İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Ayaklar Baş, Ya Olacak, Ya Olacak! - Deniz Kavukçuoğlu

Mayıs 04, 2008 - DENİZ KAVUKÇUOĞLU

İstanbul, 1 Mayıs günü tam anlamıyla bir felaket yaşadı. Kentin yeteneksiz yöneticileri, güvenlik adına İstanbullulara 12 Eylül faşizmini anımsatan dehşet dolu saatler yaşattılar; yalnızca İstanbullulara değil, kente gelen yabancı turistlere de.

Önce Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Merkezi, sonra Özgürlük ve Dayanışma Partisi İl Merkezi polis tarafından basıldı, yapıların içine gaz bombaları atıldı, DİSK binasının önünde beklemekten başka günahı olmayan işçilerin üzerine tazyikli su sıkıldı, ÖDP binasının önünde çay içen partililer coplandı. Cankurtaranlar hastanelere yaralı taşıdılar.

Televizyonlar olan bitenleri, o dehşet görüntülerini dakikası dakikasına verdiler. Tüm dünya gördü ki yetkililerin günlerdir ağızlarına doladıkları provokatörler’, sabahın köründe DİSK Genel Merkezini basan, işçileri gaz bombalarıyla hastanelik eden güvenlik güçlerinden başkası değildi. Kimi grupların polise karşı taşlı-sopalı direnişleri bu haberlerin yayılması üzerine başladı.

Şiddet, karşı şiddeti doğurdu.

İstanbul Valisinin göstericilere karşı polisin orantılı güç kullanacağına ilişkin sözleri havada kaldı; polis, göstericilerin üzerine bir benzerine rastlanmamış yoğunlukta gaz bombası fırlattı, yerde yatan göstericilere tekmeler savurdu. Turistler dövüldü. Gazetecilerin kolları kırıldı. Polis, devlet terörü nedir sorusuna en somut yanıtı, Şişli Etfal Hastanesinin acil servisine gaz bombası atarak verdi.

Sendikacılar uygulanan terör karşısında can güvenlikleri nedeniyle Taksime yürümekten vazgeçtiler. Devlet terörü, emekçilerin sivil demokrasi ve özgürlük taleplerine görünüşte galebe çaldı. Fakat son çözümlemede kazananlar yine de sendikacılar, işçiler ve emekçilerle dayanışan insanlar oldu.

***

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü sendikaların istekleri doğrultusunda Taksim Alanında kutlansaydı ne olurdu? Hiçbir şey olmazdı, yüz binler alanı doldurur; marşlar, türküler söylenir, halaylar çekilir, konuşmalar yapılır, sonra kalabalık dağılırdı.

1 Mayıs 1977 günü de kutlamaların son aşamasına, DİSK Genel Başkanı Kemal Türklerin konuşmasını yaptığı ana kadar böyle olmamış mıydı? Ta ki devletin içine yuvalanmış karanlık güçlerin tetikçileri kurdukları pusulardan halkın üzerine yaylım ateşi açana kadar.

12 Eylül faşizmi 37 kişinin yaşamını yitirdiği 1 Mayıs 1977 kıyımını kullanarak Taksim Alanını emekçilere yasakladı. Konu türban olunca demokrasi ve özgürlüğü dilinden düşürmeyen AKP iktidarı da bu yasağı başarıyla (!) sürdürüyor.

Fakat her şerde bir hayır vardır, denir ya, bu 1 Mayısta AKPnin sahte demokrasisinin boyaları dökülünce altındaki İslamcı-faşizm iyice ortaya çıkmıştır. Bir kez daha görülmüştür ki bu iktidar, başta emekçiler olmak üzere kendisi gibi düşünmeyen her kesime, her kişiye düşmandır. AKP iktidarı başta kaldıkça bu ülkede demokrasinin de, özgürlüğün de, insan haklarının da çağdaş uygarlık düzeyinde gerçekleşmesi olanaksızdır.

***

Peki, ne yapacağız? Bu sorunun yanıtını Başbakan, Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar! diyerek vermiştir. Bu, derin bir korkunun ifadesidir. Türkiyedeki işbirlikçi kapitalist iktidarın başı, ayakların baş olmasından korkmaktadır; 1 Mayısta başvurulan devlet terörünün nedeni de bu korkudur. İktidar, korkusunun kaynağı olan emekçileri panzerlerle, tazyikli sularla, gaz bombalarıyla baskı altına almak çabasındadır.

Bu çaba bize aynı zamanda hedefimizi de gösteriyor: Ayakları baş yaparak korktukları o kıyameti koparmak!

Unutmayalım: Toplumdaki ayaklar yalnızca mavi tulumlu işçiler değildir; işçiler kadar köylüler, memurlar, kamu görevlileri, özel sektör çalışanları, birbiri ardınca kepenk kapatan esnaf da her türlü toplumsal, ekonomik, siyasal kötülüğün kaynağı olan kapitalizmi taşıyan ayaklardır.

Kurtuluşun da, demokrasinin de, özgürlüğün ve toplumsal refahın da yolu, ayakların baş olmasından geçmektedir. Öyleyse ayaklar baş, ya olacaktır, ya olacaktır!

e-posta: dkavukcuoglu@superonline.com

Deniz Kavukçuoğlu

Cumhuriyet

  1. AYYILDIZ yazmış,

    SAYIN DENİZ KAVUKÇUOĞLU,YAZINIZI OKUDUM.SİZİ YÜREKLİLİĞİNİZDEN DOLAYI GÖNÜLDEN KUTLUYORUM.SİZ YAZINIZIN SON METNİNDE BAŞBAKANIN AYAKLAR BAŞ OLDU SÖZÜNDEN BAHSETMİŞSİNİZ.AMA ANLIYORUM Kİ BAŞBAKANIN NEDEN BAHSETTİĞİNİ TAM ANLAYAMAMIŞSINIZ.SAYIN BAŞBAKAN O SÖZLERİ İLE KENDİ İKTİDARINI İMA ETMİŞTİR.O SÖZLERİ BİZİM HALKIMIZ İÇİN SÖYLEMEMİŞTİR.BURADA BAHSETTİĞİ AYAK KENDİSİDİR.ÇÜNKİ ONLAR TÜRKİYE’NİN DEĞİL AMERİKANIN VE BİR GRUP İSRAİL’İN BÜROKRATI VE EMİR ERİDİR’ LER.BAŞBAKAN SAĞOLSUN BUNU AÇIK SÖYLEMEKTEDİR.BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI BAŞKA ÜLKEDEN ÖDÜL ALMAZ.AMA BİZİM BAŞBAKANIMIZ NEDENSE HALKIMIZ KENDİSİNE ÖDÜL VERECEĞİ ANDA YURT DIŞINA ÇIKIYOR.AMA YABANCI SERMAYE KENDİSİNE ÖDÜL VERECEĞİ ANDA KOŞA KOŞA GİDİYOR.SAYIN BAŞBAKAN İSRAİL’DEN ÜSTÜN CESARET ÖDÜLÜ ALDI.BU ÖDÜLÜ İSE GENEL MERKEZİNİN CAMLARINA VE HER KÖŞESİNE TAKTIRDIĞI YAHUDİ YILDIZLARINDAN DOLAYI ALDI.ATATÜRK SONRASI GELEN HİÇ BİR YÖNETİM YABANCI SERMAYEYE EMİR ERLİĞİ YAPTIĞINI AÇIKÇA GÖSTERMEMİŞTİ.HEP GİZLİ HİZMET ETMİŞTİ.AMA ARTIK SAYIN BAŞBAKAN HALKIMIZLA ALAY EDERCESİNE BUNU AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR.MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLEYEN BAŞBAKAN AB’NİN EMRİ İLE KUR-AN ‘DAN AYETLER ÇIKARMAKTADIR.DİNLER ARASI DİYALOG YALANLARI İLE KENDİ KÖKENİNİ AÇIĞA ÇIKARIRCASINA PAPAZA KENDİSİNİ KUTSATMIŞTIR.YANİ ÖZÜNE DÖNMÜŞTÜR.SAYIN BAŞBAKANIN DA DEDİĞİ GİBİ AYAKLAR ARTIK BAŞ OLMUŞTUR.BİZE DÜŞEN GÖREV İSE YÜCE TÜRK MİLLETİNİN ARTIK AYAKLARI İKTİDARDAN ÇEKİP,ASLİ GÖREVİNE BAŞLIK GÖREVİNE DÖNMESİDİR.SONSUZ SAYGILARIMLA.AYYILDIZ PARTİSİ GENEL BAŞKANI SERAP GÜLHAN NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS