İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Kalansız bölünemiyoruz - Lale Şıvgın

Mayıs 09, 2008 - LALE ŞIVGIN

Pazartesİ günkü “ayrıştır çarpıştır” başlıklı yazımda milli hassasiyetlerimizden ötürü “faşist” nitelemesine muhatap kaldığımızı yazmış ve kimi odakların Türkiye’nin değerlerini önce ayrıştırıp sonra da çarpıştırma gayretinde olduğunu belirtmiş ve şunları yazmıştım :

“Cumhuriyetin kazanımları, milli değerlerimiz ve manevi değerlerimiz tek bünyede toplanamazmış gibi bir algı yaratıldı. Aynı anda hem vatanını seven, hem inançlı, hem de Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini sahiplenen bireyler olmamız mümkün değilmiş gibi bir atmosfer oluşturuldu. Bu değerlerin tek bir bünyede toplanmasını engellemek için bizi biz yapan değerlerimizi ayrıştırıp, bölüştürdüler. Dini ve manevi değerleri birilerinin tekeline, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk değerlerini başkalarının tekeline verdiler. Milli değerlerimizin ise sahiplenilmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Bu yüzden de Türkiye sevdalıları için faşist, ırkçı, kafatasçı gibi sıfatları kullanmaktan çekinmediler. İkinci hamledeyse ayrıştırdıkları bu değerleri birbirleriyle çarpıştırma aşaması geliyor.”
AB Komiseri Olli Rehn’in ziyareti kanaatimin doğruluğunu pekiştirdi. Rehn’in kafasındaki sınıflandırmadan da anlıyoruz ki, “katı laikler”, “demokrat Müslümanlar”, “ulusalcı faşistler” ve “liberal laikler” şeklinde bir ayrıştırmaya tabii tutulmuşuz. Yani değerlerimizin illa ki tek bünyede toplanamayacağı, toplanamaması gerektiği fikriyatı geliştirilmiş. Doğrusu Rehn’in sınıflandırma mekanizmasının bir benzeri de Türkiye’de işletiliyor. Başbakan Erdoğan önce “ayak takımı” ifadesi ile net bir sınıf ayırımı yaptı. Hemen sonra da da “ortalama Türk” tanımlamasıyla kendisinin beğenisi dışında kalanları marjinalleştirme yoluna gitti. Türkiye dört bir yandan “ya bizdensin ya da marjinalsin” dayatması ile karşı karşıya.
Bu dayatmaya direnemeyenlerin olduğunu kabul etmekte fayda var. Kimilerine, dini değerleri ile Cumhuriyetin kazanımlarını bir arada muhafaza edemeyeceği fikri ne yazık ki kabul ettirildi. Aynı şekilde milli değerlerimizi savunmaktan çekinir hale gelenler de oldu. Ama yine de nihai amaca ulaşılamadı, bölünme tamamlanamadı. Bunun bir sebebi var. O da Türkiye’nin bir türlü kalansız bölünemiyor olması. Bölme işlemi sürekli hata veriyor. Yani bize dayatılan “ulusalcı faşist”, “liberal laik”, “demokrat Müslüman” “AKP’li ortalama Türk”, “AKP’li olmayan marjinal Türk” sınıflandırmalarına inat, önemli bir çoğunluk dışarıda kaldı. İşte bugün bölmecilerin en büyük derdi de bu. Türkiye’yi bir türlü kalansız bölemiyorlar. Kendisini dayatılan sınıflandırmaların dışında gören ve tek bünyede tüm değerlerimize sahip çıkan vatandaşlar, ortada kalıverdiler. Bölme-cilerin hesabı da tutmadı. Hem samimi Müslüman, hem Cumhuriyetin kazanımlarına bağlı, hem laik, hem milli ve manevi değerlere sahip kişiler ayakta kaldığı sürece bölme işlemi de sonuca ulaşmayacaktır.

Lale Şıvgın

Tercüman

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS