OYUNUN ORTASI-Ahmet GÖKSAN
Mayıs 09, 2008 - AHMET GÖKSAN
Amerika’da 04 Kasım 2008 günü yapılacak olan başkanlık seçimi için geriye sayım sürüyor. Aday adayları öncelikle partililere kendilerini beğendirebilme yarışında öne geçebilmenin hesaplarını, yerine göre de pazarlıklarını yapıyorlar.
Cumhuriyetçi Partinin başkan adayının kesinleştiğini de söylemek olasıdır. Eski bir Vietnam savaşçısı olan Mc Cain’in diğer Demokrat Partinin adaylarına göre tuzunun kuru olduğu görülüyor.
Kampanya çalışmaları sırasında dikkati çeken en önemli hususun, dişi başkan adayının bir anne olduğunu unutarak esip savurmasıdır. Özgürlük savaşçısı olarak kendisini tanımlayan diğer adayda, dişi adaydan geri durmamakta ısrar ediyor.
Ülkesinin nasıl bir özgürlükten yana olduğunu, burnumuzun dibinde olan Irak’ta yaşananlar anlatmaktadır. Bir ülkenin işgal edilerek, nasıl bir özgürlüğü sağladıkları ortalık yerdedir. Bu noktada seçim öncesinde yapılan bu esip savurmaların, seçim sonrasında yaşanmamasını dilemek istiyoruz.
Kıbrıs sorununun yıllardır dünya kamuoyunu uğraştırdığı biliniyor. Şunun şurasında Irak’ın işgali konusunu beş yıldır konuşuyoruz. Başkan adaylarının bu konuşmaları sonrasında, Irak’ın işgali konusunu, tıpkı Kıbrıs sorunu gibi yıllarca konuşacağımızı söylemek, öngörünün ötesindedir.
Umutsuz olmak veya umutsuzluk aşılamak istemiyoruz. Buna karşın bu ve benzeri uluslararası sorunların çözüldüğünü görmek konusunda, derin kuşkularımızın olduğunu da vurgulamak ve bunun sonucunda da yanılmayı diliyoruz.
Diğer yandan Yunanistan Başbakanı Bay Karamanlis, 16 Nisan 2008 günü Avusturya’da yayımlanan Der Kurier gazetesindeki söyleşisinde ilginç gibi gelen bilinen görüşlerini yineliyor. Kıbrıs’ta çözüm için nihai hedefin adanın yeniden birleşmesi olduğunu söylüyordu. Kıbrıs’ın birleşmesinden neyi murat ettiğini bilenler bilmeyenlere söyleyebilirler.
Margaretha Kopeinig’in sorularını yanıtlayan Bay Karamanlis, “Yunanistan, ikili görüşmelere yeniden geçilmesini destekliyor. BM Güvenlik Konseyi’nin kararları iki bölgeli iki toplumlu bir federasyon çerçevesi çiziyor. Bu federatif devlet, AB’nin ilke ve değerleriyle de uyum göstermelidir” diyor.
Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesinden yana olduğunu söyleyen Bay Karamanlis, ‘Türkiye ve Kıbrıs meselesinde bazı belirgin hareketlenme görüyor musunuz? Türkiye ne zaman limanlarını açacak’ sorusuna ise, “Maalesef Türkiye bu güne kadar buna gereken anlayışı koyamadı. Erdoğan’a Kıbrıs’ın Türkiye’ye karşı daha yapıcı olduğunu ifade ettim. Limanların açılması doğaldır ki müzakereye açık değildir.
AB, 2008 sonlarında durumu yeniden gözden geçirme yükümlülüğüyle kendini bağlamıştır. Umarım Türkiye, yükümlülüklerini o zamana kadar yerine getirir ve hoş olmayacak sonuçlardan kaçınır” diye konuşuyordu.
Yunanistan’ın Genel Kurmay Başkanı da Bay Karamanlis’i doğrulayacak açıklamada bulunuyordu. Org. Dimitris Grapsas, Türk Ordusunu Yunanistan için bir tehdit unsuru olarak gördüğünü söylüyor.
Bay Grapsas, “Bu tehdide ancak Yunanistan silahlı kuvvetlerini yeniden düzenleyerek, orta vadeli kalkınma ve modernleşme programları ile modern silah sistemlerini elde edilmesiyle karşı koyabiliriz” diyordu.
Bu açıklamaların gölgesinde, Kıbrıs sorununun 2008 yılı sonuna kadar nasıl çözüme ulaştırılacağını şimdiden merak ediyoruz.
Adada oluşturulan komitelerinde çalışmalarına başlamış olmasını da olumlu karşıladığımızı söylemek istiyoruz. Ne de olsa çıkmayan canda yine de bir umut vardır.
Sorunu çözebilmek uğruna yedi kez denenmiş olan görüşmelerden sonuç alınamadığını yinelemek durumundayız. Sekizincisi başlatılan yeni görüşme sürecinde, olumlu sonucun karşı tarafın yaklaşımında olduğunun bilinmesini istiyoruz.
Karşı taraf sorunun çözümüne ilişkin olarak bakışını ve yaklaşımını değiştirmediği noktada, başlatılan bu sürecin orta oyununa dönüşmesinden de kuşku duyduğumuzu belirtmek istiyoruz.
Kıbrıs sorununun ulusal bir dava olduğunun söylenegeldiği noktada, benzer yaklaşımı başlatılan görüşme sürecinde de sürdürülmesini yinelemek istiyoruz. Ulusal davalarda sorumluluk almak gerektiğinin de unutulmaması gerekiyor.
Bu konuda da siyasetçilere güvenmek durumundayız…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.