Samsun’da ‘İmar Terörü’ - Oktay Ekinci
Mayıs 07, 2008 - OKTAY EKİNCİ
Ulusal medyada polisin dayaklı, tokatlı, gaz bombalı “1 Mayıs gösterileri” yayımlanırken Samsun basınında ise Mimarlar Odası‘na bir gün önce yapılan “intikam saldırısı” yer alıyordu.
Okurlarımız anımsarsa; geçen ay İskenderun’daki “imar düzenbazlıkları”na karşı çıkan Mimarlar Odası Hatay Şubesi yönetiminden Ercüment Kimyon dövülerek hastanelik edilmişti. Şimdi de Samsunlu mimarlar aynı düzenbazların bilinen nedenlere dayalı kaba kuvvet gösterilerine hedef oldular…
“Bilinen” diyorum; olayı duyanlar, bu “faili meçhul”(!) saldırı için hemen şunu düşündüler: “Kentin kıyısını işgal eden ‘Yabancılar Pazarı Binası’ projesine karşı odanın açtığı davada, yargının durdurma kararı vermesi üzerine tertiplenen gözdağı…”
Yani, imar ve kent hukukunu savunanların, -bundan ötürü- çıkarları zedelenenler tarafından mafya yöntemiyle cezalandırılması…
Türkiye’de üst düzey “siyasal kollama”yla süregelen yağma düzeni, terorizme yeni bir deyim kazandırıyor. Talan adına estirilen “imar terörü”, kamu yararını gözeten meslek odalarını “imar teröristleri”yle engellemeye çalışıyor…
Taksim’de ‘gerekçe!’
Samsun’daki “saldırgan düzenbazlıklar”a kısa bir ara verip Taksim’deki 1 Mayıs terörünün “gerekçe”sine(!) bakalım…
İçişleri Bakanı 30 Nisan’daki basın toplantısında alanı yasaklamalarının nedenini şöyle açıklamış: “Taksim belli bölgelere trafik akışının merkezidir, miting yapılması vatandaşımızın günlük hayatını çok etkiler…”
Ertesi günü ise bütün kentte trafik durdurulunca, acaba birileri bakana şunu söyledi mi? “Taksim’deki kutlama gerçekleşseydi, gün boyu böylesi bir ulaşım krizi de yaşanmayacaktı…”
Hani aynı yasak, günlük hayatın etkilenmemesi içindi?
İktidardakilerin, nedeni bilinen ama “söylenmek istenmeyen” siyasal tutumları için bu gibi “absürd” gerekçelerle açıklama yapmaları, ilk kez olmuyor; ancak, bu içtensizliğin zaman zaman değil, neredeyse her gün, her konuda yinelenmesini ilk kez yaşıyoruz.
Ülkeyi yönetenler, hemen tüm yaptıklarını “gerçek niyet”leri dışındaki düzmece gerekçelerle açıklıyorlarsa, ortalıkta hâlâ görünmeyen demokrasinin artık meydana çıkarak şunu sorması gerekiyor: “Yoksa asıl siyasal amacınız, ‘açıkça söylenmemesi gereken’ bir hedefi mi içeriyor…?”
Söylem ve uygulama
Nitekim Samsun’daki gerilimde de resmi söylem ile uygulama arasında benzer çelişkiler yüzünden tırmanıyor.
Büyükşehir Belediyesi’ni yönetenler, Mimarlar Odası‘nın kıyı arazileri için “toplumun kentsel yaşam ihtiyaçlarına ayrılmalıdır” görüşüne hak veren açıklamalar bile yapmışken tutup, sadece “kimi esnafın ticaret yeri ihtiyacı”nı gözeten inşaatlarını, yasalara aykırı olarak “denizin dibi”nde başlatması, nasıl tanımlanabilir?
Bunu sorgulayan yüksek yargının da “durun, hukuka aykırılığa devam etmeyin” demesi üzerine, aynı projeden nemalanmayı bekleyenlerin intikamını çağrıştıracak bir saldırı, nasıl yorumlanabilir?
TMMOB’nin bu çağdışılığı kınadığı 1 Mayıs 2008 tarihli “Samsun bildirisi” ile İstanbul’daki “tekme tokat fotoğraflar”ın medyada “aynı gün” yayımlanması, hukuka ve demokrasiye “birlikte” indirilen darbenin “eşzamanlı belgeleri” olarak tarihe geçiyor…
Terörist yasalar
Peki, acaba iktidar, İstanbul’daki “1 Mayıs terörü” için hâlâ özür dilemese bile, hiç değilse İskenderun’daki ve Samsun’daki imar terörünün üstüne gidebilir mi?
Siyasal yandaşı olan yerel yöneticilere, “Partimizin adına yakışın; adaleti kent yaşamında da uygulayın, kalkınmada yandaşlarınızı değil toplumu gözeten bir imar politikası izleyin..” diyebilir mi?
Bu sorunun yanıtı; “trafik aksamasın” diye işçilerin Taksim’e sokulmaması savaşının yapıldığı günlerde, aynı trafiğin baş düşmanı rant yapılaşmasını daha da çoğaltacak yeni yasaların gündeme getirilmesinden belli değil mi?
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.