Mayısın Payı… - Server Tanilli
Mayıs 09, 2008 - SERVER TANİLLİ
Tarih, aylara bir pay ayırmıştır.
Mayıs, hissesine düşenler açısından zengin aylardan biridir: Temmuz gibi, ağustos, eylül, ekim gibi…
1 Mayıs, işçi ve emekçiler adına evrenseldir ve bayram olarak kutlanır.
Bizim 29 Ekim Devrimimiz, emperyalizme karşı yapılan bir kurtuluş savaşının eseridir ve 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal‘in Samsun’a çıkmasıyla başlar.
Büyük şairimiz Rıfat Ilgaz 7 Mayıs 1911’de doğmuştur.
Bir 7 Mayıs daha vardır: Gazetemiz, “Cumhuriyet” adıyla 7 Mayıs 1924’te kurulmuştur: Ve, hamurunda bizzat devrimi yapanların kattıkları maya vardır.
Okur olarak, 1924’e bakıp yaşınızı oturup saptayabilirsiniz.
Ne var ki, konuya bir tarih felsefesi açısını da ekleyebilirsiniz. Nitekim, bir süredir hastanede yatan ve yakın günlerde aramıza karışacak olan İlhan Selçuk, yatağında doğrulup -o güzel biçemiyle- bu açıyı dile getiriyordu.
Önceki gün, köşesinde yayımlanan “7 Mayıs Tarihinin Anlamı”nda şöyle diyordu Ağabey:
“Cumhuriyet okurunun yaşı yok…
Muhabirinin, yöneticisinin, yazarının, çizerinin de nüfus kâğıdı yok.
Doğmadan önce başlayan, öldükten sonra da sürecek olan tarihsel zamanın bilincinde yaşamak, insanın tükenmeyen gençliğidir.”
“Görülüyor ki 7 Mayıs’lar yoktur…
Tek bir 7 Mayıs vardır…
O sürekli 7 Mayıs’ı da bugün kutluyoruz…
Kutlu olsun hepimize…”
İşte, sevgili okurlar, önceki gün böyle bir gün yaşadık…
*
Ya 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı?
Kutlayamadık! Daha doğrusu, kutlamamıza engel olundu.
Bu engelleme kimden geliyordu?
Bizzat hükümetten ve emrinde olanlardan, validen, emniyet müdüründen ve polislerden!
Görünür hiçbir neden yokken, birden halka ve gençlere saldırıldı: Vahşi bir yıldırmaya başvuruldu. İnsan haklarının ve demokrasinin olduğu kadar yasaların da bilincindeki DİSK’in Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin uyarılarını bizzat gördük, ama boşa gitti.
Özetle, dünyaya rezil olduk!..
Yanlış belli olduğunda, onu yapanların ortaya çıkıp “Yanlış yaptık, özür diliyoruz” demeleri bir erdem sayılır.
O da görülmedi: Bizzat, Başbakan Erdoğan, olan biteni -topyekûn- yerinde buldu.
Anlamı nedir bunun? Şu: Bu adam deli mi, hasta mı?
Olağan ile olağandışı arasındaki farkı “temyiz” etmekten yoksun bir kişiliğin belirtileri değil mi gördüklerimiz?
Avrupa’da olanlar da, büyük yanlışlar içindedir. Türkiye’de “laik fidan”, çağın bilincine kapalı geri bir İslam ortamında dikilmişti. Yemişlerini verirken, 1950’lerden başlayarak baltalanmaya başlandı; son olarak da İslamcı, yani düpedüz dinci AKP, iktidarında, en başta laikliğin temellerini çökertmeye girişti ve emrinde yerli gerici kafalar var. Bunlar yetişmiyormuş gibi, Batı‘dan destekleyenler de görülüyor.
Ve kavramlarla oynuyorlar.
Bizzat laikliğin demokratlığı yetmiyor da, nedir şu “demokratik laiklik” uyduruğu?
Hem AKP, demokrat da değildir; “kendi yararına demokrat”tır.
AB içinde ve dolayında dolaşan AKP şakşakçıları yanlış bir yolda yürüyorlar ve maskeleri de düşmüştür.
*
Son olarak, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy‘a, birkaç gün önce yapılanlar da ne oluyor?
Hemen herkesin tanıdığı, bildiği, önde gelen bir kişi, bir bildirim nedeniyle, Ankara’da sabahın köründe, kaldığı otelinden yaka paça alınıyor, nezarete atılıyor ve akşama doğru da salıveriliyor.
Tam bir hukuk skandalı!
Arkasında ise, Gürsoy’un bilinen muhalif kimliği. Ders veriliyor…
Oysa, günler kısalıyor. Bu geri, gerici iktidara ders verilecek gün yakından da yakın…
Server Tanilli
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.