Üç Kimlikli - Cüneyt Arcayürek
Mayıs 03, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Yavaş oldu, geç oldu ama nihayet -dinci yayınlar dışında- medya da AKP’nin gerçek yüzünü kavramaya başladı.RTE kafası, bu kafanın peşine takılmış kadro ile özlenen çağdaş demokrasiye varılamayacağını anladılar.
1 Mayıs olaylarını yansıtan manşetler, haberler,
yorumlar yenir yutulur içerikte değil.
Kargaların kahvaltı ettiği saatte 06.45′te DİSK önünde toplanarak Taksim’e doğru yola çıkmaya hazırlanan gruplara gazla, copla, tekmeyle, yumrukla, tazyikli suyla saldırıldı.
Henüz yasadışı bir hareket yok. Emekçiler ellerinde karanfiller, yürüyüşe toplu olarak geçmek için DİSK Genel Merkezi önünde toplanıyorlar.
Nazi Almanyası’nda Yahudilere saldıran, terör estiren faşist kahverengi gömleklilere taş çıkartacak sinsi bir plan hazırlığını nereden bilsinler.
Celalettin Cerrah , en iyi savunma -yasadışı bir harekette bulunmamalarına karşın emekçilere- yasadışı bir eylem yapmaktır varsayımıyla dört bir koldan saldırdı.
Olaylar başladıktan, olaylar durulduktan sonra hükümetten tek cümlelik bir açıklama gelmedi.
2008 yılının 1 Mayıs olaylarının tek sorumlusu sadece İstanbul Valisi Muammer Güler ile Emniyet Müdürü Cerrah değil. Başlıca sorumlu hükümet.
İstanbul’daki alışılmadık ve beklenmedik saldırılara girişmeden önce önlemleri hükümete sorup söyledi. Hükümet İstanbul’u cesaretlendirdi.
Hükümet sendikalarla sözüm ona uzlaşma aradı.
Oysa kaba mantık egemendi RTE’ye de çevresine de… Devlet benim. Biz hükümetiz. Ya dediğim gibi hareket eder, Taksim’den vazgeçerler… Ya da?
Ya da tank hariç, elimdeki polis ordusunu harekete geçirir, devletin her türlü silahını emekçilere kullanmakta bir an bile duraksamam! Kafa bu!
***
1 Mayıs günü devlet terörü bütün olanaklarıyla emekçilerin üzerine yürürken RTE beyefendi, milletvekilleriyle toplanmış, görüşmeler yapıyor.
Arada bir eline kâğıt tutuşturuyorlar. İstanbul’daki olayların gelişmesini kısaca bildiren ve fakat bir başbakan, bu Başbakan, toplantıyı yarıda kesip Başbakanlık’taki odasına koşmuyor.
İstanbul Valisi’ni arayıp olaylarla ilgili doğrudan bilgi almayı aklına bile getirmiyor.
Şiddetin arttığını yansıtan TV ekranlarına bakıp, yerlerde sürünen, polisin tekmeleri altında inleyen insanları görünce bu vahşete son verilmesini emretmeyi düşünmüyor bile…
Ne yapıyor? Gözünü İstanbul notuna dikmiş, dudakları sarkmış bir süre duruyor ve toplantıda bulunan milletvekillerine:
“….Sendikaların Taksim konusunda bu kadar direteceklerini düşünmüyordum… Neden direttiklerini ben de anlayamadım…” diyor.
Günlerdir konuşulan bir konuyu, emekçilerin Taksim’i neden istediklerini hâlâ anlayamamış bir Başbakan!
Elinde illegal grupların Taksim’de olay çıkaracaklarından söz eden kıytırık istihbarat. Bu grupların Taksim’de olay çıkarmalarını engellemeyi düşüneceği, devletin emniyet güçlerine bu grupları eyleme geçmeden bulup etkisiz hale getirmelerini emredeceği yerde.. emekçilere gazla, copla, tekmeyle saldırmayı planlayan bir Başbakan!
Milletvekillerine sendikaların “gereksiz yere gerginlik içine girdiğini” söyleyen, ama 1 Mayıs olaylarında saldıranın bulunmasını isteyeceği yerde, üstelik benim işçim dediği emekçilere saldırmayı sağlayan bir Başbakan!
Bu, nasıl bir Başbakan?
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi açıkladı:
“…Başbakan ikili görüşmelerde başka (sakin ve yumuşak) .
Başbakan AKP grubunda başka (sert) .
Başbakan halk önünde başka (saldırgan) bir başbakan…”
Bu anlatımdan çıkan sonuç: Gününe, yerine ve zamana göre değişen üç kimlikli bir Başbakan!
Şimdi koltuğa oturmuş, çevresinde dalkavukları 1 Mayıs olaylarında emekçileri, sendikaları sorumlu tutacak bir şeyler arıyordur…
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.