‘Müslüman Demokrat’ın Yargı Reformu-ALİ SİRMEN
Mayıs 10, 2008 - ALİ SİRMEN
AB’nin kimi haddini aşan şaşkın yetkilileri, AKP’ye “ılımlı İslamcı”dan sonra bir sıfat daha yakıştırdılar:”Müslüman demokrat”.
AKP ile AB ilişkileri son derecede ilginç. AB, AKP’yi herkese karşı her konuda destekliyor. Bu arada AKP aracılığıyla Türk halkına da gerçek olmayan bir mesaj veriyor:
- Sizi Avrupa Birliği’ne alacağız.
AKP de, AB’ye mesaj veriyor:
- Avrupa’ya üye olmak için gerekli bütün reformları yapacağız.
İki taraf da kendi söylediğinin de, karşısındakinin de doğru olmadığını biliyor.
AB’nin amacı, Türkiye’den istediği ödünleri AB aracılığıyla almak İktidarın amacı da yolsuzluk ve talanını da tesettüre sokarak gözden kaçıracağı bir dinci düzeni kurarken AB’nin desteğiyle ülke içindeki engelleri aşmak.
Bu arada gazetelerde, televizyonlarda boy boy “reform” haberleri çıkıyor, bunların sonuncusu da “yargı reformu” ile ilgiliydi.
Hemen belirtelim ki, Türkiye’de yargının reforma acilen ihtiyacı var. Bu gerçeği kimse yadsımıyor.
***
Düzeltilmesi gereken hususların içinde, hatta başında Türkiye’de şimdiye kadar hiçbir iktidarın içine sindiremediği, bir tek 1961 Anayasası’nda doğru dürüst güvenceye alınmış olan yargı bağımsızlığı geliyor.
Yargının yürütme ve yasama karşısında bağımsız olması, onların baskılarından, etkilerinden masun kılınması, yargı mensuplarının disiplin cezalarından atanmalarına, kimlik işlerine kadar her konuda, yasamadan ve yürütmeden bağımsız kurumlar tarafından denetlenip yönetilmesi, demokrasilerin temeli. Türkiye’de iktidarlar yargı bağımsızlığına hiçbir zaman sıcak bakmadılar; AKP de bakmıyor.
Yargı bağımsızlığının temel kurumu olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı‘nın yer alması, bu bağımsızlığı zedeleyen hususların birincisi.
Gerçek bir yargı reformunda ilk yapılması gereken şey, bu yanlışlığın giderilmesiydi.
Ama gelin görün ki, AKP’nin hazırladığı taslakta, bu yanlış olduğu gibi korunmakla kalmıyor, başka sakıncalı hususlar da yer alıyor.
Konu önümüzdeki günlerde enine boyuna tartışılacak bu sütunda da; bunlara geniş biçimde yer vereceğim.
Ama şimdiden söyleyebileceğimiz bir tek şey var ki, her konuda olduğu gibi bu konuda da AKP’nin yapmak istediği, yargıyı reforme etmek değil, hem onu hem de demokrasiyi bu vesileyle deforme etmektir.
***
Reform sözcüğü bize Fransızcadan geliyor. Anlamı, bir şeyi yeniden biçimlendirerek düzeltmek, “reformer” fiilinden türemiş. Zıddı olan “deformer” ise bir şeyin biçimini değiştirerek bozmak anlamına geliyor.
İşte AKP de “düzeltiyorum, reforme ediyorum” derken deforme ediyor, yani bozuyor.
Gelelim yargı reformu taslağının hazırlanış biçimine.
Demokrasilerde böyle bir konu gündeme geldiğinde, yargı kurumlarının üyelerinin, kendi örgütleri aracılığıyla görüşleri alınır. Tabii bunlara baroların ve onların birliklerinin de dahil olduğunu söylemek bile gereksiz.
Taslak daha hazırlanmadan önce üniversitelere başvurulur, onlardan da görüş alınır.
Daha sonra ise hazırlanan taslak kamuoyuna sunulur, basında geniş biçimde tartışıldıktan sonra, görüşler not edilir. Parlamentoda komisyondaki görüşmelerde, not edilen bu hususlar, oraya davet edilen kurum temsilcileri ve milletvekilleri tarafından dile getirilir, aksaklıklar giderilir, sonra da konu Meclis Genel Kurulu’nun önüne götürülür.
Demokratik süreç budur.
Ama AKP bunu yapmaz.
Ne yapar?
Son taslakta olduğu gibi, kamuoyundan ve ilgili kuruluşlardan saklarken AB’ye gönderir, onun icazetini ister.
Şimdi anlaşılıyor mu, her konuda kendi kamuoyundan değil, AB’den icazet isteyen AKP’nin Avrupa tarafından neden böylesine candan desteklendiği?


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.