Dünya nelerle uğraşıyor, biz nelere odaklanıyoruz? - Yiğit Bulut
Mayıs 06, 2008 - YİĞİT BULUT
Geçtiğimiz günlerde, “sizlerle beraber olamadığımız günlerde” demek daha doğru; “kafamı ekonomiden uzaklaştırmak” adına yurtdışında uzun süredir katılmak istediğim birkaç toplantı ve konferansa katıldım. Hiçbiri “ekonomi” hakkında değildi. İlgilendiğim ve odaklandığım konular “kuantum fiziği”, “genetik” ve “kaos teorisi” ile ilgiliydi. Amacım kafamı dağıtmak, başka tarafa bakarak, hepimizin başına gelebilecek aslında gözümün önünde “duranları” görememe durumunu yenmekti. Tek kelimeyle ifade edeyim; keşke CHP-AKP çekişmesinin odak olduğu, ekonomideki illüzyonun “pazarlandığı”, kızlarımızı nasıl başlarını kapatıp eve hapsedelim politikasına karşı durmaya çalıştığımız küçük dünyamızda kalsaydım. Hala “keşke” diyorum.
Neden diyeceksiniz?
Hemen arz edeyim. Dünyanın özellikle genetik konusunda aldığı yolu “duydukça, anladıkça” ve bizim “kısır gündemi” düşündükçe, değişen dünya düzeninde “değişmezler” olarak nasıl “kontrol edilenler” olma yolunda “azimle” ilerlediğimizi anladım. Dünya ile aramız hızla açılıyor ve biz hala Osmanlıya matbaayı sokmayıp “yok olmasına” yol açan zihniyetin kalıntıları ile savaşıyoruz!
Aldığım notları aktarayım;
* Özellikle ABD’de “devlet destekli” yürütülen “insan genomu” projesine karşı özel sektörde müthiş bir atak var.
* İngiltere, ABD’den sonra “bu konuya özel ve devlet” anlamında an fazla fon ayıran ülke. İngiliz araştırmacılar da “ciddi” yol almış.
* Özel sektör içinde en dikkat çeken firmalardan biri “Celera Genomics” ve arkasındaki isim “devlet gen projesine” kafa tutmasıyla öne çıkan Craig Venter.
*Hatta özel şirketlerden biri olan “Celera” ve bağlaşık şirketler o kadar ileri gitmişler ki; yapay bir hayat formu daha doğrusu sentetik kromozom yapmayı başarmışlar.
* Aralarında Nobel ödüllü Hamilton Smith adlı bilim adamının da bulunduğu 20 kişilik ekip, tamamen laboratuvar kimyasal malzemeleri kullanarak, 580 bin çift genetik şifre içeren 381 geni birbirine ekleyerek yapay kromozomu elde etmişler. Burada önemli bir tartışmayı aktaralım; bu yapay hayat formu bir bakteriye enjekte edilip onu ele geçirip, kontrol ederek gelişiyor. Yani “beden istendiği” gibi şekillendirilebiliyor ama “ruh” yani “canlılık” için “bakteri” kullanılıyor.
*İnsan genomu projesi 1990 yılında “resmi” olarak başlıyor. 1990 yılında Türkiye’de nelerle uğraştığımızı lütfen düşünelim. Bugün kamuoyuna açıklanan sonuçlarından bildiğimiz kadarıyla “insan genomu” tam bir matematiksel tabloya dönüştürülmek üzere. Ne o demeyin. Şöyle izah edeyim; karşınızdakinin yaptığı biyolojik silah hakkında “en küçük bir fikriniz” dahi olamadan sizi “silebilirler”.
* Buna paralel olarak “farmakogenomi” yani “insanın gen yapısına uygun ilaç geliştirme” alanında inanılmaz adımlar atılıyor. Şimdi bunu yine tersten düşünün; biyolojik bir savaşta “düşmanınız” nerede duruyor ?
* İşin daha da ilginç yanı “Amerika ve İngiltere’de” bu projelere para yatıran şirketler, ülkenin en büyük “holdingleri” ve “bağlantılı şirketleri”. Aklıma bizim “büyükler” geldi. Geçen gün bir holding yöneticisi “ne kadar çok market açtıklarını” anlatıp, televizyonlarda “aferin” bekliyordu. Gerçekten aferin; vatandaştan malı vadeli al, rafa koy, peşin sat, ürünlerin çoğu ithal olsun, yerli halkı “hizmet sektöründe” asgari ücretle kullan, sonra ne kadar büyük yatırımcıyım de! “Finansal entelektüel birikim” yok ki! Herhalde Türkiye’deki büyük şirketlerden birinin kapısına “böyle bir proje ile” gitseniz, “arsa yok mu kardeşim üstüne bina yapalım” diyerek kapıdan kovarlar! Biz değil miyiz; elimizdeki bütün teknoloji odaklı telekom şirketlerini üç kuruşa yabancıya satan!
Sevgili dostlar, lafı fazla uzatmayacağım. Ben gördüklerime, duyduklarıma ülkem adına çok üzüldüm ve aldığım notların çok küçük bir bölümünü de ekleyerek, bütün iyi niyetimle sizlere aktardım. Ha “boş ver bunları kardeşim” diyorsanız, gelin o zaman tartışalım; laik miyiz, değil miyiz! El sıkan kadınlar cehennemlik midir! CHP mi yoksa AKP mi! MHP’ye de dava açılsın mı! Avrupa Birliği ne dedi!
Sonuç: Hep birlikte “kamuoyunu” değiştiremez ve ülkede “zihinsel” devrimi en kısa sürede başlatamazsak, inanın “yeni dünyada yerimiz yok”!!
Yiğit Bulut
Vatan


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.