İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Talan Özgürlüğü Demokrasi Değildir - Ali Sirmen

Mayıs 03, 2008 - ALİ SİRMEN

AKP iktidarının 1 Mayıs’taki tutumu üzerine DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi,- Bunlar yalnızca türban özgürlüğünden yanadırlar, demiş.

Bence, olay bu denli yalın değil.

Bugün iktidar olan zihniyet, dinsel ve siyasal simgeleri kamu alanına egemen kılarak kendi sultasını pekiştirmek istiyor. Bu bir gerçek.

Ama “tarikat-ticaret-siyaset” üçgenini bütünüyle kavramak gerek. Bu üçgenin sihirli altın kenarları, ondan yararlananları, zengin etmeye yönelik bir alanın sınırlarını oluşturuyor.

Aslında tarikat kenarının korumak istediği de zenginleşmedir.

Yurttaşların, bireylerin zenginleşmesi demokrasi için hiç de kötü bir şey değil.

Sürdürülebilir bir kalkınma ile bu gelişmenin meyvelerinin toplum içinde görece hakça devşirilmesi rejimi de güçlendirir.

Ancak demokrasideki zenginleşme, ister eşitlikçi olsun, ister olmasın, her halükârda üretime dayanmalıdır.

Demokrasi bir burjuva rejimidir. Burjuvazi üretim ilişkilerini kendi yararına oluştururken, üretimi de büyük ölçüde arttırmayı başarmış, rejimini böylece ayakta tutmayı becermiştir.

***

Türk demokrasisine bakınca ne görüyoruz?

Cumhuriyet 1923 yılında kurulmuş, belli başlı kurumları 10-15 yıl gibi bir süre içinde yaşama geçirilmiş. Rejim kuruluşundan 23 yıl sonra çok partili yönetime evrilmiş; 27 yıl sonra, kuruluşunun üzerinden elli ay bile geçmemiş olan muhalefet partisi iktidar olmuş.

Kısacası Cumhuriyetimiz seksen yaşını aşmış, “demokrasi” diye algıladığımız çok partili yönetimimiz de altmışıncı yılını geride bırakmış.

Avrupa’nın ucundaki İspanya’ya bakalım. Bizde cumhuriyet kurulduğunda İspanya krallıktı. Ardından 2. Dünya Savaşı öncesi bir iç savaş yaşadı ve ondan Franco diktasıyla çıktı.

Kırk yıla yakın süre Franco sultasında yaşayan İspanya, 1973′te diktadan kurtuldu. Kısa sürede bütün güçlerin büyük özverisi ve işbirliğiyle kurulan ve oturan demokrasinin İspanya’daki geçmişi topu topu 35 yıllık.

Yani hâlâ krallık olan İspanya’nın demokrasisi bize oranla çok daha genç, ama gelin görün ki çok daha sağlam. İspanya AB’nin önemli üyelerinden biri. Üstelik bir zamanlar dinsel taassubun fazla baskın olduğu bu ülkede, bizde çok tartışılan cumhuriyet kurumları ve değerleri, rejim krallık olmasına rağmen daha geniş bir kabul görmüş durumda.

İki ülke arasındaki fark, bizim sistemimizde bir yanlışlık olduğunu gösteriyor.

***

Farklılık nereden kaynaklanıyor diye araştırırken, bakılması gereken yer, iki ülkenin ekonomilerinin yapısıdır.

İspanya’da ekonomi, üretime dayanıyor. Bu ülkede, çeşitli etnik farklılıklar sorun oluştursa bile, sürdürülebilir bir kalkınma sağlayacak ekonomik model oturtulabilmiş. Tartışmalar, üretimin paylaşımı noktasında odaklanıyor, burjuva demokrasilerinin alışılmış görüntüsüdür bu.

Ürettiğinden çok üreyen insanların ülkesi Türkiye’de ise 70 milyon nüfusa, yalnızca 20 milyon kişi çalışarak bakabiliyor. Üretim yetersiz.

Ama bazı insanlar yine de zenginleşiyorlar, dolar milyarderi sayımız artıyor, hatta Avrupa’da dolar milyarderi sayısında dereceye bile girer hale geliyoruz.

Bu zenginleşmenin temelinde üretim yok. O denli milyarder üretecek bir ekonomik yapıya sahip değiliz.

Bu zenginleşmenin temelinde talan ve avanta yatıyor.

“İş bilenin, un akıtanın” döneminde, spekülasyon, avanta krediler, avanta nimetler ve talandan sağlanan paraların özgürlüğü savunuluyor. Kamu alanındaki türban, tarikat-ticaret-siyaset alanı içindeki avanta ve talan düzenini örtmek için kullanılıyor. Türban özgürlüğünün asıl korumak istediği özgürlük budur.

Talan ve avantanın bölüşüm kavgası ise demokratik tartışmayla olmuyor. Talan ve avanta özgürlüğü demokrasi değildir.

Talan ve avanta özgürlüğü emeğin de, demokrasinin de düşmanıdır.

Ali Sirmen

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS