AB Troykası -Tarihi Belgelerle Dün, Bugün - Köylümüz - Millet -Milliyetçilik -Yargıçlarımız Ve Onlar… - Taylan Sorgun
Mayıs 09, 2008 - TAYLAN SORGUN
En doğru sözlerden birisi şudur: “…Eğer ders alınmaz ise, tarih tekerrür eder…” Yani tekrarlanır. Şimdi son gelişmelere bakınız: AB Troykası toplanmıştır. Türkiye için kararlar alacaklardır. Troyka’nın anlamı “Üç atlı kızak”tır. Ankara’ya gelen Avrupa Birliği Troykası: AB Dönem Başkanı Dimitrij Rupel, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, bir sonraki dönem başkanı Fransa’nın AB işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Jean- Pierre Jouyet, Dışişleri Bakanı Babacan ile biraraya gelmişlerdir.
1- İŞTE BAKINIZ…
Bakınız bu Troyka nelerden “memnun olduğunu” açıklamıştır: 1- TCK’nın 301. maddesinin değişikliğinden, Yani tarihsel bir hata ile çıkarılan ve Türklük’e hakareti serbest bırakan TCK 301 değişikliğinden 2- Yeni Vakıflar Kanunu’ndan Peki bu yeni vakıflar Kanunu ne getirmektedir: Tarihsel bir hata ile çıkarılan bu kanun tıpkı Kapitülasyonlar Dönemi’ndeki gibi yabancılara geniş imtiyazlar tanımaktadır. 2- 19 HAZİRAN 1919…
Peki bu durum bize neyi anlatmaktadır? Bakınız Batı Avrupa devletlerinin emperyalizm yayılması sırasında da en çok üzerinde durdukları meselelerden birisi “yayıldıkları devletlerdeki vakıflar, yabancı vakıflar” olmuştur. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi Teslimiyeti sonrasında, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlattığı dönemde, İşgalci Batı Avrupa emperyalist devletleri, Paris’te “Sulh Konferansı” düzenlmişler bu Konferansa İstanbul Hükümeti İşbirlikçi Damat Ferit bir heyetle katılmıştır.
3- “4LER’İN TALEBİ…
O konferans sırasında adeta Osmanlı Devleti’ni yargılayan bir mahkeme şeklinde ortaya çıkan 4 Ler Heyeti’nin talepleri arasında Anadolu’nun parçalanması yanında “Yabancı, azınlık vakıfları da masanın üzerine konulmuştur. 4 Ler Heyeti: İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD temsilcilerinden teşkil edilmişti. Peki şimdiki zamanda ne olmuştur? Troyka yine Yabancı Vakıflar üzerinde durmaktadır. 4- REHN VE MİLLİYETÇİLER…
“Troyka” toplantısı için Türkiye’ye gelen Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Milliyet Gazetesi yazarı meslekdaşımız Semih İdiz ile yaptığı söyleşide yine dolaylı olarak Türkiye’deki milliyeçiliğe laf atmıştır. “Otoriter milliyetçilik”den söz etmektedir. Türkiye’deki milliyetçiler, Türk milliyetçisi ve Atatürk’ün belirttiği “milliyetçilik” ile Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesi milliyetçiliğini esas almışlardır.Almışızdır. Mesela “Devletlerarası siyasi ve iktisadi ilişkileri kabul etmek, ama, bu kabulde asla teslimiyetçi olmamak” esastır. Devletlerarası siyasi ve iktisadi münasebetler vardır, ama, onun yanında “Siyasi ve iktisadi bağımsızlıktan vazgeçmek yani teslimiyetçi olmak” asla yoktur.
5- DÖNELİM TARİHE…
Şimdi aslında, Batı Avrupa, Bürksel, Türkiye’nin “Müzakere şalı altında”tam siyasi ve iktisadi, kültürel teslimiyetini istemektedir. Milliyetçikten sikayetçidirler. Peki, Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlattığı zaman ne olmuştur? Şu olmuştur: İşgal Devletleri Yüksek Komiserleri, Monsenieur Ledolux, Ryan ve Galli, geçen gün de belgesini ortaya koyduğum şekilde 11 Şubat 1920 günü verdikleri bir muhtırada bir bölümde şöyle demişlerdir: “…Anadolu’daki hareketler Milliyetçilerin eseridir. Mustafa Kemal’in tahrikatı ile milliyetçiler harekete geçmişlerdir…” 6- TEDAVİSİZ HASTALIK…
“Brüksel’in vazgeçilmez hastalığı” Türkiye’deki “milliyetçilik”le uğraşmaktır. Tabii, bu hastalıklarından sadece birisidir. Bakınız o tarihlerde Anadolu’da “Millici” gazeteler de vardı. İşte o komiserler Damat Ferit’e verdikleri mektupta şunları da yazmışlardı: Anadoluda bazı vilayetlerde, Edirne, Konya, Balıkesir, Adana, Ankara gibi vilayetler dahil Milliyetçi şeflerin nezaretinde yayın yapılmakta, müttefik kuvvetler aleyhinde haberler çıkarılmaktadır” İşte vaziyet budur. Peki bugün de aynı doğrultuda sümen altı şikayetler yok mudur? Vardır. 7- YENİ UYDURUKÇULUK…
Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Rehn ve Troyka, yeni bir tabir daha icad etmişlerdir. Rehn, 1- Aşırı Laiklerden, 2- Liberal laiklerden, 3- Müslüman demokratlardan söz etmektedir. Türkiye’de böyle bir mesele de varmışmış da… Bu tabirler toplumu tam anlamı ile ayrıştıracak, yeni tartışmalar çıkaracak sözlerdir. Zaten, “Laik kesim” “İslami kesim” gibi bir uyduruk ayrıştırma siyaseti geliştirilmeye çalışılırken, buna bir de Washington’un “Uyduruk Ilımlı İslam” siyaseti ilave edilirken, şimdi ayıklayınız pirincin taşını. Milletin kutsal dini inanışlarının böylesine siyaset sahnesine sürülmesi, yeni ayrıcalıklar yaratılması kadar çirkin başka hangi siyaset olabilir. Çekin elinizi bu çirkinliklerden yeter be. 8- KÖYLÜYÜ DE ENDÜSTRİYİ DE…
“Müzakere şalları altında” Türk tarımının geriye çekilmesi, tarımın desteklenmesinin geriye çekilmesi neticesinde, siyasi iktidarın tarihsel hataları ile Türk Milli tarımını çöktürmüşlerdir. Türk milli endüstrisi çöktürülmüştür. Köylü perişan, esnaf perişan, emekli perişan, işçi perişan, Milli Endüstrici perişan. Memur perişan. Öğretmen perişan. Tarım ve endüstri malları ithalatı almış başını gitmekte. Üretemeyen bir Türkiye tarihsel hatalarla tıpkı Osmanlı çöktürülmesi zamanındaki gibi yeni Kapitülasyon zamanına doğru süratle kaymaktadır. Yeni “Komiserler” türemiştir.
9- SIRADA YARGIÇLARIMIZ…
“Komiserler” konuştukça konuşmaktadırlar. Şimdi Komiser Rehn’in şu sözlerine bakınız: Rehn, hakim ve savcıların insan hakları ile ilgili olarak eğitilmeleri gerektiğini söylemiştir. Rehn’e kim demiştir ki, Türk yargıçları ve savcıları insan haklarının neler alduğunu bilmezler. Hem onun AKP ile ilgili kapatma davasından da söz etmekten geri durmamışlardır. Kapatma davasından endişe duymaktaymışlar. Bu Türk yargısına açıkça müdahaledir. Devam eden bir dava konusunda böylesine beyanda bulunmak açıkça müdahaledir. 10- CUMHURİYET BAŞSAVCISI
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın AKP ile ilgili “İddianame”yi açıklamasının ardından yapılan “ölüm tehditlerine varacak kadar ileriye giden” tehditler yaşanırken, Komiser Rehn’in Türk yargıçları ile ilgili sözleri bir başka resim olarak karşımıza çıkmaktadır. Şu yaşadığımız hallere bakınız. Rehn kendisini sanki “Yargı mubassır komiseri” yerine koymaktadır. Bir Türk vatandaşı olarak bu benim de duygularımı yaralamıştır. Çekin elinizi üzerimizden AB, AB, AB yeter yahu… Öf ki ne öf… 11- DÖNELİM TARİHE…
Bakınız: Bunlar herşeyi kendi istedikleri gibi kullanmakta ustadırlar. Ne olmuştu? 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında bunlar işbirlikçi Sadrazam Damat Ferit’e uyduruk bir Harp Divanı kurdurmuşlardı. O Harp Divanı 1- Uyuduruk Ermeni soykırım iddiaları eli idamlar yapmıştı. 2- Talat, Enver ve Cemal Paşa için gıyaplarında idam kararı vermişti. O da uyduruk Ermeni soykırım iddialarına dayanmaktaydı. 3- Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatmış olan Mustafa Kemal Paşa ile Cumhuriyet’in ilk kadroları içinde yer alan sivil asker bütün milliyetçilikleri gıyaplarında idama mahkum etmişlerdi. Batı Avrupa emperyalizmi buydu. Şimdi de Türkiye’ye ders vermeye kalkmaktadırlar. 12-KENDİMİZE DÖNMEMİZ…
Yapılacak tek şey “kendimize dönmemiz”dir. Tetikçi terörü geçmişte siyasi ve Lojistik olarak desteklemiş, onca şehitler vermemize neden olmuşlardır. Onca insanımız kaybedilmiştir. Emperyalizmin bölücülük ve etnisite siyaseti de bunların yanına konulursa işte size “Vaziyet-i Umumi”… Peki bunların beğenilecek tarafı var mıdır? ben anlattım Kararı siz veriniz.
Taylan Sorgun
Ortadoğu


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.