İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Olli Rehn Alevileri Neden Azarladı? - Hikmet Bila

Mayıs 11, 2008 - HİKMET BİLA

Türkiyede iç politika artık onlardan soruluyor. Hukuk da onlardan soruluyor. Guguk da onlardan soruluyor. Türkiyede konuşması gerekenler susuyor, onlar konuşuyor.

Şu bizim Barrosolar.

Olli Rehnler.

Joost Lagendijkler

Telaş içinde, öfke içinde, panik içinde konuşuyorlar. O kadar ki Avrupa Birliğindeki görev ve sorumluluklarını unuttular, Türkiyede birer partili politikacı gibi ortaya atıldılar. İnsaf ve terbiye sınırlarını aştılar, savunmaya çalıştıkları AKPye bile zarar vermeye başladılar.

Bu ülkenin insanlarını Müslüman demokrat’ - ‘ulusalcı otokratdiye ikiye bölerken ikiyüzlülüklerini gizleyemediler.

Bakınız nasl suçüstü yakalandılar:

Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn Efendi, geçen hafta Alevi örgütlerinin temsilcileriye bir toplantı yaptı. Sözüm ona Alevilerin sorunlarını dinleyecekti. Alevi dernek yöneticileri de sorunlarını anlattılar. Kimileri sözlü olarak, kimileri mektup vererek. Anayasadaki eşitlik hakkından yararlanamadıklarını söylediler. İbadet özgürlüğünü yaşayamadıklarını, çocuklarına okullarda Aleviliği öğrenme hakkı verilmediğini söylediler. Cemevlerine ibadethane statüsü tanınmamasından, Alevi köylerine zorla cami yapılmasından yakındılar. Kendilerine verilen sözlerin bile tutulmadığını vurguladılar.

Olli Rehn bu yakınmaları dinledi. Nedense kızdı, sinirlendi.

***

Sinirlendi, çünkü Aleviler, Olli Rehnin hiç duymak istemediği bir dil kullanıyorlardı. Laiklik diyorlardı, demokrasi diyorlardı, eşitlik diyorlardı. Çağdaş değerlerden, Avrupa kriterlerinden söz ediyorlardı. Üstelik, laiklik ombudsmanlığıya da demokratik laiklikgibi zevzeklikleri dile getirmiyorlardı.

Ve hayretAzınlıksözcüğünü hiç ağızlarına almıyorlardı.

Alevilerin sorunlarından söz ediyorlar ama, Alevi sorunudiye siyasal bir klişe yaratmıyorlardı.

Ayrımcılığı eleştiriyor ama ayrılmaktan söz etmiyorlardı.

Tehditler savurmuyorlardı.

Atatürke de cumhuriyete de dil uzatmıyorlardı.

Ulusalcı Kemalistlere veryansın etmiyorlardı.

Biz de Müslüman demokratızdemiyorlardı.

Bir fırsat yaratıp, örneğin Kemalist bürokrasideyiminin arkasına saklanıp Türk Silahlı Kuvvetlerine de çatmıyorlardı.

İlle de laiklik, demokrasi, yasalar karşısında eşitlik, kadın-erkek eşitliği, çağdaş yaşam tarzı, çağdaş eğitim, herkes için din ve vicdan özgürlüğü diye tutturmuşlardı.

Böyle insanları ne yapsındı Olli Rehn?

Sinirlendi adamcağız.

Televizyonlardaki yağmur suyu boruları reklamında olduğu gibi, bu sokaktan kendine iş çıkmayacağını anlamıştı. Alevilerin verdiği mektubu katlayıp cebine koydu ve gitti. Giderken azarlamayı da ihmal etmedi:

Siz böyle diyorsunuz ama, iktidar iyi gidiyor, iyi.

***

Daha sonraki ilk durağında, Türkiyenin yüzde 53ünü faşist ilan etmeyi de ihmal etmeyecekti Tabii ona göre Alevilerin de bu nüfus içinde olduklarına kuşku yoktu.

Hikmet Bila

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS