Benzerlikler - Farklar - Öztin Akgüç
Mayıs 04, 2008 - ÖZTİN AKGÜÇ
Ülkemizde 1950-60 dönemini yaşayanlarla, günümüzde AKP iktidarını ve Sayın RTE’ yi görenler, gözlemleyenler belirgin benzerlikler bulabilirler. Yine tek adam yönetimi; şakşakçı parti grubu, atamalarda adam kayırma, partizanlık; kamu kaynakları ile kişi zengin etme politikası, kişi midesinden bağlanır anlayışı; karşıt görüşte olanları, muhalifleri ezme, cezalandırma girişimleri, besleme-yalaka basın, yazar-çizer takımı oluşturma; yargıyı baskı altına alma girişimleri, üniversitelerle özellikle saygın hocalarla sürtüşme, ülkede politik gerilimi yüksek tutma; dini politikaya alet etme; bol halk avcılığı (demagoji); her olanaktan yararlanarak övünme, övülme, halktan yana görüntü vererek ekonomide günü kurtarma anlayışı… Başka benzerlikler de görülebilir.
Benzerliklere karşın farklar, nitelik farkları da var mı? Fark ve benzerlikler bulmak, değerlendirmek bir ölçüde özneldir. Bunu bilmekle beraber simge olarak türban ile DP rozeti dışında gözleyebildiğim bazı farkların altını çizeyim.
***
Demokrat Parti’nin TBMM’deki grubu da şakşakçı idi, yanlış uygulamaları önlemek, frenlemek yerine olanları örtbas etmek eğiliminde idiler. Gerektiğinde TBMM içinde şiddete de başvuruyor, muhalefeti konuşturmamaya çalışıyor, laf atıyor, günümüzde TBMM’de yaşananlara benzer davranışlarda bulunuyorlardı ama; içlerinde gerçekten bu dönemle kıyaslandığında nitelikli kişiler bulunuyordu. O günlerin lehine artı bir nitelik farkı olduğu söylenebilir.
DP de dış güçlere ödün vermiş ama bugünden farklı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne de sahip çıkmıştır, ezdirmemiştir. Türkiye’nin gururunu, bir-iki kötü örnek dışında korumuştur. Celal Bayar ‘ın Milli Mücadele’den gelen kişiliği; Atatürk ‘e saygısı, bağlılığı herhalde etkili olmuştur. Örneğin belleğimde kaldığına göre, DP döneminde Dünya Bankası’nın Türkiye’deki temsilciliği ya kapatılmış ya da açılmasına onay verilmemiştir. Hangi nedenden olursa olsun, dış güçlerin gerek ekonomik, gerek siyasal açıdan, AKP döneminde olduğu kadar Türkiye’nin iç işlerine karışmalarına, yönlendirmelerine izin verilmemiştir. Fatin Rüştü Zorlu, dış güçlerin eleştirisini çekecek ölçüde, kişiliğinden de kaynaklanan bir davranış özelliği ile Türkiye’yi dış ilişkilerde ezdirmemiştir.
Demokrat Parti ileri gelenlerinin, milletvekillerinin servetleri, 1960 askeri hareketinden sonra genel bir incelemeye tabi tutulmuştu. Bu bağlamda bir anımı aktarayım. O tarihlerde Hesap Uzmanları Kurulu İstanbul grubunda çalışıyorum. Askerlikten yeni terhis olmuşum, 1960 askeri hareketi nedeniyle terhisim bir süre gecikmiş, tam İstanbul yaşantısına yeniden uyum sağlamaya çalışırken; açıkçası bana darbe gibi gelen bir görev verildi. Ankara’da işler yoğunmuş; Ankara grubunu takviye gerekiyormuş, İstanbul’dan bir grup hesap uzmanının Ankara’da bir süre görev yapması isteniyormuş. “ Askerden yeni geldim, askere gitmezden önce de Anadolu turnesi yapıyordum, kaç yıldır İstanbul dışındayım ” yakınmama, sızlanmama olumlu yanıt alamadım. Apar topar Ankara’ya gönderildim… Diğer incelemeler yanında servet beyannamesi incelemeleri de var. Celal Bayar ‘ın incelemesini kimse üstlenmemiş. Belki yanlış yorumluyorum ama bir kez isim büyük, ikincisi belgeler koca bir sandığa doldurulmuş. Göz korkutuyor. Rahmetli arkadaşım Özdemir Soran (Mülkiye’de lakabı Özbi), her zamanki alaycı ifadesiyle “Cella’nın sandukası” diyor. Celal Bayar’ın belgelerini incelemek bana yıkıldı. Belgeler gerçekten düzgündü, günlük gelir-gider yazılıyor, aylık hesap çıkarılıyor, gelir-gider farkı belirleniyordu. O nedenle inceleme, sandığın büyüklüğünün göz korkutuculuğu kadar zor olmadı. Ben kişisel arşiv tutmam, belleğimde kaldığı kadarı ile 60 bin TL civarında açıklanamayan bir servet farkı çıkmıştı. Ben de raporu “ 10 yıllık bir incelemede bu denli bir fark çıkabilir, haksız bir edinim olmadığı görüşündeyim ” diye bağlamıştım. Kişisel kanıma göre, Tanrı rahmet eylesin, Celal Bayar’ın, Cumhurbaşkanlığı döneminde haksız, usulsüz bir servet edinimi yoktur.
***
Dileğim AKP ileri gelenlerinin de gelir ve servetlerinin iktidardan düştükten sonra incelenmesi; şeffaflık, dürüstlük bunu gerektirir. Siyasilerin ve yakınlarının servet incelemelerini sulandırılmadan kural haline getirelim. Daha nesnel bir dürüstlük karşılaştırması yapalım, farkları da görelim.
Öztin Akgüç
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.