İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Maskeler Düşüyor… - Şükran Soner

Mayıs 08, 2008 - ŞÜKRAN SONER

Başbakan, Cumhurbaşkanı’nın 18 yaşın altındaki oğlunun Ankara Ticaret Odası‘na kaydının yapılıp yapılmadığnı, herkesin önünde oda başkanından sorguluyor. Cumhurbaşkanı’nın bir diğer oğlunun 14.5 yaşında, Dışişleri Bakanı Babacan’ın aile şirketlerinden birinden sigortalı olduğu ortaya çıkıyor. Başbakan’ın damadının ortak olduğu şirkete satılan büyük medya grubu ile ilgili şaibelerinin bini bir para… Cumhurbaşkanı’nın bile aracılık yaptığı söylenen Arap sermayesi şaibesi en hafifi, kamu bankalarından verilen kredilerin miktar ve teminatları ile Yüce Divan’lık içerik taşıdıkları açıklanıyor…

Pıtrak gibi şirket sahibi olan oğullar, gemi satın alanlar, parmakları ile bal tutan, Maliye Bakanlığı örneği işlerin odağındaki bakan çocukları.. Partililer, parti büyüklerinin kısa zamanda ulaştıkları büyük servetleri ile övünüyor, pay kapma yarışı içinde oluyorlar.. Örnek model, özendirme bu yolda olunca, sıradan vatandaş, seçmen niye kendi çapında arayış içinde olmasın! Tele-vizyon kameralarına poz veren, kundaktaki çocuklarını sigorta ettirme kuyruğunda olanlar, kendilerine düşecek payın küçüklüğünden, katlandıkları sıkıntılardan yakınıyorlar.

Rakamlar kaka şaka gibi; sosyal güvenlik, emeklilik haklarını gasp eden yasalar, kara deliğin kapatılması adına çıkarılırken çocuklarını bu yasalar karşısında avantajlı duruma sokmaya çalışanların sayıları, son dakika sigorta yükü yüz binlerle sayılıyor. İktidarın başındakiler yasa boşluklarından yararlanarak çocukları için ayrıcalıklı haklar yaratmada örnek(!) olurlarsa, halk ne yapmaz!.. Niye yapmaz! Çocuğu için cepten prim ödeme olanağı olan, on binlerce artiz çocuk işçi yaratarak devleti kazıklamanın, yeni yasanın ağır yükünden kurtulmanın yolunu bulur değil mi?..

***

Küreselleşme ideolojisinin yarattığı değerler erozyonunda, siyasetin kirlenmesi, gerçek demokratik düzenin işlememesi bütün dünyada çok yaygın. Serbest piyasa düzeninin kutsanması bağlantılı yaratılan sendikasızlaştırma, sosyal damping düzeninde emek maliyetleri, işçilik öylesine aşağı çekilmiş ki, dünya tekellerinin rüşvete ayırmak zorunda kaldıkları paylar işçiliğin 7.5 katına çıkmış. (İşkembeden atmıyoruz, Dünya Bankası raporlarında böyle deniyor.)

Yine de Türkiye, uluslararası raporlara göre de kirlilikte başı çeken ülkeler arasında. Ilımlı İslam üzerinden siyaset yapan, daha önceki kirlenmiş siyaseti temizleme sloganları ile seçim kampanyaları yapmış bir iktidar sürecinde bu tablonun ortaya çıkması ayrıca düşündürücü. AKP’ye oy verenler, siyasi liderlerinin bir çırpıda dünyada pek örneği görülmeyen ölçeklerde, aileleri ile birlikte zenginleşmelerini sorgulamıyor, tam tersi bunu kendilerine de düşebilecek payların aracı olarak görebiliyorlarsa, ortaya dinin siyasette kullanılması hallerinde bile ne boyutta bir kirlenme ile karşı karşıya kalındığı gerçeği çıkar. Elbette ahlak dini İslamın bu kirlilikle, yükselen kirli değerlerle bir ilgisi olamaz. İnançlı Müslümanların en çok bu nedenlerle, emperyal düzenle işbirliği yapan, kirli çıkarlarda dini, İslamı da kullanan Amerikancı İslam ile savaşmaları gerekir.

Tabii aynı sorunlar bütün dünya için geçerli olduğuna göre, bütün dinler ve demokrasi değerleri üzerinden, düzenin işleyişinin sorgulanması, hesaplaşmalar gündemde. İngiltere’de sözde solu temsil eden İşçi Partisi, Blair iktidarlarının ardından sağ partinin oy patlaması çok ciddi bir sorgulama ve tartışmayı başlattı. Bütün AB ülkelerinde aynı çizgide benzer tartışmalar gündemde. Elbette AB sol partilerinin uzun bir zamandır, merkez sağdan daha liberal politikalar ve kirli yükselen değerler peşinde koştukları gerçeği de sorgulanıyor.

Sistemin 4 yıldır kanlı petrol fiyatlarının yükselişi üzerinden ayakta kalması, kanlı emperyal işgal, yarattığı ağırlıklı İslam mezhepleri içindeki kanlı çatışmalar tek başına yeterince kara kara düşünmeyi geçerli kılmıyor mu? Türkiye için de, gelişmekte olan ülkelerin kendi halklarını doyurabilecek tarım üretiminden uzaklaştırılmaları, sanayi birikimlerinin eritilmesi, pazar ülkelere dö-nüştürülmeleri, her şeyin yağmalanıp ucuza satılması, insan için ekonomi algılamasının yerini sanal piyasalar düzeninin alması…

Zengin kuzey dünyasında bile milyarlar, en çok emeği ile geçinenler, kazanılmış haklarından, yaşam düzeylerinden çok şeyi yitirdiler. Bizim gibi ülkelerde kayıplar çok daha ağır. Bir de savaşın içinde ya da düzen dışına atılmış olarak en ağır bedelleri ödeyen milyarlarla insan var. İşte tam da bu nedenlerle bütün dünyada küreselleşme, yeni emperyalizm, piyasa düzeni yeniden çok anlamlı bir biçimde sorgulanmaya başlandı. İnsan hakları, insan için ekonomi, ülke çıkarları, demokrasi algılamasına ilişkin gerçek yükselen değerler yeniden gündemimize giriyor. Düzenin sorgulanması yeniden gündemimizde; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının sadece eski 68’liler değil, yeni kuşak gençlikle birlikte anılmaları, işçi haklarının yeniden gündeme gelmesi, 1 Mayıs tartışmaları.. yeni rüzgârların habercisi sayılabilirler…

soner@cumhuriyet.com.tr

Şükran Soner

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS