da rahatlatmış olurdu.

Paketin gizlediği amaçlar

Bir süreden beri Başbakan Erdoğanın hâkimler için bağımsızlığın yanı sıra tarafsızlık sağlanmasını dilinden düşürmediğini bilenler açısından yeni paket aslında AKPnin yargıyı teslim alma girişimini amaçlayan önlemler içermektedir. Bu önlemlerin başında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesi ve Danıştay üyelerini TBMM ile hükümetin belirleyeceği bir düzenlemenin yaşama geçirilişi gelecektir.

Türkiyede Meclis iradesi de hükümetin yol haritası da sadece ve sadece çoğunluk partisinin liderinin iki dudağının arasında gizlenmektedir. Bu gerçeği görmezden gelmenin kimseye yararı yoktur. Çoğunluk liderinin sultası kırılmadan, yargı erkinin omurgası değerindeki HSYK ile yürütmeyi denetleyecek olan Danıştayı, yasama erkinin hırslarını gemleyecek Anayasa Mahkemesinin kontrolünü o liderin ellerine vermek, ülkeyi faşist bir diktaya götürür.

Böyle bir oluşumun ABnin onayını alması düşünülebilir mi? Elbette ve neden olmasın? ABnin istediği öneriler arasında lider sultasını önlemek amacıyla partiler yasasında yapılması gerekli değişiklikler var mı? Milletvekili adaylarını kendisi belirleyen lider, onları bir anlamda sırtında taşıyarak Meclis sıralarına oturtuyor. Daha sonra da, Alın bu yol haritasını adım adım izleyindirektifini veriyor. Dilediği yasayı çıkarttırıyor.

Böyle bir düzen ABnin umurunda bile değil. Ha kalmış; ha değişmiş

AByi doğrudan ilgilendiren, geçen haftaki yazıda Olli Rehn ile görüşen Milliyet yazarından yaptığım o kısa alıntıda yer alan bizim geleneksel kurumlarımızın uğraması beklenilen depremdir.

Sumru Çörtoğlu ayrılırken

ABnin burun kıvırarak baktığı Türk yüksek yargı kurumlarından birisi olan Danıştayın ilk kadın başkanı Sumru Çörtoğlu bugün yaş sınırı nedeni ile emekli oluyor.

Çörtoğlu, laik ve demokratik Cumhuriyetimizin kazanımlarından yararlanarak geldiği son görevinden ayrılırken yaptığı 140. yıl tören konuşmasında sağlam bir hukuk mantığı sergileyerek, anayasa değişikliklerinin anayasamızın temel, değişmez ilkelerine ve yargı kararlarına uygun yapılabileceğinin üstünde durdu. Bu bağlamda hem bizim iç hukukumuzda kimi allame sözde bilim adamlarına hem de onlara yol gösteren AB kurmaylarına ders verdi.

Çörtoğlunun yeni yaşamı sağlıkla sürsün…

Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net

Orhan Birgit

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS