Enflasyon Hedeflemesi - Öztin Akgüç
Mayıs 09, 2008 - ÖZTİN AKGÜÇ
Kişisel olarak TC Merkez Bankası Başkanı Sayın Durmuş Yılmaz’ı tanımam. Açıklamalarından, duruşundan izlenim edinmeye çalışıyorum. Bende çalışkan, iyi niyetli, dürüst, alçakgönüllü, özeleştiri yapabilen bir kişiliğe sahip olduğu izlenimi bırakıyor. Yıllardır Merkez Bankası’nın Ankara’daki merkezine gitmiyorum. Bu nedenle kesin bir gözlemim yok ama Durmuş Yılmaz’ın yönetimde, yaşamında savurganlıktan, gösterişten kaçındığını düşünüyorum. Kamunun parasını harcarken vicdanı sızlayan bir anlayışa, bir karaktere sahip olduğunu umuyorum.
Bana göre Durmuş Yılmaz, gösterişsiz, hava atmıyor; bu nedenle bazı çevrelere göre karizması yok ama kendinden önce yılın bürokratı seçilen öncellerine (seleflerine) göre başarılı ve tutarlı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de gözlüyoruz; jüriler toplanıyor, yahut halk jürisi(!) oluşturuyorlar. Yılın işadamını, bürokratını, sanatçısını filan seçiyorlar. Kapitalizmin bir pazarlama aracı bunlar… Böylece ya belli kişiler kamuoyuna tanıtılıyor, lanse ediliyor, ya o kişiler aracılığı ile belli görüşleri kamuoyuna anlatılıyor ya da GSM ve reklam alma yolu ile paralar kazanılıyor. Halkı kandırmanın yöntemleri arasında bir pazarlama aracı olarak jüriler, jüri ödülleri filan konuluyor. İyi niyetle, amatör ruhla, karşılık beklemeksizin yapılan yarışma ve jüri tercihlerini ayrı tutmak, bundan arılamak (tenzih etmek) gerekir. Durmuş Yılmaz’ın yılın bürokratı seçildiğini anımsamıyorum. İnşallah seçilmemiştir. Bazı malum çevrelerce seçilmişse, bazı kuşku işaretleri, eksi puanları toplamaya başlar.
Amacım kişiye övgü düzmek değil. Ancak şarlatanlığın, özür dilerim daha iyi bir anlatım bulamadığım için bu deyimi kullanacağım “hem kel hem fodul” olarak tanımlanacak bir kişilik yapısının sergilendiği bir ülkede, insan, olumlu sayılabilecek bir davranış gördüğünde, arka çıkmak istiyor. Ülkede düzgünlük, dürüstlük, iyi niyet, alçakgönüllülük prim yapmalı, değer kazanmalı diye düşünüyor.
Bununla beraber D. Yılmaz’a biri şekle diğerleri esasa, temele dönük eleştirilerimi de yönelteyim. Dikkate alınacağını hiç sanmamakla beraber, yine de tek bir kişi etkilense bile, bir yararı olabileceğini umuyorum.
Merkez Bankası başkanlarının sık basın toplantısı yapmasını doğru bulmuyorum. FED başkanları, ABD, bu konuda da örnek alınmamalıdır. Kötü örnekler emsal olamaz. Merkez bankaları aldıkları kararlar ile izledikleri politikalarla kamuoyunu bilgilendirirler. Kararların, bildirim, beyan etkisi vardır. Sözler, açıklamalar değil; yapılanlar, alınan sonuçlar önemlidir.
Esasa yönelik eleştiri ise, otuz yıla yakın süredir yinelendiği gibi Türkiye’nin neoliberal olarak nitelendirilen politikalarla, IMF önerileri ile bir yere varamayacağıdır. Nitekim varamamaktadır.
Türkiye’nin hedefi yalnız enflasyonu kontrol etmek olmamalıdır. Salt enflasyonu kontrol etme hedefi ile de enflasyon kontrol edilemez; çapa olarak kullanılamaz. Nitekim son üç yılda enflasyon hedefi tutmamış, yüzde yüze varan sapmalar olmuştur. 2008’de öngörüler, 2011’de de hedef tutmayacaktır.
Türkiye’nin en azından kısa süreli sorunu hızlı ve dengeli büyümektir, kalkınmadır diye yazacağım ama kalkınmayı kısa sürede başarabileceğimizi hiç sanmıyorum. Bu nedenle TC Merkez Bankası’nın ana hedefi fiyat istikrarı değil, ekonomik büyümeye katkı olmalıdır. Bu bağlamda bankaların yönlendirilmesi önem taşımaktadır. Çalışabilir nüfusun neredeyse üçte ikisinin bir değer üretmediği bir ülkede sağlıklı ekonomik büyüme olamaz. Ayrıca bir ekonomi, geniş anlamda sanayi sektörüne yapısal üretim değişikliği doğuracak yatırımları yapmadan da sürekli, kendini besleyen bir büyüme hızına ulaşamaz.
Türkiye’nin ayrıca çok ciddi bir borç yönetimi sorunu vadır. Türk parasına yüksek faiz uygulaması Hazine’nin iç borçlanmasını kolaylaştırmakla, yurtdışından kaynak girişi sağlayacak cari işlemler açığını fonlamakla günü kurtarmaktadır ama sorunun çözümüne katkıda bulunmamakta, sorunu ağırlaştırarak ertelemektedir. Sıkça yinelendiği gibi, çıkılması zor, kırılması kısırdöngüler yaratmaktadır.
İçten davranış, özeleştiri, kişisel bazı niteliklere sahip olmak artı bir puandır ama yeterli değildir. Çözüm üretmek gerekir. Çözüm üretmeden, sorunların çözümüne yönelmeden hedef koymanın da bir anlamı ve yararı yoktur.
Öztin Akgüç
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.